<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Psikoloji Videoları</title>
	<atom:link href="http://www.psikotube.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.psikotube.com</link>
	<description>Bellek Hipnoz Hiperaktivite Psikofarmakoloji Motivasyon NLP Psikoterapi Videoları</description>
	<lastBuildDate>Wed, 30 Nov 2011 12:39:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Sigmund Freud’un Biyografisi-III</title>
		<link>http://www.psikotube.com/psikoterapistler/sigmund-freud%e2%80%99un-biyografisi-iii/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/psikoterapistler/sigmund-freud%e2%80%99un-biyografisi-iii/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 12:26:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoterapistler]]></category>
		<category><![CDATA[Freud'un Hayat kronolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sigmund Freud’un Biyografisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=430</guid>
		<description><![CDATA[Hayat kronolojisi 1856 6 Mayıs. Musevi bir ailenin çocuğu olarak Moravya&#8217;da Freiberg&#8217;de (bugün: Příbor) doğar. 1860 Aile Viyana&#8217;ya yerleşir. 1865 İlkokula girer. 1873 Viyana Üniversitesine tıp öğrencisi olarak girer. 1876-82 Viyana&#8217;da Fizyoloji Enstitüsünde Brücke&#8217;nin yanında çalışır. 1877 İlk yayınlar: anatomi ve fizyoloji üzerine makaleler 1881 Tıp doktoru olarak mezun olur 1882 Martha Bernays ile nişanlanma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/LNxTrKyBpMc" frameborder="0" width="500" height="284"></iframe></p>
<p><strong>Hayat kronolojisi</strong><br />
1856 6 Mayıs. Musevi bir ailenin çocuğu olarak Moravya&#8217;da Freiberg&#8217;de (bugün: Příbor) doğar.<br />
1860 Aile Viyana&#8217;ya yerleşir.<br />
1865 İlkokula girer.<br />
1873 Viyana Üniversitesine tıp öğrencisi olarak girer.<br />
1876-82 Viyana&#8217;da Fizyoloji Enstitüsünde Brücke&#8217;nin yanında çalışır.<br />
1877 İlk yayınlar: anatomi ve fizyoloji üzerine makaleler<br />
1881 Tıp doktoru olarak mezun olur<br />
1882 Martha Bernays ile nişanlanma<br />
1882-5 Viyana Genel Hastanesinde çalışma, beyin anatomisi üzerinde yoğunlaşma: pek çok yayın<span id="more-430"></span><br />
1884-7 Kokainin klinik kullanımı üzerine araştırmalar<br />
1885 Nöropataloji Privatdozent&#8217;i (üniversite hocası) olarak atanma<br />
1886 Martha Bernays&#8217;la evlenme. Viyana&#8217;da sinir hastalıkları üzerine özel muayenehane açış.<br />
1886-93 Viyana&#8217;da Kassowitz Enstitüsünde nöroloji üzerine, özellikle çocuklardaki beyin felçleri üzerine sürekli çalışma ve pek çok yayın<br />
1887 En büyük kızının doğumu (Mathilde)<br />
1887-1902 Berlin&#8217;deki Wilhelm Fliess&#8217;le arkadaşlık ve yazışma. Freud&#8217;dun, bu dönemde, ona yazdığı ve ölümünden sonra, 1950&#8242;de yayımlanan mektupları görüşlerinin gelişimine pek çok ışık tutmuştur.<br />
1887 Uygulamalarında hipnotik telkini kullanmaya başlar<br />
1888 (yak) Histerinin katartik sağaltımında hipnozu kullanarak, Breuer&#8217;i izlemeye başlar. Giderek hipnozu bırakır ve onun yerine serbest çağrışımı geçirir.<br />
1889 Telkin tekniğini incelemek üzere, Nancy&#8217;de Bernheim&#8217;ı ziyaret eder. En büyük oğlunun doğumu (Martin)<br />
1891 Afazi üzerine monografi.<br />
1892 En küçük oğlunun doğumu (Ernst).<br />
1893-8 Histeri, obsesyonlar ve <a href="http://www.psikotube.com/tag/anksiyete/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with anksiyete">anksiyete</a> üzerine araştırma ve kısa makaleler.<br />
1895 Breuer ile birlikte, Histeri Üzerine Çalışmalar; olgu öyküleri ve Freud&#8217;un kendi tekniği betimlemesi.<br />
1893-6 Freud&#8217;la Breuer arasında giderek artan görüş ayrılığı. Freud, savunma ve bastırma kavramlarını ve de nevrozun, ego ile libido arasında bir çatışmanın sonucu olduğunu getirir.<br />
1895 Bilimsel bir ruh bilim projesi: Freud&#8217;un Fliess&#8217;e mektupları arasında bulunur ve ilk kez 1950&#8242;de basılmıştır. Ruhbilimi nöroloji terimleri ile anlatmak için başarısız bir girişim, ama Freud&#8217;un daha sonraki çoğu kuramının habercisidir.<br />
1896 Ruh çözümleme teriminin ortaya çıkışı. Babasının ölümü (80 yaşında).<br />
1897 Freud&#8217;un öz-çözümlemesi; yaralanma kuramının terk edilmesine ve çocuksu cinsellik ve Oediepus karmaşasının benimsenmesine yol açmıştır.<br />
1900 Düşlerin Yorumu. Son bölümünde, Freud&#8217;un zihinsel süreçler, bilinçdışı ve haz ilkesinin üstünlüğü üzerine tüm görüşleri ilk kez özetlenir.<br />
1901 Günlük Yaşamın Psikopatolojisi. Bu, düşler hakkındaki kitapla birlikte, Freud&#8217;un kuramlarının, yalnızca patolojik durumlara değil normal zihinsel yaşama da uygulandığını ortaya koyar.<br />
1902 Professor Extraordinarius atanır.<br />
1905 Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme: İnsanoğlunda, cinsel içgüdünün gelişiminin, bebeklikten erişkinliğe dek ilk kez izlenişi.<br />
1906 (yak) C.G. Jung ruh çözümlemeye katılır.<br />
1908 Ruhçözümleyicilerin ilk uluslar arası toplantısı (Salzburg&#8217;da).<br />
1909 Freud ve Jung konferans vermek üzere ABD&#8217;ye çağırılırlar. Bir çocuğun ilk çözümlemesinin olgu öyküsü (küçük Hans beş yaşında) daha önce, erişkinlerin çözümlemesinden çıkarılmış olan sonuçların, özellikle de bebeklik cinselliği ile Oediepus ve iğdiş edilme karmaşasına ilişkin olanların desteklenmesi.<br />
1910 (yak) Narsisizm kuramının ilk ortaya çıkışı.<br />
1911-15 Ruh çözümleme tekniği üzerine makaleler.<br />
1911 Alfred Adler&#8217;in ayrılışı. Ruh çözümleme kuramlarının psikolojik bir olguya, Dr. Schreber&#8217;in öz yaşam öyküsüne uyarlanması.<br />
1912-13 Totem ve Tabu: Ruh çözümlemenin, antropolojik malzemeye uyarlanması.<br />
1914 Jung&#8217;un ayrılışı. Ruhçözümsel Devinimin Tarihi Üzerine. Adler ve jung hakkında polemik yapılan bir kesimi de içerir. Son büyük olgu öyküsünü, Kurt Adamı yazar. (1918&#8242;e dek yayınlanmamıştır).<br />
1915 Günümüze yalnızca beş tanesi gelmiş temel kuramsal sorularla ilgili oniki metapsikolojik makaleden oluşan dizi.<br />
1915-17 Giriş Konferansları: Freud&#8217;un görüşlerinin birinci Dünya Savaşı&#8217;na kadarki durumunun kapsamlı genel bir değerlendirmesi.<br />
1919 Narsisizm kuramının savaş nevrozlarına uygulanması. İkinci kızının ölümü.<br />
1920 Haz İlkesinin ötesinde: yineleme takıntısı ve ölüm içgüdüsü kuramının ilk kez açık olarak tanıtılması.<br />
1921 Grup Ruhbilimi. Egonun sistematik bir çözümsel incelenmesinin başlangıcı.<br />
1923 Ego ve İd. Bir id, bir ego ve bir de süperegoya bölünmesiyle aklın yapı ve işleyişinin büyük ölçüde düzeltilmiş tanımı. Kanser hastalığının ortaya çıkışı.<br />
1925 Kadınların cinsel gelişimi üzerine düzeltilmiş görüşler.<br />
1926 Ketvurmalar, Belirtiler ve Anksiyete. Anksiyete sorunu üzerine düzeltilmiş görüşler.<br />
1927 Bir yanılsamanın geleceği. Bir din tartışması: Freud&#8217;un geriye kalan yıllarının çoğunu adadığı bir dizi toplum bilimsel çalışmanın birincisi.<br />
1930 Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları. Bu, Freud&#8217;un yıkıcı iç güdüler (ki ölüm iç güdüsünün bir görünümü sayılmıştır) üzerine ilk kapsamlı çalışmasını içerir. Freud, Frankfurt kenti tarafından Goethe ödülü ile ödüllendirilir.<br />
1933 Hitler Almanya&#8217;da güç kazanır. Freud&#8217;un kitapları Berlin&#8217;de halk önünde Naziler tarafından yakılır.<br />
1934-8 Musa ve Tek Tanrıcılık. Freud&#8217;un yaşarken yayımlanan son kitabı.<br />
1936 Hitler&#8217;in Avusturya&#8217;yı işgali. Freud, Londra&#8217;ya gitmek üzere, Viyana&#8217;yı terk eder. Ruhçözümlemenin Bir Taslağı. Ruh çözümlemenin son, bitmemiş ama köklü bir tanımı.<br />
1939 23 Eylül, Londra&#8217;da ölümü.</p>
<p>Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Sigmund_Freud</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/psikoterapistler/sigmund-freud%e2%80%99un-biyografisi-iii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigmund Freud’un Biyografisi-II</title>
		<link>http://www.psikotube.com/psikoterapistler/sigmund-freud%e2%80%99un-biyografisi-ii/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/psikoterapistler/sigmund-freud%e2%80%99un-biyografisi-ii/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 12:24:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoterapistler]]></category>
		<category><![CDATA[Freud'un Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sigmund Freud’un Biyografisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=428</guid>
		<description><![CDATA[Freud&#8217;un Eserleri Zur Psychopathologie des Alltagslebens (Günlük Yaşamın Psikopatolojisi) Die Traumdeutung (Düşlerin Yorumu) Über Psychoanalyse (Psikanaliz Üzerine Beş Ders) Totem und Tabu (Totem ve Tabu) Zur Einführung des Narzissmus (Narsisizmin İncelenmesine Giriş) Unbehagen in der Kultur (Uygarlığın Huzursuzluğu) Jenseits des Lustprinzips Das Ich und das Es (Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd) Der Mann Moses [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/WCdkdYCUuxs" frameborder="0" width="500" height="284"></iframe></p>
<p><strong>Freud&#8217;un Eserleri</strong><br />
Zur Psychopathologie des Alltagslebens (Günlük Yaşamın Psikopatolojisi)<br />
Die Traumdeutung (Düşlerin Yorumu)<br />
Über Psychoanalyse (Psikanaliz Üzerine Beş Ders)<br />
Totem und Tabu (Totem ve Tabu)<br />
Zur Einführung des Narzissmus (Narsisizmin İncelenmesine Giriş)<br />
Unbehagen in der Kultur (Uygarlığın Huzursuzluğu)<span id="more-428"></span><br />
Jenseits des Lustprinzips Das Ich und das Es (Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd)<br />
Der Mann Moses und die monotheistische Religion (Musa ve Tektanrıcılık)<br />
Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme, 1905<br />
Der Witz und seine Beziehung zum Unbewussten, Nükte ve Bilinçdışı&#8217;yla İlişkisi, 1905<br />
Psikanalizin Tarihçesi, 1914<br />
Psikanalize Giriş Dersleri, 1917<br />
Yaşamım ve Psikanaliz, 1925<br />
Tutukluk, Semtom ve Korku, 1926<br />
Bir Yanılsamanın Geleceği, 1927<br />
Kültür İçindeki Huzursuzluk, 1930<br />
Psikanaliz ve Uygulama,<br />
Psikanaliz Üzerine,<br />
Olgu öyküleri</p>
<p>Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Sigmund_Freud</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/psikoterapistler/sigmund-freud%e2%80%99un-biyografisi-ii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigmund Freud&#8217;un Biyografisi-I</title>
		<link>http://www.psikotube.com/psikoterapistler/sigmund-freudun-biyografisi-i/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/psikoterapistler/sigmund-freudun-biyografisi-i/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 12:17:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoterapistler]]></category>
		<category><![CDATA[Sigmund Freud'un Biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sigmund Freud'un Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=423</guid>
		<description><![CDATA[Sigmund Freud&#8217;un Hayatı Orta seviye bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana&#8217;ya yerleşmek zorunda kaldıklarında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı. Lisede Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla da İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Başarılı bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/8wOkv3k0dRk" frameborder="0" width="500" height="284"></iframe></p>
<p><strong>Sigmund Freud&#8217;un Hayatı</strong><br />
Orta seviye bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana&#8217;ya yerleşmek zorunda kaldıklarında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı.</p>
<p>Lisede Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla da İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Başarılı bir öğrenciydi. Başlangıçta istemediği halde Goethe&#8217;nın yapıtlarından etkilenerek tıp okumaya karar verdi.</p>
<p>Üniversite yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaştı, okuldaki arkadaş çevresinden dışlandı. 1876 yılında fizyolojist Brücke&#8217;nin laboratuvarına girdi, burada anatomopatoloji ve insan sinir sistemi üzerine araştırmalar yaptı. 1881&#8242;de tıp öğrenimini bitirdi. 1883&#8242;te dönemin ünlü beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr. Theodor Meynert&#8217;in yönetiminde psikaytri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı. 1884&#8242;de kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884&#8242;te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi. (Yaşamım ve Psikanalız adlı yapıtında kokainin anestezik niteliklerini aslında bildiğini, yalnız tıp çalışmalarını bıraktığından dolayı bunların başkaları tarafından ortaya çıkarıldığını ileri sürer.)<span id="more-423"></span></p>
<p>Aldığı bir bursla 1885&#8242;te Paris&#8217;e gitti, Salpêtriê Hastanesi&#8217;nde, Jean Martin Charcot&#8217;nun yanında staja başladı. Burada histerinin belirtilerini, hipnotizma ve telkinin etkilerini gözlemledi. Charcot&#8217;dan çok etkilendi. (Yaşamım ve Psikanaliz &#8216;de Charcot&#8217;ya ne kadar düşkün olduğu görülür) Charcot&#8217;nun konferanslarını Almancaya çevirdi ve 1886&#8242;da yayımladı.</p>
<p>1886&#8242;da Paris&#8217;ten ayrılarak Berlin&#8217;e gitti. Burada çocuk nöropatolojisiyle ilgilendi. Viyana&#8217;ya dönerek özel hekimliğe başladı. 1886 ekim ayında 4 yıldır nişanlı olduğu Martha Bernays ile evlendi. Sinir hastalıkları ve histeri şikayetiyle kendisine başvuranlar üzerinde dönemin ünlü tedavi yöntemlerini, elektroterapi ve hipnotizmayı uyguladı. 1887&#8242;de Dr. Bernheim&#8217;in Telkin ve Telkinin Tedavideki Uygulamarı Üstüne adlı kitabını çevirdi.</p>
<p>Elizabet von R. adındaki bir kadın hasta kendisini serbest çağrışım yöntemine zorlayınca hipnozdan vazgeçti. 1892 &#8211; 1895 yılları arasında Charcot&#8217;nun Salı Günü Dersleri adlı kitabının çevirisini, savunma psikonevrozları üzerine bir makaleyi ve saplantılar ve fobiler üzerine başka bir makaleyi Breuer ile ortaklaşa hazırladı. Ancak tıp çevrelerince Histeri Üzerine İncelemeler hoş karşılanmadı. Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.</p>
<p>1896 yılında babasının ölümü üzerine derin bir bunalıma girdi ve sistematik olarak kendini çözümlemeye başladı. Yine aynı yıl Breuer&#8217;le nevrozların cinsel açıdan açıklanması konusunda ters düşerek yollarını ayırdı. Histerinin cinsel etiyolojisi üzerine verdiği bir konferans skandala yol açtı. Bu dönemde W. Fliess&#8217;le yazışmaları, özçözümleme süreci, hayatı üzerinde önemli etkiler yarattı. (Bu yazışmaları Freud&#8217;un ölümünden sonra eşi ve kızı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Freud psikanalize özel hayatını karıştırmak istemediğinden, kişisel kayıtlar bırakmamış, birçok yazışma ve mektubunu ölümünden önce yakmıştır.) Hayatının 10 yıl süren bu döneminde, Freud hem yandaş, hem öğrenci bakımından yalnız kaldı. Kendini hastaların tedavisine ve psikanalizin yaratılmasına yoğunlaştırdı. Bu sürecin sonucu olarak 1897&#8242;de Oedipus Kompleksi, 1900&#8242;de Düşlerin Yorumu (iki cilt) adlı eserler ortaya çıktı.</p>
<p>1908&#8242;te Viyana Psikanaliz Derneği kuruldu. Bu olay, Freud için bir dönüm noktasıydı, Yaşamım ve Psikanaliz kitabında buna büyük yer verdi. Ancak bu tarihten önce bile Freud&#8217;un çevresinde çözümlemenin giderek kurumlaştığı görülür. 1902&#8242;den sonra &#8220;Çarşamba Günleri Psikoloji Derneği&#8221;, adı altında başta P. Federn, O. Rank, W. Stekel ve Alfred Adler olmak üzere, Freud&#8217;un ilk yandaşları bir araya toplandılar. 1904&#8242;de E. Bleuer&#8217;le yazışmaya başladı. 1907&#8242;de Bleuer&#8217;in asistanı Carl Gustav Jung tarafından ziyaret edilir. Jung aynı yıl Zürih&#8217;te Freud Derneği&#8217;ni kurdu. Bu Freud için büyük bir başarıydı, zira psikanaliz artık ülke sınırlarının dışına çıkmıştı. Takip eden yıllarda Jung, 1. Psikanaliz Kongresi&#8217;ne katıldı ve psikanaliz üzerine konferanslar vermek üzere Freud ile birlikte ABD&#8217;ye yolculuk etti. Freud, 1910 &#8211; 1920 yıllarında Psikanaliz Üzerine, Bir Paranoya Vakası Özyaşam Öyküsü Üzerine Psikoanalitik Gözlemler: Başkan Screber, Totem ve Tabu, Narsizmin İncelenmesine Giriş, Yas ve Melankoli adlı eserleri yayımladı.</p>
<p>1923&#8242;de kendisine üstçene ve damak kanseri tanısı kondu. İzleyen yıllarda 33 kez ameliyat oldu. Sürekli protez takması gerektiğinden dolayı uzun yıllar konuşma ve yemek yeme sıkıntısı çekti. 1938&#8242;de Naziler&#8217;in Viyana&#8217;ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Avusturya&#8217;yı terk etmek zorunda kalarak Londra&#8217;ya yerleşti. Ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti.</p>
<p>Freud, prensipleri gereği kişisel hiçbir özel belge, anı defteri, mektup bırakmamış, hepsini yakmıştır. Bu nedenle, Freud&#8217;a dair ilk ve en kapsamlı bilgiler ilk olarak yakın dostu İngiliz psikaytr Ernest Jones&#8217;un 1953&#8242;te yayımlanan üç ciltlik Sigmund Freud&#8217;un Yaşamı ve Yapıtları adlı kitabıyla ortaya çıkarıldı.</p>
<p>Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Sigmund_Freud</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/psikoterapistler/sigmund-freudun-biyografisi-i/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Psikolojisi</title>
		<link>http://www.psikotube.com/gelisim-psikolojisi/cocuk-psikolojisi/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/gelisim-psikolojisi/cocuk-psikolojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Nov 2011 11:31:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUKTA UYUM VE DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[Normal ve Anormal Davranış Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Problemli Çocuklara Yaklaşım Biçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşa uygunluk]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlara göre karakteristik belirtiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=418</guid>
		<description><![CDATA[ÇOCUKTA UYUM VE DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI : Uyum, bireyin sahip olduğu özelliklerinin kendi benliğiyle içinde bulunduğu çevre arasında dengeli bir ilişki kurabilmesi ve bu ilişkiyi sürdürebilmesi şeklinde tanımlanabilir. Gelişim evrelerinin getirdiği doğal zorluklara yakın çevrenin olumsuz etkileri katıldığında, çocuk ta bunlara tepki olarak çoğunlukla duygusal düzeyde bozukluklar görülebilir. Bu olumsuz tepkilere &#8220;uyum ve davranış bozuklukları&#8221; denir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/QE-BRWyAkJo" frameborder="0" width="500" height="369"></iframe></p>
<p><strong><a href="http://www.psikotube.com/tag/cocukta-uyum-ve-davranis-bozukluklari/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ÇOCUKTA UYUM VE DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI">ÇOCUKTA UYUM VE DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI</a> :</strong><br />
Uyum, bireyin sahip olduğu özelliklerinin kendi benliğiyle içinde bulunduğu çevre arasında dengeli bir ilişki kurabilmesi ve bu ilişkiyi sürdürebilmesi şeklinde tanımlanabilir.<br />
Gelişim evrelerinin getirdiği doğal zorluklara yakın çevrenin olumsuz etkileri katıldığında, çocuk ta bunlara tepki olarak çoğunlukla duygusal düzeyde bozukluklar görülebilir. Bu olumsuz tepkilere &#8220;uyum ve davranış bozuklukları&#8221; denir. Bu ana başlık altında, parmak emme, tırnak yeme, alt ıslatma gibi alışkanlık bozukluklarından, suçluluk olarak tanımladığımız anti-sosyal davranışa kadar uzanan uyum güçlükleri toplanabilir. Alışkanlık bozuklukları, çoğu fizyolojik düzeyde sayılabilecek uyum güçlüklerinin devam etmesi ve olumsuz birer alışkanlık halinde yerleşmesi şeklinde tanımlanabilir.<br />
Çocuğun gelişmesi ve kişilik kazanması için en uygun çevre. Birçok sorunun çözülüp engellerin aşılmasıyla olumlu etkisini sürdürür. Olumlu çevreyi yaratmak güven veren, anlayışlı, sevgi dolu yaklaşımlara bağlıdır. Bu çevreyi bulamayan çocuk, güvensiz olur, karmaşık duygu, düşünce ve çelişkiler içinde bunalır. Kimsenin kendisini sevmediği, istemediği kuşkusuna kapılarak çevresindekilere inanmaz ve güvenmez. Büyüklerin ilgisini çekmek için gereksiz davranışlar yapar, bunlar bir sınırdan sonra çocuğun çevreye uyumunu bozar. Bu tür bozuklukların başında sürekli hırçınlık, sinirlilik, geçimsizlik, yalancılık, kavgacılık, söz dinlememe, kaygı ve korku hali gelir. Yaş büyüdükçe, bu tür davranışlar çevreye ve topluma uyum bozukluğu şekline dönüşür. Evden, okuldan kaçma, hırsızlık, sürekli baş kaldırma, tüm kuralları çiğneme ve saldırganlık görülebilir. Hatta çocuk ve gençlerde türlü suçlara neden olur. Bunlar arasında hırsızlık, yankesicilik, alkol uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri kullanma, kavga, tahrip, bıçak ve tabanca taşıma, yaralama, öldürme gibi hafiften ağıra giden birçok suç yer alır.<span id="more-418"></span></p>
<p><strong><a href="http://www.psikotube.com/tag/problemli-cocuklara-yaklasim-bicimleri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Problemli Çocuklara Yaklaşım Biçimleri">Problemli Çocuklara Yaklaşım Biçimleri</a> :</strong><br />
Problemli çocukların tanımlanmasında, öncelikle davranışları bakımından normal olan çocuklarla, sapan davranış örnekleri ve bozukluğu gösteren çocukları ayırt etmek gerekir. Başka bir deyişle, normal ve normalden sapan davranış neye denir?<br />
<strong>a) <a href="http://www.psikotube.com/tag/normal-ve-anormal-davranis-gelisimi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Normal ve Anormal Davranış Gelişimi">Normal ve Anormal Davranış Gelişimi</a> :</strong><br />
Gelişim sürecindeki çocukta sürekli bir değişim görülür. Bedence olgunlaşmanın yanısıra, zihinsel ve sosyal becerilerinde gelişmesi görülür.<br />
Gelişinin düz ve pürüzsüz olduğu söylenemez. İnişli çıkışlı yola benzeyen bu süreç içinde çocuklar. Zaman zaman çeşitli problemlerle karşı karşıya kalırlar. Bu, bazılarında tuvalet eğitimi konusundaki savaşım şeklindeki yoğunlaşırken, bazılarında da içe çekilme ya da sürekli bir utangaçlık veya uyum sorunları şeklinde görülebilir.<br />
Çocuklukta çocuklar davranışlarında istenen ve istenmeyen davranış karışımlarını birlikte sunarlar. Çocukluk döneminde görülen bazı problemler, normal gelişimin bir parçasını oluşturur. Hemen bir çocuk hareketleriyle kabul edilen ve edilmeyen davranış biçimlerinin bir karışımını gösterir. Bu problemlerin çoğu kalıcı olmaktan çok geçici tür, türdendir.<br />
<strong>b) Normallik ölçütleri :</strong><br />
Çocuk ve encin davranışının normal mi yoksa davranış bozukluğumu olduğunun belirlenmesi için bazı ölçütler gerekir.<br />
• <a href="http://www.psikotube.com/tag/yasa-uygunluk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yaşa uygunluk">Yaşa uygunluk</a><br />
• Sapan davranışın yoğunluğu<br />
• Süreklilik<br />
• Cinsel rol beklentisi<br />
• Kültürel faktörler.<br />
<strong>1. Yaşa uygunluk :</strong><br />
Çocuğun yaşı ve gelişimindeki yeri onun davranışının normalliğini belirlemede önemli rol oynar. Bazı yerel korkuların gelişimiyle ebeveyn dikkatini kendine çekme arzusu, 4 aş çocuğu için olağan bir davranış sayılırken, 13 yaş gencinde buna nadiren rastlanır. Aynı şekilde sigara içme, uyuşturucu kullanma 18 yaş genci için az da olsa rastlanan davranışlarken, aynı durum 8 yaş çocuğu için sapan davranış grubuna girer. Bu bağlamda uzmanlar ve eğitimciler, benzer davranışa aynı yaş grubu, içinde büyük bir grupta rastlanıyorsa &#8220;normal&#8221; olarak kabul ederler.<br />
Bizim hangi davranışı normal hangisinin normal olmadığını kestirebilmemiz için öncelikle çocukların değişik yaşlardaki tipik davranışları hakkında bilgi sahibi olmamız gerekir. Belirli yaşlardaki çocukların 1/3 ya da yarısına yakın bir kısmının davranışları öğretmen ve anne-babalarını rahatsız etmesine rağmen, normal olarak kabul edilir.<br />
Okul Öncesi Dönem : 1-1,5 ve 2 yaş çocuklarında huysuzluk ve negativizme (olumsuzluğa) sık rastlanır. Yine isteklerin zıddını yapma eğiliminde olan bu grup çocuklarda, sürekli bir yetişkin ilgisine ihtiyaç gözlenir Bu nedenle negativist davranışlar, bu yaş grubu için normal kabul edilmelidir.<br />
İlk okul dönemi : Huysuzluk, öfke, yalan, aşırı duyarlılık önde gelen tipik problemlerdendir. Erkek çocukların 1/3&#8242;ü aşırı hareketli olarak tanımlanırken, 1/3&#8242;ü kıskanç olarak tanımlanır.<br />
Ergenlik : 13-15 yaş arasında kızlarda görülen aşırı duyarlılık ¨ oranındayken, bu oran erkeklerde 1/5&#8242;ee düşer.<br />
<strong><a href="http://www.psikotube.com/tag/yaslara-gore-karakteristik-belirtiler/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Yaşlara göre karakteristik belirtiler">Yaşlara göre karakteristik belirtiler</a>:</strong><br />
1,5-2 yaş : Problemli davranışlar ; huysuzluk, isteneni yapmama, dikkat çekme arzusu, aşırı hareketlilik, spesifik korkular.<br />
3-5 yaş : huysuzluk, isteneni yapmama, dikkat çekme arzusu, aşırı hareketlilik, spesifik korkuları aşırı duygusallık, yalan söyleme, negativizm.<br />
6-10 yaş: huysuzluk, isteneni yapmama, dikkat çekme arzusu, aşırı hareketlilik, spesifik korkuları aşırı duygusallık, yalan söyleme, okul başarısızlığı, kıskançlık<br />
11-14 yaş: huysuzluk, aşırı duyarlılık, okul başarısızlığı, kıskançlık.<br />
15-18 yaş: Okul başarısızlığı , okuldan kaçma, içki, sigara alışkanlığı<br />
<strong>2. Yoğunluk (Miktar) :</strong><br />
Bir davranışın bozukluk olarak nitelendirilmesindeki ikinci ölçüt, yoğunluktur. Örneğin 5 yaş çocuğunda öfke ve huysuzluk doğalken, bu bir başkasına fiziki zarar verme ve onun haklarına tecavüz şekline dönüşürse, sapan davranış kategorisine girer.<br />
<strong>3. Süreklilik (ısrar):</strong><br />
Süreklilik, çocuğun belirli bir davranış türünü ısrarlı bir biçimde ve uzun bir zaman sürecinde tekrar etmesidir.<br />
<strong>4. Cinsel rol beklentisi :</strong><br />
Erkeklerde kızlara oranla daha saldırgan olmaları beklenirken, davranışlarıyla erkeklere benzer saldırgan örnekler sunan kızların davranışı sapan davranış kategorisine girer.<br />
<strong>5. Kültürel Faktörler:</strong><br />
Normalden sapan davranış biçimlerinin oluşumunda ,içinde yaşanan kültürel faktörlerin önemi büyüktür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/gelisim-psikolojisi/cocuk-psikolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ders Çalışma Programı</title>
		<link>http://www.psikotube.com/kisisel-gelisim/ders-calisma-programi/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/kisisel-gelisim/ders-calisma-programi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2011 09:38:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma planı]]></category>
		<category><![CDATA[Ders Çalışma Programı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğru karar verme]]></category>
		<category><![CDATA[Kendine güven]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=412</guid>
		<description><![CDATA[-Bir işin hazırlanmasında kendine yeterli zamanı olmasını sağlar -Daha etkin olmasına yardımcı olur -Kendine güveni yükselir -Doğru karar vermesini sağlar ve sık sık karar değiştirmekten kurtarır -Sorunlarını çözmesini kolaylaştırır. -Her öğrenci çalışma planı yapmasını bilmelidir. -Planlar günlük, haftalık ve aylık olarak düzenlenmelidir. -En iyi öğrenilen saatler zor öğrenilen dersler için ayrılmalıdır. -Çalışmak için ayrılacak saatler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="500" height="369" src="http://www.youtube.com/embed/80k5HaEevEg" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p>-Bir işin hazırlanmasında kendine yeterli zamanı olmasını sağlar</p>
<p>-Daha etkin olmasına yardımcı olur</p>
<p>-Kendine güveni yükselir</p>
<p>-Doğru karar vermesini sağlar ve sık sık karar değiştirmekten kurtarır</p>
<p>-Sorunlarını çözmesini kolaylaştırır.</p>
<p>-Her öğrenci çalışma planı yapmasını bilmelidir.</p>
<p>-Planlar günlük, haftalık ve aylık olarak düzenlenmelidir.</p>
<p>-En iyi öğrenilen saatler zor öğrenilen dersler için ayrılmalıdır.</p>
<p>-Çalışmak için ayrılacak saatler saptanırken  çalışılacak dersin sınıfta verildiği gün ve saate yakın olmasına dikkat edilmelidir. Bu durum unutmayı azaltır, öğrenilenleri pekiştirir.</p>
<p>-Her öğrencinin; en iyi anlayabileceği saatler farklı olmakla birlikte herkes için etkili öğrenme zamanı uykudan önceki ve sabahın erken saatleridir.<span id="more-412"></span></p>
<p>-<a href="http://www.psikotube.com/tag/calisma-plani/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Çalışma planı">Çalışma planı</a>, ani olarak ortaya çıkabilecek durumlarda çalışmanın değişik saatlere kaydırılmasına olanak verecek şekilde esnek olmalıdır.</p>
<p>-Çalışma sürelerinin uzunluğu derslerin özelliklerine göre düzenlenmelidir.</p>
<p>-Çalışma saatleri olabildiğince her zaman günün aynı saatleri arasında olmalıdır.</p>
<p>-Yemeklerden hemen sonra çalışılmamalıdır.</p>
<p>-Hangi saatte neyin çalışılacağı kesin olarak önceden bilinmelidir. </p>
<p>-Çalışma aralarındaki dinlenmeler ne çok uzun ne de çok kısa olmalıdır.</p>
<p>-Yapılan plana ne ölçüde uyulduğu günün sonunda mutlaka denetlenmelidir.</p>
<p>-Plana uymanın bir zorunluluk olduğu içsel olarak duyulabilmelidir.        </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/kisisel-gelisim/ders-calisma-programi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son Ders!</title>
		<link>http://www.psikotube.com/kisisel-gelisim/son-ders/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/kisisel-gelisim/son-ders/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2011 09:34:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[A.B.D. Carnegie Mellon Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretim Üyesi Prof. Randy Pausch]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Dersi]]></category>
		<category><![CDATA[son ders]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=410</guid>
		<description><![CDATA[A.B.D. Carnegie Mellon Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Randy Pauschun Son Ders Olarak Verdiği Kişisel Gelişim Dersi&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="500" height="369" src="http://www.youtube.com/embed/5qRRKEcHfnM" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="http://www.psikotube.com/tag/a-b-d-carnegie-mellon-universitesi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with A.B.D. Carnegie Mellon Üniversitesi">A.B.D. Carnegie Mellon Üniversitesi</a> Öğretim Üyesi Prof. Randy Pauschun Son Ders Olarak Verdiği <a href="http://www.psikotube.com/tag/kisisel-gelisim-dersi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kişisel Gelişim Dersi">Kişisel Gelişim Dersi</a>&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/kisisel-gelisim/son-ders/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okul Fobisi ve Ders Başarısı</title>
		<link>http://www.psikotube.com/psikolojik-danisma/okul-fobisi-ve-ders-basarisi/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/psikolojik-danisma/okul-fobisi-ve-ders-basarisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2011 15:53:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikolojik Danışma]]></category>
		<category><![CDATA[Akut ve Kronik Okul fobisi]]></category>
		<category><![CDATA[Alıngan ve sinirli olma]]></category>
		<category><![CDATA[Baş ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[bulantı-kusma hissi]]></category>
		<category><![CDATA[Ders Başarısı]]></category>
		<category><![CDATA[iştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Karın ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[keyifsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Fobisi]]></category>
		<category><![CDATA[Okul Fobisi ve Ders Başarısı]]></category>
		<category><![CDATA[Okul sorumluluklarının yerine getirilmesinde aksamalar]]></category>
		<category><![CDATA[okula gitmek istememe]]></category>
		<category><![CDATA[okulda yalnız kalamama]]></category>
		<category><![CDATA[Ortada bir neden yokken gözyaşlarına boğulmak]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku düzeninde bozukluklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=402</guid>
		<description><![CDATA[OKUL FOBİSİ (KORKUSU) Her yıl milyonlarca çocuk okula başlayıp, neşeyle devam ederken bazıları için durum hiç böyle olmamaktadır. Bu çocuklar okula başlamadan önce çok istekli görünseler dahi okul zamanı geldiğinde bu istekleri kalmaz ve okula gitmek istemezler. Çocuklarda okulda oluşan yoğun sıkıntı ve huzursuzluk hissi nedeniyle okula gitmek istememe ve okulda yalnız kalamama ile karakterize [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="500" height="369" src="http://www.youtube.com/embed/m_R1kv4aW0E" frameborder="0" allowfullscreen></iframe><br />
<strong>OKUL FOBİSİ (KORKUSU)</strong><br />
Her yıl milyonlarca çocuk okula başlayıp, neşeyle devam ederken bazıları için durum hiç böyle olmamaktadır. Bu çocuklar okula başlamadan önce çok istekli görünseler dahi okul zamanı geldiğinde bu istekleri kalmaz ve okula gitmek istemezler.<br />
Çocuklarda okulda oluşan yoğun sıkıntı ve huzursuzluk hissi nedeniyle <a href="http://www.psikotube.com/tag/okula-gitmek-istememe/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with okula gitmek istememe">okula gitmek istememe</a> ve <a href="http://www.psikotube.com/tag/okulda-yalniz-kalamama/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with okulda yalnız kalamama">okulda yalnız kalamama</a> ile karakterize duruma okul korkusu (okul fobisi) adı verilmektedir.<span id="more-402"></span><br />
Her yüz çocuktan yaklaşık 4–5 tanesi bu tepkisini okul korkusuyla ortaya koyar. Bu durum okula gidişin ilk günlerinde ortaya çıkabildiği gibi herhangi bir zamanda da ortaya çıkabilir.<br />
Okul Fobisinin Ön Belirtileri:<br />
 <a href="http://www.psikotube.com/tag/bas-agrilari/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Baş ağrıları">Baş ağrıları</a>,<br />
 <a href="http://www.psikotube.com/tag/karin-agrilari/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Karın ağrıları">Karın ağrıları</a>, <a href="http://www.psikotube.com/tag/bulanti-kusma-hissi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bulantı-kusma hissi">bulantı-kusma hissi</a>,<br />
 İştahsızlık, <a href="http://www.psikotube.com/tag/keyifsizlik/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with keyifsizlik">keyifsizlik</a>,<br />
 <a href="http://www.psikotube.com/tag/uyku-duzeninde-bozukluklar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Uyku düzeninde bozukluklar">Uyku düzeninde bozukluklar</a>,<br />
 Okul sorumluluklarının yerine getirilmesinde aksamalar.<br />
 <a href="http://www.psikotube.com/tag/ortada-bir-neden-yokken-gozyaslarina-bogulmak/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Ortada bir neden yokken gözyaşlarına boğulmak">Ortada bir neden yokken gözyaşlarına boğulmak</a>,<br />
 <a href="http://www.psikotube.com/tag/alingan-ve-sinirli-olma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Alıngan ve sinirli olma">Alıngan ve sinirli olma</a><br />
Yukarıdaki belirtiler özellikle sabahları ve okul saatlerinde ortaya çıkar ve yoğunlaşır. Bu tabloyu iyi değerlendiremeyen anne-baba ve öğretmenler, hatalı tutumlarıyla çocuğun korkusunu pekiştirebilirler.<br />
<a href="http://www.psikotube.com/tag/akut-ve-kronik-okul-fobisi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Akut ve Kronik Okul fobisi">Akut ve Kronik Okul fobisi</a>:<br />
Okul korkusu tepkileri ilk görülmeye başladığı sırada şiddetli bir takım belirtiler dikkati çeker. Akut okul korkusu olan çocuklar evde kaldıkları sürece mutludurlar.<br />
Arkadaş ilişkilerinde ve sosyal faaliyetlerde etkindirler. Hatta bu çocuklar evde kaldıkları süre içinde ev ödevlerini yaparlar. Akut okul korkusu ilköğretimden liseye kadar her yaştan, hatta kolej öğrencilerinde bile görülebilir.<br />
Bununla birlikte gerek ergenlik döneminde gerekse ergenlik öncesi dönemde rastlanan okul korkusu belirtileri, ilköğretime başlayan çocuktaki gibi kuvvetli ve zorlu değildir. Çoğunlukla çocuklar büyüdükçe şiddetli biçimde okul korkusu görülmez, ancak bunun yerini kronik korku alır. Kronik okul korkusu zamanla oluşur. Bu korkunun oluşmasında gencin çocukluk yıllarındaki akut okul korkusunu da içine alan çeşitli davranış problemlerinin rolü büyüktür.<br />
Kronik okul korkusu, akut okul korkusunun tam terinse bir takım uyum zorluklarını içerir. Kronik okul korkusu olan çocuklar sadece okuldan değil, aynı zamanda önceden zevk aldıkları faaliyetlerden de uzaklaşmaya başlarlar. Bu çocuklar ne ders çalışırlar nede belirli bir ilgi alanında faaliyet gösterirler. Ev çevresinde sıkıntılı bir biçimde zamanlarını geçirmeye çalışırlar. Bunun yanı sıra, bu tür çocuklar okula olan korkularını tüm çevreye genelleştirirler. Sonuç olarak bu çocukların gerek insan ilişkilerinde, gerekse yabancı oldukları ortamlardaki huzursuzlukları giderek artar.</p>
<p>Kaynak: http://okulweb.meb.gov.tr/35/02/959733/dokuman%20arsivi/OKULFOBS.pdf</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/psikolojik-danisma/okul-fobisi-ve-ders-basarisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Migren Nedir?</title>
		<link>http://www.psikotube.com/fizyolojik-psikoloji/migren-nedir/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/fizyolojik-psikoloji/migren-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jul 2011 01:25:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fizyolojik Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[migren ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[migren nedir]]></category>
		<category><![CDATA[migren tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[migrenin belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[migrenin semptomları]]></category>
		<category><![CDATA[migrenin tetikleyicileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=394</guid>
		<description><![CDATA[Migren Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Kişi ataklar arasında kendini tamamıyla normal hisseder, ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir. Eskiden “sadece bir baş ağrısı tipi” olarak görülen migren, artık başlı başına bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir. Migren ağrısı genellikle orta şiddette [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="500" height="314" src="http://www.youtube.com/embed/83JODT3u3p4" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Migren<br />
 Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir <a href="http://www.psikotube.com/tag/bas-agrisi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with baş ağrısı">baş ağrısı</a> tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Kişi ataklar arasında kendini tamamıyla normal hisseder, ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir. Eskiden “sadece bir <a href="http://www.psikotube.com/tag/bas-agrisi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with baş ağrısı">baş ağrısı</a> tipi” olarak görülen <a href="http://www.psikotube.com/tag/migren/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with migren">migren</a>, artık başlı başına bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir.<br />
 Migren ağrısı genellikle orta şiddette ya da şiddetlidir ve kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir; hem migren yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Baş ağrısı zonklayıcı, ateş yanar tarzda, matkapla deler gibi ya da nabızla birlikte atan şekilde hissedilebilir ve başın tek bir yanında olabileceği gibi çift taraflı da yerleşebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı aşırı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.<br />
 Migren, kadınlarda erkeklerden daha sık görülür; kadınlarda %18.6 ve erkeklerde %6.5 oranında görülmektedir. Yapılan çalışmalarda bir hekim tarafından tanı konulmamış olan migren hastası oranının kadın hastalarda %59 ‘a, erkeklerde ise %70 ‘e ulaştığı gözlenmiştir.<span id="more-394"></span><br />
 Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, sadece karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da günlük yaşantıyı aksatır. Migren tedavisinde ilaçlar kullanılmaktadır. Kullanılan ilaçlar migreni tedavi etmez. Atak sıklığını azaltabilir ve ağrı sırasında kullanılanlar ise atağın daha kolay atlatılmasını sağlayabilir.<br />
 Günümüzdeki bir görüşe göre Migren bir Epilepsi çeşididir. Bu nedenle Migren profilaksisinde (atakların önlenmesi için) antiepileptik ilaçlar kullanılmaktadır. Ayrıca atakların oluşmaması için yavaş salınımlı düşük doz antidepresanlar da kullanılmaktadır. Migren atakları esnasında sakinleştirici ve ağrı kesici içeren enjeksiyonlar acil müdahale olarak hastanelerin acil servislerinde yapılır. <a href="http://www.psikofarma.info/ilaclarla-ilgili-genel-konular-psikofarmakolojik-yazilar-etken-maddeler/migren-nedir-migren-tedavisi-ve-migren-ilaclari/?utm_source=feedburner&#038;utm_medium=feed&#038;utm_campaign=Feed%3A+Psikofarma+%28Psikiyatrik+%C4%B0la%C3%A7lar%29" title="Migren" target="_blank">Devamı için tıklayınız&#8230;</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/fizyolojik-psikoloji/migren-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Takıntılarımız -2</title>
		<link>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/takintilarimiz-2/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/takintilarimiz-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Jun 2011 19:36:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı tertipli ve düzenli olma]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel davranışçı tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[kapının kilitli olduğunu bilerek tekrar tekrar kontrol etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Kontrol etme]]></category>
		<category><![CDATA[Obsesif kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[Obsesif Kompulsif Bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[OKB]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Kemal Arıkan]]></category>
		<category><![CDATA[SAPLANTI ZORLANTI BOZUKLUĞU]]></category>
		<category><![CDATA[Seçici serotonin geri alım inhibitörleri]]></category>
		<category><![CDATA[Takıntılarımız]]></category>
		<category><![CDATA[uzun süre el yıkamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=388</guid>
		<description><![CDATA[OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK (SAPLANTI ZORLANTI BOZUKLUĞU,OKB) OKB anksiyete bozuklukları içinde gruplanır. Günlük hayatta batıl inancı olan, en ufak şeylerden kaygı duyan veya şüphelenen insanlar çoktur. Bu gibi belirtileri gösteren herkes hasta olarak kabul edilemez, ancak bu düşünce ve davranışlar aşırıya kaçtığında obsesif kompulsif bozukluktan söz edilir. Bazı kişiler aklına kötü bir şey geldiğinde bir tahtaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="500" height="405" src="http://www.youtube.com/embed/KNWSlaX09io" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p>OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK (<a href="http://www.psikotube.com/tag/saplanti-zorlanti-bozuklugu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with SAPLANTI ZORLANTI BOZUKLUĞU">SAPLANTI ZORLANTI BOZUKLUĞU</a>,<a href="http://www.psikotube.com/tag/okb/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with OKB">OKB</a>) </p>
<p>OKB <a href="http://www.psikotube.com/tag/anksiyete/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with anksiyete">anksiyete</a> bozuklukları içinde gruplanır. Günlük hayatta batıl inancı olan, en ufak şeylerden kaygı duyan veya şüphelenen insanlar çoktur. Bu gibi belirtileri gösteren herkes hasta olarak kabul edilemez, ancak bu düşünce ve davranışlar aşırıya kaçtığında obsesif kompulsif bozukluktan söz edilir. </p>
<p>Bazı kişiler aklına kötü bir şey geldiğinde bir tahtaya vurarak “Allah korusun” der veya evden çıkarken dış kapının kilitli olup olmadığını bir kaç defa kontrol eden sıktır, bu tür davranışları obsesif kompulsif bozukluk olarak değerlendirmek yanlış olur. Bu hastalığın en önemli özelliği kişilerin takıntılı düşüncelerinin ve davranışlarının farkında olmasıdır. Bu kişilerde akla takılan düşünceler istemli olarak uzaklaştırılamaz veya saçma olduğunu bile bile aynı davranış çok defa tekrar edilir(<a href="http://www.psikotube.com/tag/uzun-sure-el-yikamak/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with uzun süre el yıkamak">uzun süre el yıkamak</a> veya <a href="http://www.psikotube.com/tag/kapinin-kilitli-oldugunu-bilerek-tekrar-tekrar-kontrol-etmek/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kapının kilitli olduğunu bilerek tekrar tekrar kontrol etmek">kapının kilitli olduğunu bilerek tekrar tekrar kontrol etmek</a> gibi). Bu hastalığa yakalanmış kişilerin günlük işlevlerini yerine getirmesi güçleşir, iş hayatı ve sosyal ilişkileri genelde bozulur.</p>
<p>OKB bir hastalık olarak tek başına görülebileceği gibi bir belirti olarak başka psikiyatrik hastalıklara eşlik edebilir. OKB sıklıkla depresyonla bir arada görülür. Hastanın değerlendirmesinde buna dikkat etmek gerekir.</p>
<p>Yapılan araştırmalarda bu hastalığın toplumda %2-3 oranında görüldüğü tespit edilmiştir. Ancak tahmin edilen değerler bunun çok üstündedir.Bu hastalık herhangi bir yaşta başlayabilir. Okul öncesi çocukluk döneminde veya yaşlılıkta ortaya çıkabilir, ortalama çıkış yaşı 40’dır. </p>
<p>Çeşitli nedenlerle hastaların OKB tanısı alması gecikebilir. Bunun değişik nedenleri olabilir; hastaların yaşadıklarının hastalık olduğunun farkında olmaması veya hekimler ayırt edici tanıda bu hastalığı düşünmemeleri bu nedenlerden bazılarıdır. Bazen depresyon, iş ve aile sorunları gibi başka tanılarında bu hastalıkla bir arada bulunması OKB tanısını güçleştirebilmektedir. Tedavide gecikmenin en büyük sakıncası depresyonun veya iş ve aile sorunlarının ortaya çıkma riskinin artmasıdır.<span id="more-388"></span> </p>
<p>OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK BELİRTİLERİ NELERDİR?</p>
<p>Genelde obsesyon ve kompulsiyonlarla karakterizedir, ancak sadece obsesyon veya kompulsiyon yakınmaları olan hastalar da olabilir. Obsesyonlarda kompulsiyonlarda düşünce şeklinde olabilir. Ancak genelde obsesyonlar düşünce kompulsiyonlarda davranış şeklindedir.</p>
<p>Obsesyon (takıntı): kişinin kontrolü dışında tekrarlayan düşünce ve uyaranlardır. Hastalar bunun çok anlamsız olduğunu, kendilerini çok rahatsız ettiğini ancak bu düşüncelerden kurtulamadıklarını belirtirler. Bu takıntılar hastada iğrenme, korkma, şüphelenme veya anksiyete gibi duyguları da beraberinde getirir. Hastalar bu düşüncelerin kendi beyinlerinin ürünü olduğunun farkındadır. Sık görülen obsesyonlar şunlardır: </p>
<p> Kirlilik : çevreden kan, tükrük, mikrop veya semen gibi kir bulaşması veya kişinin çevreye kir bulaştırması </p>
<p> Kendi başına veya yakınlarının başına bir kötülük geleceği düşüncesi </p>
<p> Kontrolünü kaybetme ve saldırgan davranışta bulunma korkusu </p>
<p> Tekrarlayan ve kontrol edilemeyen cinsel düşünceler </p>
<p> Dinle ve ahlaki değerlerla aşırı uğraşma v.b. </p>
<p>Kompulsiyon (tekrarlayan davranışlar): hastalar takıntılı düşüncelerden kurtulmak için akıllarına başka düşünceleri getirirler veya bazı davranışlarda bulunurlar bu tür düşünce ve davranışlara kompulsiyon denir. Takıntılı düşünceler anksiyete artışına neden olurken kompulsiyonlar anksiyeteyi azaltır. Ağır OKB hastalarında bazen bu kompulsiyonlar tüm günü alabilir. Sık görülen kompulsiyonlar şunlardır: </p>
<p> Temizlik: saatlerce el yıkama, banyo yapma veya tekrar tekrar ev temizleme gibi. Bu şekilde el yıkayarak günde bir kalıp sabun bitiren veya çamaşır suyu ile elini yıkayan hastalar sıktır. </p>
<p> Tekrarlama: takıntılı düşünce ile oluşan sıkıntıyı gidermek için tekrarlayan davranışta bulunma veya akıldan başka düşünceleri geçirme gibi. Yakınlarının başına kotü bir şey geleceğini düşünen bir hasta bunun olmaması için halen yapmakta olduğu davranışı ikinci kez yaparak bu düşünceden kurtulabilir (yolda yürürken aynı yolu geri dönüp tekrar yürümek gibi) </p>
<p> <a href="http://www.psikotube.com/tag/kontrol-etme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Kontrol etme">Kontrol etme</a>: evine bir şey olacak veya yangın çıkacak korkusu ile tekrar tekrar kapıyı veya tüpün kapalı olup olmadığını kontrol etmek gibi. </p>
<p> Biriktirme: işe yaramayan bir çok eşyayı biriktirmek gibi. Örneğin bazı kişilerde yeterli yerleri olmadığı halde gazeteler, boş kavanozlar veya konserve kutuları gibi işe yaramayan şeyleri atamama davranışı görülebilir. Son birkaç yıldır yurdumuzda gazetelere yansıyan çöplük evler buna en güzel örnektir. </p>
<p> Sayma: yolda yürürken kaldırım taşlarını sayma veya araba plakalarını okuma, günlük işleri yaparken belli sayılarda tekrar etme v.b.(örneğin kazağını beş kere giyip çıkarma veya aynı yere üç kere gitmeme gibi) </p>
<p> Tamamlama: bu kompulsiyonu olan hastalar bir dizi davranışı mükemmel olana kadar tekrar tekrar yaparlar. Örneğin kirlilik takıntısı olan bazı hastalar el yıkamadan önce lavaboyu, musluğu ve sabunu yıkar (genelde belli sayıda) daha sonra belli sayıda elini yıkar ve elini yıkadıktan sonra tekrar aynı işlemi tekrarlar. </p>
<p> <a href="http://www.psikotube.com/tag/asiri-tertipli-ve-duzenli-olma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Aşırı tertipli ve düzenli olma">Aşırı tertipli ve düzenli olma</a>: örneğin çalışma odasında herşeyin simetrik durması veya masanın üstündeki herşeyin belirli bir sıra ile dizilmesi gibi. </p>
<p>Yukarıda sayılanlar dışında <a href="http://www.psikotube.com/tag/sayi-sayma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with sayı sayma">sayı sayma</a>, aşırı liste yapma veya aşırı <a href="http://www.psikotube.com/tag/dua-etme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dua etme">dua etme</a> gibi başka kompulsiyonlarda olabilir.</p>
<p>OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUĞUN NEDENLERİ NELERDİR?</p>
<p>OKB’nin bilinen tek nedeni yoktur. Çeşitli etkenlerin bir araya gelmesi ile bu hastalığın ortaya çıktığı belirtilmektedir.</p>
<p>Genetik bir yatkınlıktan söz edilmektedir. OKB’ye neden olan bir gen bulunamamıştır, ancak OKB hastalarının yakınlarında bu hastalığın görülme olasılığı artmaktadır. Aynı ailede görülen OKB semptomlarının aynı olması gerekmez. Örneğin annede kontrol etme kompulsiyonları görülürken kızında sık el yıkama olabilir. </p>
<p>Beyinde kimyasal haberci görevi üstlenen serotonin seviyesinde düşmenin bu hastalığa neden olduğu söylenmektedir. Serotonin seviyesini artıran ilaçlar bu nedenle tedavide kullanılmakta ve tedavi edici etkisi görülmektedir.</p>
<p>Bazı araştırmacılar bu hastalarda beynin ön kısmı olan frontal kortex ile iç yapılardan bazal ganglionlar arasında iletişim kopukluğu olduğunu ileri sürmektedir.</p>
<p>Aile içi sorunlar veya stres yaratan durumlar bu hastalığa yol açmaz ancak var olan hastalığın alevlenmesine yol açabilir. </p>
<p>Obsesif kişilikteki kişilerle OKB’yi ayırmak gerekir. OKB hastalarının hastalık öncesi dönemlerinde genelde kompulsif davranışlara rastlanmaz.OKB hastalarının %15-35’inde hastalık öncesi dönemde obsesif uğraşlara rastlanır.</p>
<p>OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK NASIL TEDAVİ EDİLİR? </p>
<p>Tedavide amaç öncelikle var olan hastalığı tedavi etmek sonra da hastalığın tekrarlamasını önlemektir. Bu amaçla iki tedavi yöntemi kullanılmaktadır:</p>
<p> <a href="http://www.psikotube.com/tag/secici-serotonin-geri-alim-inhibitorleri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Seçici serotonin geri alım inhibitörleri">Seçici serotonin geri alım inhibitörleri</a> kullanmak </p>
<p> Bilişsel davranışçı tedavi uygulamak </p>
<p>Hastaların hastalıkları konusunda kendilerini eğitmeleri çok önemlidir.</p>
<p>Tedavinin başlarında bilişsel ve davranışçı tedaviyi oturtmak ve tedavi dozunu ayarlamak amacı ile haftada en az bir kez doktor kontrolüne gitmek gerekir. Hastalık yatıştıkça kontroller seyrekleşir, tamamen düzeldikten sonra da yılda bir kez bile olsa kontrole gitmekte fayda vardır. </p>
<p> İyileştikten sonra belirtiler tekrar başlar ve kognitif davranışçı tekniklerle kontrol edilemez ise, beklenmeyen ilaç yan etkileri görülürse, depresyon, anksiyete bozukluğu gibi başka ruhsal hastalık belirtileri görülürse veya bir yakınını kaybetmek gibi hastalığı kötü etkileyebilecek önemli bir yaşam olayı ile karşılaşılırsa vakit kaybetmeden psikiyatriste başvurmak gerekir. </p>
<p>Hastalığın tedavisi uzun süreli ve hastayı çok zorlayıcıdır. Tedavi süresince hastanın kendi kaygısını kontrol etmesi gerekir ki bu bazen imkansız hale gelebilir. Böyle yorucu bir tedaviyi geçtikten sonra aniden tedaviyi kesmek kesinlikle önerilmez. Tedavinin seyri sırasında tedavi ile ilgili sorunlar ortaya çıktığında bunun doktor ile paylaşılmasında fayda vardır.</p>
<p>HASTA YAKINLARINA DÜŞEN GÖREVLER NELERDİR?</p>
<p>Bu hastaların kendi hastalıkları konusunda genelde iç görüleri yoktur. Bu nedenle bu hastalarla yaşayan kişilere çok iş düşmektedir. Bu hastalığın aslında tedavi edilebilir olduğunu anlatmak ve doktora gelem konusunda bu hastaları ikne etmek genelde yakınlarına düşmektedir. Hastalığın tedavisi yorucudur ve hastayı oldukça gerginleştirir, bu dönemlerde hastanın yanında olmak ve destek vermek çok önemlidir. Belirtileri tartışarak düzeltmek mümkün değildir. Hastalar zaten bu düşünce ve davranışın saçma olduğunun farkındadır, onlarla bunu tartışarak üzerlerine gitmek hastanın sıkıntısını artırmaktan başka işe yaramaz. Bunun yerine onları anladığınızı ve yanlarında olduğunuzu belirterek destek olmak tedavinin seyri açısından oldukça olumludur. Davranış tedavisinde amaç takıntılı düşünceleri ortadan kaldırmak değil hastanın bu düşüncelerle barışık yaşamasını sağlamaktır. Örneğin çöp bidonunun yanından geçerken eline kir bulaştığını düşünerek defalarca elini yıkayan bir hastaya “hayır kir bulaşmadı” demek yerine “eline kir bulaşıp bulaşmadığına karar vermek için çaba harcamamalısın, kir bulaştığını kabul etsen bile elini tekrar tekrar yıkamamak için direnmelisin” düşüncesi aşılanır ve hastanın bunu başarması istenir. Bu nedenle hasta yakınlarının bu düşünceye uymayan yaklaşımları tedaviyi zora sokmaktan başka işe yaramaz. Bu tür yaklaşımlar OKB beliritlerinin artmasına sebep olabilir. </p>
<p>Aile içi sorunlar bu hastalığın sebebi olmaz ancak çoğu zaman hastalığın belirtileri aile içinde sorunlara neden olur. Bu hastalık pek çok hastalıktan daha fazla hasta yakınlarını rahatsız eder. Örneğin yıkanma obsesyonu olan bir hasta gün boyu banyoyu işgal ettiği için, hasta yakınları banyoyu kullanamaz hale gelebilir, veya dışarıdan kir bulaşacak diye obsesyonları olan bazı hastalar sadece kendileri değil ailenin diğer fertlerini de bazı davranışlar yapmaya zorlayabilirler (örneğin dışarıdan gelir gelmez soyunup banyo yapmak gibi). Bu nedenle tedaviye gelindiğinde çoğu zaman hasta yakınları da hastalar gibi yorgun ve tükenmiştir. Yakınları OKB tedavisi gören kişilerin zaman zaman tedaviyi yapan doktoru ziyaret ederek tedavinin seyri konusunda bilgilendirmesi ve ne yapacakları konusunda bilgi alması oldukça faydalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/takintilarimiz-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Takıntılarımız -1</title>
		<link>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/takintilarimiz-1/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/takintilarimiz-1/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Jun 2011 19:34:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[obsesyon. kompalsiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[OKB]]></category>
		<category><![CDATA[okb tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Kemal Arıkan]]></category>
		<category><![CDATA[Takıntılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=385</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="500" height="405" src="http://www.youtube.com/embed/01XRLO0QMnA" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/takintilarimiz-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Albert Bandura &#8211; Sosyal Öğrenme Teorisi</title>
		<link>http://www.psikotube.com/ogrenme-psikolojisi/albert-bandura-sosyal-ogrenme-teorisi/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/ogrenme-psikolojisi/albert-bandura-sosyal-ogrenme-teorisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 May 2011 10:29:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öğrenme Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Bandura]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Bandura - Sosyal Öğrenme Teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[İç denetim odaklı insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişsel süreç]]></category>
		<category><![CDATA[Davranış Özelliği]]></category>
		<category><![CDATA[Davranış Değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Dış denetim odaklı insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dolaylı Ceza]]></category>
		<category><![CDATA[Dolaylı Duygusallık]]></category>
		<category><![CDATA[Dolaylı Pekiştireç]]></category>
		<category><![CDATA[John Dewey]]></category>
		<category><![CDATA[Julian Rotter]]></category>
		<category><![CDATA[Lev Vygaohsky]]></category>
		<category><![CDATA[model]]></category>
		<category><![CDATA[modelin yüksek statüye sahip olması]]></category>
		<category><![CDATA[Modellerden Öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[potansiyel gelişim alanı]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik araç]]></category>
		<category><![CDATA[Rus psikolog Lev Semonovich Vygotsky]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Öğrenme Teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal – davranışçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Vygotsky]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=376</guid>
		<description><![CDATA[Sosyal Öğrenme Kuramı Sosyal Öğrenme Kuramının Gelişimi İnsanların birbirinden öğrenmesi olgusuna ilk dikkat çeken John Dewey olmuştur. Her bireyin bir topluluk içinde büyüdüğü ve büyümesi gerektiği değişmez bir gerçektir. Birey, sosyal etkileşimin sonucunda düşüncelerini ve deneyimlerini paylaşarak zaman içinde kendine has belleğini oluşturur. En iyi öğrenme ortamı öğrencilerin öğretmenleriyle ve bir birleriyle ilişki içinde bulunduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="500" height="405" src="http://www.youtube.com/embed/_Zb1mWAqmQw" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>Sosyal Öğrenme Kuramı</strong><br />
Sosyal Öğrenme Kuramının Gelişimi<br />
İnsanların birbirinden öğrenmesi olgusuna ilk dikkat çeken John Dewey olmuştur. Her bireyin bir topluluk içinde büyüdüğü ve büyümesi gerektiği değişmez bir gerçektir. Birey, sosyal etkileşimin sonucunda düşüncelerini ve deneyimlerini paylaşarak zaman içinde kendine has belleğini oluşturur.<br />
En iyi öğrenme ortamı öğrencilerin öğretmenleriyle ve bir birleriyle ilişki içinde bulunduğu amaca uygun faaliyetlerin yapıldığı yerdir.<span id="more-376"></span> </p>
<p>Sosyal öğrenmeyle ilgili başka bir kuramcı ise Rus psikolog Lev Semonovich <a href="http://www.psikotube.com/tag/vygotsky/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Vygotsky">Vygotsky</a>’dir. <a href="http://www.psikotube.com/tag/vygotsky/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Vygotsky">Vygotsky</a> “potansiyel gelişim alanı” kavramı kullanarak öğretmenin sosyal ortamda, öğrenenin bilgisi dahisinde ve öğretenlerin rehberliğinde (öğretmen, arkadaş, aile vb.) gerçekleştiğini savunur.<br />
İnsanların topluluk içindeki iletişimlerini etkili hale getiren kavramlara “psikolojik araç” diye adlandırıyor. (kavramlar, semboller, işaretler, kelimeler)<br />
Dil, insanın en üst sistem olarak kullandığı psikolojik araçtır. Özellikle bilişsel ve dil gelişimiyle ilgilenmiştir.<br />
Sosyal öğrenme kavramı ilk defa 1947 yılında <a href="http://www.psikotube.com/tag/julian-rotter/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Julian Rotter">Julian Rotter</a> tarafından kullanılmıştır. Rotter’a göre insan, hayatına teshir edebilen yaşam deneyimlerini etkileyebilme yeteneğine sahip bilinçli bir varlıktır. Fakat dış uyarıcılar ve pekiştireçler insan davranışlarını etkiler. İnsanlar pekiştireci iki şekilde algılar.<br />
1) <a href="http://www.psikotube.com/tag/ic-denetim-odakli-insanlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with İç denetim odaklı insanlar">İç denetim odaklı insanlar</a> : Pekiştirmenin kendi davranışlarına bağlı olduğunu düşünerek kendi yaşamlarına sorumlu olduklarını düşünürler ve buna bağlı uygun davranışlar ortaya koyarlar.<br />
2) Dış denetim odaklı insanlar : Pekiştirmenin dışsal güçlere bağlı olduğunu düşünerek sahip oldukları yetenek ve davranışlarıyla çok az şeyi değiştireceklerine inanırlar.<br />
Eğitimde amaçlardan biride iç denetimli insanlar yetiştirmek olmak.<br />
Bandura’nın 1960’ların başlarında  öğrenmeye getirdiği yaklaşım sosyal – davranışçılıktır.<br />
Bu yaklaşım davranışçı yaklaşımın bir kolu gibi görünse de bilişsel yaklaşımların etkisiyle daha ılımlı bir yapı ortaya koymaktadır.<br />
<a href="http://www.psikotube.com/tag/bilissel-surec/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Bilişsel süreç">Bilişsel süreç</a> : Uyarıcı ile tepki arasında aracı bir mekanizma vardır. Bu   mekanizma  kişinin bilişsel süreçleridir.<br />
Dışa ait pekiştireçleri bilişsel süreci etkiler. Örneğin çocuklar cinsel kimlik rollerini önce anne – babayı taklit ederek öğrenirler.<br />
Sosyal öğrenme kuramı, davranışçı yaklaşıma üç temel eleştiri getirmiştir.<br />
1) Davranışçı yaklaşım doğal ortamda olanları temsil edemez.<br />
2) Davranışçı yaklaşım yeni tepkileri dikkate almaz.<br />
3) Davranışçı yaklaşım sadece uyarıya verilen tepkiyi dikkate alırken gelecekteki tepkileri dikkate almaz. </p>
<p>Bu eleştirilerle üç önemli farklılığı açığa çıkarmışlardır.<br />
• Davranış öğrenilir fakat hemen gösterilmeyebilir.<br />
• Öğrenme her zaman pekiştireçlere bağlı değildir.<br />
• İnsan uyarıcıya karşı tepki veren pasif bir organizma değildir.</p>
<p><a href="http://www.psikotube.com/tag/albert-bandura/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Albert Bandura">Albert Bandura</a><br />
Davranış Değişikliği : Kişinin davranış ile <a href="http://www.psikotube.com/tag/odul/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ödül">ödül</a> arasındaki ilişkiyi anlamada meydana gelen değişikliktir.<br />
Ayrıca davranışı değiştiren pekiştirme tarifesi değil, kişinin bu tarifenin ne olduğuna dair düşünce ve değerlendirmesidir.<br />
Sosyal öğrenmede; temel faktör bireyin başkalarını gözlemleyerek öğrenmesidir. Öğrenme ortamında öğrenen ile öğretenin etkileşim içerisinde olması öğrenene gözleme, taklit etme ve zihinsel fonksiyonlar geliştirmede gerçek fırsatın sağlanması gerekir.<br />
Öğrenmenin etkililiği öğrenenin modelden taklit edebilme yeteneğine bağlıdır.<br />
Gözlenen davranış sonunda modelin almış olduğu zorunlu pekiştireç (ödül) veya ceza gözlemleyenin o davranışı taklit edip etmeme kararını etkiler. </p>
<p>Sosyal Öğrenme Kuramının Temel Kavramlar<br />
<a href="http://www.psikotube.com/tag/dolayli-pekistirec/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Dolaylı Pekiştireç">Dolaylı Pekiştireç</a>: Gözlemlenen davranış sonuçları gözlemleyeni bilgilendirmekle kalmaz. Onun davranışı yapma güdüsüne de arttırır. Modelin yapmış olduğu davranışlarda ödüllendirilmesi, gözlemleyeni o davranışı taklit etmesini güçlendirecektir. Hatta yapılan davranış zor ve zevksiz olsa da sonunda ödül olduğundan o davranışı tekrar etmesini sağlayacaktır.<br />
<a href="http://www.psikotube.com/tag/dolayli-ceza/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Dolaylı Ceza">Dolaylı Ceza</a>: Modelin yapmış olduğu davranış sonunda almış oldu cezanın gözlemlenmesi, gözleyenin o davranışı yapma eğilimlerini azaltır veya ortadan kaldırır.<br />
Dolaylı Duygusallık: Korkularım bir çoğu doğuştan getirilmez, çevredeki kişilerin tepkileri gözlenerek öğrenilir.<br />
Kendimiz yaşamaktan da başkalarının yaşantılarını gözleyerek dolaylı olarak korku, kaygı gibi duyguları geliştirebiliriz. Bu durum aynı şekilde korkuların giderilmesinde de geçerlidir. </p>
<p><strong><a href="http://www.psikotube.com/tag/modellerden-ogrenme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Modellerden Öğrenme">Modellerden Öğrenme</a></strong><br />
Sosyal öğrenme kuramının en önemli öğesidir. Kişi bu yolla neler öğrenebilir?<br />
1) Yeni bilişsel beceri ve davranışlar.<br />
2) Öğrenilenleri güçlendirir veya söndürür. Modelin yapmış olduğu davranışlar ve sonuçlarını gözlemleyerek neyin yapabileceğini ve neyin yapılmaması gerektiğini öğrenir.<br />
3) Model gözlemlenerek sosyal güç ve motivasyon sağlanabilir.<br />
4) Model gözlemlenerek çevrenin ve nesnelerin nasıl kullanılacağı öğrenilir.<br />
5) Model gözlemlenerek duygusal tepkilerin nasıl ortaya konulacağı öğrenilebilir.</p>
<p>Model ile gözlemleyenin karakter benzerlikleri ve özellikleri davranışın taklit edilmesi oranını arttırır. Model ile gözlemleyen arasında bazı temel özellikler bulunmalıdır.<br />
1)	Yaş = Kendi yaşlarına yakınlık<br />
2)	Cinsiyet = İnsanlar kendi cinslerini davranışlarını daha çok model alırlar.<br />
3)	Karakter = İnsanlar toplumda öne çıkmış iyi karakterli ve insan ilişkileri iyi olan kişileri örnek alır.<br />
4)	Benzerlik = insanların ortak noktalarının olması model almayı olumlu etkiler.<br />
5)	Statü = Yüksek statülü modeller düşük statülü modellerden daha çok etkilidir.</p>
<p><strong>Davranış Özelliği</strong><br />
İnsan basit davranışları karmaşık davranışlardan daha çok model alır. Model alınan davranışın sonuçlarının öğrenmeye etkisi : Öğrencilerin yapmış olduğu istenmeyen davranış, öğretmen tarafından onaylanmadığı veya kabul edilemez olduğuna dair tepki olmalıdır. Cezasız kalan her istenmeyen davranış diğer öğrencilerinde aynı istenmeyen davranışı gösterme cesaretini arttırabilir. Fakat istenmeyen davranışa karşı verilen tepki veya ceza bir başka istenmeyen davranışa model oluşturacak şekilde olmamalıdır.<br />
Ancak olumsuz davranışların, eğer başkasına zarar verici nitelikte değilse, görmezden gelinmesi ve olumlu davranışların pekiştirilmesi daha tercih edilen bir yoldur.<br />
Sürekli olumsuz davranışlar üzerinde duran ve ceza veren bir öğretmen, sınıf atmosferinin bozulmasına ve olumsuz davranışların pekiştirerek tekrarlanmasına neden olabilir.<br />
Gözlem Yaparak Öğrenme İkiye Ayrılır ;<br />
1) Dolaylı etki yoluyla başkalarının davranışlarının sonunda onların alacakları ödül veya cezanın gözlemleyenin aynı davranışı yapma veya yapmama kararına etkisi.<br />
2) Model alınan kişinin yaptığı davranışta ödül veya ceza olmamasına rağmen gözlemleyenin modelin davranışını taklit etmesi.<br />
Gözlem yapan kişinin modelin yaptıklarını öğrenme isteği veya öğrendiklerini daha iyi yapabilmesi durumunda özellikle modelin yüksek statüye sahip olması durumunda modelin davranışından etkilenir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/ogrenme-psikolojisi/albert-bandura-sosyal-ogrenme-teorisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edimsel Koşullanma</title>
		<link>http://www.psikotube.com/ogrenme-psikolojisi/edimsel-kosullanma/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/ogrenme-psikolojisi/edimsel-kosullanma/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 May 2011 09:41:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öğrenme Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Deneysel Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Aralıklı pekiştirme türleri]]></category>
		<category><![CDATA[ayırt etme]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[B.F. Skinner]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[EDİMSEL KUVVET]]></category>
		<category><![CDATA[edimsel koşullanma]]></category>
		<category><![CDATA[gereksiz durumlarda pekiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[PEKİŞTİRME TARİFELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[pekiştirilme]]></category>
		<category><![CDATA[Skinner]]></category>
		<category><![CDATA[Skinner kutusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=371</guid>
		<description><![CDATA[EDİMSEL KOŞULLANMA Hoş ve hoş olmayan sonuçların bireylerin davranışlarında yol açtığı değişikliklere Edimsel Koşullanma denir. Bir bireyin davranışı hoş bir şeyle sonuçlanırsa birey onu tekrar tekrar yapmaya yönelir. Edimsel koşullanmanın temsilcisi Skinner, kendisinin geliştirdiği Skinner kutusu ile bilinir. Bu kutunun en önemli özelliği bilimsel çalışmalar sırasında çevreyi kontrol altına alabilme özelliğidir. Çünkü bütün uyarıcılar kontrol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="500" height="405" src="http://www.youtube.com/embed/F1BYYpjOhaM" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>EDİMSEL KOŞULLANMA</strong><br />
Hoş ve hoş olmayan  sonuçların bireylerin davranışlarında yol açtığı  değişikliklere Edimsel Koşullanma  denir. Bir bireyin davranışı hoş bir şeyle sonuçlanırsa birey onu tekrar tekrar yapmaya yönelir.<span id="more-371"></span><br />
Edimsel koşullanmanın temsilcisi <a href="http://www.psikotube.com/tag/skinner/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Skinner">Skinner</a>, kendisinin geliştirdiği <a href="http://www.psikotube.com/tag/skinner/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Skinner">Skinner</a> kutusu ile bilinir. Bu kutunun en önemli özelliği bilimsel çalışmalar sırasında çevreyi kontrol altına alabilme özelliğidir. Çünkü bütün uyarıcılar kontrol altına alınmıştır. Bu kutu basit bir düzenekten oluşmuştur. Manivela denilen kısmına her basışta yiyecek ya da su gelir. Kimi zaman yiyecek ve su, farede farklı tepkiler uyandırmak için verilmez. Başlangıçta manivelaya her basışında yiyecek verilir, farenin manivelaya basma sayısında artış gözlenir. Bunun sebebi bu basışın yiyecekle pekiştirilmesidir. Fareye <a href="http://www.psikotube.com/tag/ayirt-etme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ayırt etme">ayırt etme</a> davranışını öğretmek için şöyle  bir  düzen kurulur; kutu içindeki ışık yanarken fare manivelaya basarsa yiyecek düşer, ışık söndükten sonra basarsa yiyecek gelmez. Bir süre sonra farenin ışık yanıkken defalarca manivelaya bastığını sönükken basmadığını ya da az bastığını gözleriz. Bu durumda ışık uyarıcısı ayırt edici uyarıcı görevini üstlenmiştir. Yani farenin yiyeceğe ulaşması için mutlaka bir davranışta bulunması zorunludur. Klasik koşullanma ile <a href="http://www.psikotube.com/tag/edimsel-kosullanma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with edimsel koşullanma">edimsel koşullanma</a> arasındaki fark da burada ortaya çıkar. Klasik koşullanmada köpek davranışta bulunsa da bulunmasa da eti alır. Yani pasiftir. Edimsel koşullanma da ise aktiftir.<br />
Farenin manivelaya basma davranışı pekiştirilmesi için pekiştireç verilmelidir. Pekiştireç hayvanları gereksinimlerini karşılayacak bir nesne veya süreç olabilir. Örneğin açlık dürtüsünü yiyecek susuzluk dürtüsünü su karşılar ve bunlar pekiştireç olarak kullanılır. Pekiştireç süreç olabilir.</p>
<p><strong><a href="http://www.psikotube.com/tag/edimsel-kuvvet/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with EDİMSEL KUVVET">EDİMSEL KUVVET</a>:</strong> Farenin manivelaya basma davranışının artması edimsel kuvvetin  arttığı, azalması edimsel kuvvetin azaldığı  şeklinde açıklanır.</p>
<p><strong><a href="http://www.psikotube.com/tag/pekistirme-tarifeleri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with PEKİŞTİRME TARİFELERİ">PEKİŞTİRME TARİFELERİ</a>:</strong> Aralıklı pekiştirme türlerine denir. Pekiştirme zamanı yaklaşınca faaliyet artar. Öğrencilerin çoğunun ders çalışma biçimleri değişmez aralıklı tarifeyi hatırlatır; sınav günü gelinceye kadar çalışma yoktur, sınav gününde önceki gece bütün gece çalışılır ve öbür sınava kadar kitap ve notlar bir yere bırakılır. Değişen aralıklı tarifeler ise sürekli devam eden bir davranış gösterirler. Çünkü her an için pekiştirme gelebilir. Öğrencilerin sürekli çalışmalarını sağlayabilmek için öğretmen sömestr içinde beş sınav yapılacağını söyler ancak sınavları ne zaman yapacağını açıklamazsa öğrenciler sürekli hazırlanmak zorunda kalırlar. Çünkü sınav okulun başlamasından iki hafta sonrada yapılabilir, altı hafta sonrada olabilir. Öğrenci sürekli hazır olmazsa kötü not alma özelliği artar.<br />
Edimsel davranışta çevresel çok belirgin bir uyarıcı yoktur. Davranışın ilk nedeni organizmanın içindedir. Organizma çevresiyle ilişki halindeyken doğuştan sahip olduğu kas ve kemik yapısını kullanır. İnsanların yürümesi, kuşların uçması gibi doğal davranışlardır. İşte organizmanın herhangi bir ihtiyaç duymadan kendiliğinden ortaya koyduğu bu davranışlara edim denir.<br />
Gereksinimler organizmayı eyleme iterken güdülerde insanları harekete geçirir. Çeşitli tepki ve davranışları ortaya çıkarır. Kişinin hedefe ulaşmak için herhangi bir deneyimi yoksa tepkiler ortaya çıkarır, deneme-yanılma yöntemiyle hedefe ulaşır. Böylece organizma ya bir <a href="http://www.psikotube.com/tag/odul/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ödül">ödül</a> elde eder ya da cezadan kurtulur. Böylelikle hedefe ulaşmak için bir takım davranışlar edimsel koşullama yoluyla öğrenilmiş olur.<br />
İnsan davranışının edimsel koşullanması<br />
Amerikalı üç psikolog <a href="http://www.psikotube.com/tag/gereksiz-durumlarda-pekistirme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with gereksiz durumlarda pekiştirme">gereksiz durumlarda pekiştirme</a> yapmanın olumsuz sonuçlar verdiğini saptamıştır. Birinci gruba zaten zevk alarak oynadıkları oyundan sonra “iyi oyuncu madalyası” vermiş, diğer gruba da ödül koymamış. Bir süre sonra birinci grubun oyundan sıkıldığını, ikinci grubunda oyundan zevkle devam ettiğini görmüş. Dolayısıyla herhangi bir davranışa dış ödülle başlayıp, onu iç ödülle; oyundan aldığı zevkle sürdürmek daha uygundur.<br />
Klasik ve edimsel koşullanmanın öğretim formları temelde “öğrenme bireyin bünyesince sunulan çeşitli uyarıcılara tepki göstermesi sonucunda oluşur” ortak görüşünü paylaşır. Fakat Skınner’in öğrenme teorisinin en önemli ilkesi sonuçlara göre davranışlarda meydana gelen değişiklerdir. Hoş olan sonuçlar o davranışı güçlendirmekte, hoş olmayan sonuçlar ise o davranışın olma olasılığını azaltmaktadır.<br />
 KAYNAKLAR<br />
1. DOĞAN CÜCELOĞLU İnsan ve DavranışI<br />
2. BETÜL AYDIN MEHMET BİLGİN Gelişim ve <a href="http://www.psikotube.com/tag/ogrenme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Öğrenme">Öğrenme</a> Psikolojisi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/ogrenme-psikolojisi/edimsel-kosullanma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stanley Milgram Deneyi &#8211; Otoriteye İtaat</title>
		<link>http://www.psikotube.com/sosyal-psikoloji/stanley-milgram-deneyi-otoriteye-itaat/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/sosyal-psikoloji/stanley-milgram-deneyi-otoriteye-itaat/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Apr 2011 06:52:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneysel Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Milgram]]></category>
		<category><![CDATA[Milgram Deneyi]]></category>
		<category><![CDATA[otoriteye itaat]]></category>
		<category><![CDATA[Stanley Milgram]]></category>
		<category><![CDATA[vahşet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=365</guid>
		<description><![CDATA[Milgram deneyleri : Stanley Milgram 1960 lar da, laboratuar ortamında yaptığı deneylerle, otoriteye itaat konusunu incelemiştir. Normal insanların, otoritenin güçlü baskısına maruz bırakıldıklarında, yıkıcı davranışlar sergileyebilecekleri şeklinde yorumlamıştır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="YouTube video player" width="480" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/_e1_-UpdzZ0" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="http://www.psikotube.com/tag/milgram/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Milgram">Milgram</a> deneyleri : <a href="http://www.psikotube.com/tag/stanley-milgram/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Stanley Milgram">Stanley Milgram</a> 1960 lar da, laboratuar ortamında yaptığı deneylerle, <a href="http://www.psikotube.com/tag/otoriteye-itaat/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with otoriteye itaat">otoriteye itaat</a> konusunu incelemiştir. Normal insanların, otoritenin güçlü baskısına maruz bırakıldıklarında, yıkıcı davranışlar sergileyebilecekleri şeklinde yorumlamıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/sosyal-psikoloji/stanley-milgram-deneyi-otoriteye-itaat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şizofreni Belgeseli &#8211; 6</title>
		<link>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-6/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-6/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 18:55:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[agizdan alinan ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[Antipsikotikler]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni Belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni bir beyin hastaligidir]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni ile ilgili gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni kimse için utanç verici bir durum degildir]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni kisilik bölünmesi demek degildir]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni ruhsal bir bozukluktur]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreninin belirtileri tedavi edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[Depo ilaçlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=356</guid>
		<description><![CDATA[Şizofreni nedir? Şizofreni, alevlenme ve yatisma dönemleriyle kendini gösteren uzun süren bir ruhsal bozukluktur. Düsünceleri, inançlari, duygu ve duygulari etkiler, ancak zeka etkilenmemektedir. sizofreninin basit bir tani testi yoktur, fakat bazi anahtar belirtilerle seyreder. Şizofreni ile ilgili gerçekler Şizofreni bir beyin hastaligidir Şizofreni ruhsal bir bozukluktur Şizofreninin belirtileri tedavi edilebilir Şizofreni kimse için utanç verici [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="YouTube video player" width="640" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/vpGOxPjMHWg" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong><a href="http://www.psikotube.com/tag/sizofreni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Şizofreni">Şizofreni</a> nedir? </strong></p>
<p>Şizofreni, alevlenme ve yatisma dönemleriyle kendini gösteren uzun süren bir ruhsal bozukluktur. Düsünceleri, inançlari, duygu ve duygulari etkiler, ancak zeka etkilenmemektedir. sizofreninin basit bir tani testi yoktur, fakat bazi anahtar belirtilerle seyreder.</p>
<p><strong><a href="http://www.psikotube.com/tag/sizofreni-ile-ilgili-gercekler/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Şizofreni ile ilgili gerçekler">Şizofreni ile ilgili gerçekler</a> </strong></p>
<p><a href="http://www.psikotube.com/tag/sizofreni-bir-beyin-hastaligidir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Şizofreni bir beyin hastaligidir">Şizofreni bir beyin hastaligidir</a><br />
<a href="http://www.psikotube.com/tag/sizofreni-ruhsal-bir-bozukluktur/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Şizofreni ruhsal bir bozukluktur">Şizofreni ruhsal bir bozukluktur</a><br />
<a href="http://www.psikotube.com/tag/sizofreninin-belirtileri-tedavi-edilebilir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Şizofreninin belirtileri tedavi edilebilir">Şizofreninin belirtileri tedavi edilebilir</a><br />
<a href="http://www.psikotube.com/tag/sizofreni-kimse-icin-utanc-verici-bir-durum-degildir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Şizofreni kimse için utanç verici bir durum degildir">Şizofreni kimse için utanç verici bir durum degildir</a><br />
<a href="http://www.psikotube.com/tag/sizofreni-kisilik-bolunmesi-demek-degildir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Şizofreni kisilik bölünmesi demek degildir">Şizofreni kisilik bölünmesi demek degildir</a><br />
Şizofreninin çocuklukta geçirilen bir travmadan, kötü bir aile ortamindan ya da yoksulluktan kaynaklandigina dair herhangi bir bir kanit yoktur<br />
Şizofreni hastalarinin çogu saldirgan ya da tehlikeli DEGiLDiR</p>
<p><strong>Tedavim nasil olacak? </strong></p>
<p><a href="http://www.psikotube.com/tag/antipsikotikler/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Antipsikotikler">Antipsikotikler</a> genellikle günlük olarak tablet, surup ya da sivi seklinde alinirlar. ilaci belli bir sekilde her gün kullanmak, ilacin vücutta sabit bir düzeyde kalmasini saglamaktadir. Ancak, aniden ortaya çikan siddetli belirtileriniz olursa, agizdan alinan ilaçlardan çok daha hizli etki gösteren bir enjeksiyon verilebilir. Pek çok kisi belirtilerini kontrol altinda tutmak için her gün ilaç kullanmayi sürdürse de, bazilarina daha uzun süre etkili olan depo ilaçlar verilir. Bunlar uzun etkili enjeksiyonlardir. <a href="http://www.psikotube.com/tag/depo-ilaclar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Depo ilaçlar">Depo ilaçlar</a> genellikle her üç dört haftada bir kullanilirlar, ama bazi hastalarda daha sik araliklarla verilebilirler.<br />
Kaynak: http://www.pfizer.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şizofreni Belgeseli &#8211; 5</title>
		<link>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-5/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-5/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 18:54:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni Belgeseli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=354</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="YouTube video player" width="640" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/_6WuujX05q8" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-5/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şizofreni Belgeseli &#8211; 4</title>
		<link>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-4/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-4/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 18:53:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni Belgeseli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=352</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="YouTube video player" width="640" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/ctFblHa2f1Q" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şizofreni Belgeseli &#8211; 3</title>
		<link>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-3/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-3/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 18:52:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni Belgeseli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=350</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="YouTube video player" width="640" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/SHt9uiRItZw" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şizofreni Belgeseli &#8211; 2</title>
		<link>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-2/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 18:51:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni Belgeseli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=348</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="YouTube video player" width="640" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/S4jS2nH0xe4" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-belgeseli-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şizofreni Belgeseli &#8211; 1</title>
		<link>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/cocuklardaki-inanma-egilimi/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/cocuklardaki-inanma-egilimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 18:41:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreninin belirtileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=344</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="YouTube video player" width="640" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/FTsmvJOy9Cs" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/cocuklardaki-inanma-egilimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Babanın Çocuk Eğitimindeki Rolü</title>
		<link>http://www.psikotube.com/gelisim-psikolojisi/babanin-cocuk-egitimindeki-rolu/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/gelisim-psikolojisi/babanin-cocuk-egitimindeki-rolu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Jan 2011 21:28:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Babanın Çocuk Eğitimindeki Rolü]]></category>
		<category><![CDATA[dr. kemal sayar]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal sayar]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatr kemal sayar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=341</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="YouTube video player" class="youtube-player" type="text/html" width="480" height="390" src="http://www.youtube.com/embed/wP8CdUZOCHU" frameborder="0"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/gelisim-psikolojisi/babanin-cocuk-egitimindeki-rolu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Positive Psychology &#8211; Pozitif Psikoloji</title>
		<link>http://www.psikotube.com/pozitif-psikoloji/positive-psychology-pozitif-psikoloji/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/pozitif-psikoloji/positive-psychology-pozitif-psikoloji/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Nov 2010 18:47:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pozitif Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[anlam yetenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[ızdırabı azaltma yetenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[bağlılık yetenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[günümüz psikolojisinin durumu nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[keyifli yaşam yetenekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Seligman on positive psychology]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk yetenekleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=335</guid>
		<description><![CDATA[Amerikan Psikoloji Derneği başkanıyken beni medya hakkında eğitmeye çalıştılar ve CNN ile karşılaşmam bugün konuşacaklarımı da özetliyor bu da optimist olmak için 11&#8242;inci neden oluyor. Discover&#8217;ın editörü bize 10 tanesini söyledi, ben de size 11&#8242;inciyi anlatacağım. Bana gelip, CNN, dedi ki, &#8220;Profesör Seligman, bize psikolojinin bugünkü durumu hakkında bilgi verir misiniz? Sizinle bu konu hakkında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="446" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always"/><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/MartinSeligman_2004-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/TedTalks-1609.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=312&#038;introDuration=15330&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=830&#038;adKeys=talk=martin_seligman_on_the_state_of_psychology;year=2004;theme=what_makes_us_happy;theme=how_the_mind_works;theme=tales_of_invention;event=TED2004;&#038;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="446" height="326" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/MartinSeligman_2004-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/TedTalks-1609.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=312&#038;introDuration=15330&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=830&#038;adKeys=talk=martin_seligman_on_the_state_of_psychology;year=2004;theme=what_makes_us_happy;theme=how_the_mind_works;theme=tales_of_invention;event=TED2004;"></embed></object></p>
<p>Amerikan Psikoloji Derneği başkanıyken beni medya hakkında eğitmeye çalıştılar ve CNN ile karşılaşmam bugün konuşacaklarımı da özetliyor bu da optimist olmak için 11&#8242;inci neden oluyor. Discover&#8217;ın editörü bize 10 tanesini söyledi, ben de size 11&#8242;inciyi anlatacağım. <span id="more-335"></span></p>
<p>Bana gelip, CNN, dedi ki, &#8220;Profesör Seligman, bize psikolojinin bugünkü durumu hakkında bilgi verir misiniz? Sizinle bu konu hakkında görüşmek istiyoruz.&#8221; Ve ben &#8220;Harika.&#8221; dedim. Ve o da &#8220;Ama bu CNN, bu yüzden çok kısa konuşacaksınız.&#8221; Ben de &#8220;Peki, kaç kelime edebilirim?&#8221; dedim. Ve &#8220;Ee, bir kelime.&#8221; dedi. </p>
<p>(Gülüşmeler) </p>
<p>Ve kameralar çalıştı ve dedi ki, &#8220;Profesör Seligman, <a href="http://www.psikotube.com/tag/gunumuz-psikolojisinin-durumu-nedir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with günümüz psikolojisinin durumu nedir?">günümüz psikolojisinin durumu nedir?</a>&#8221; &#8220;İyi.&#8221; </p>
<p>(Gülüşmeler) </p>
<p>&#8220;Kes. Kes. Bu olmaz. Size biraz daha uzun yer versek daha iyi olacak.&#8221; &#8220;Peki, bu sefer kaç kelime söyleyebilirim?&#8221; &#8220;Bence, peki, iki kelime. Doktor Seligman, günümüz psikolojisinin durumu nedir?&#8221; &#8220;İyi değil.&#8221; </p>
<p>(Gülüşmeler) </p>
<p>&#8220;Bakın, Doktor Seligman, çok rahat olmadığınızı görebiliyoruz. Size gerçekten doğru dürüst bir zaman vermeliyiz. Bu sefer üç kelime hakkınız var. Profesör Seligman, günümüz psikolojisinin durumu nedir?&#8221; &#8220;Yeterince iyi değil.&#8221; Ve hakkında konuşacağım konu da bu. </p>
<p>Psikolojinin neden iyi ve neden iyi olmadığını söylemek istiyorum ve gelecek 10 yılda, nasıl daha iyi olabileceğini. Ve paralel bir özetle, aynı şeyleri teknoloji, eğlence ve tasarım, hakkında da söylemek istiyorum, çünkü bence konular çok benzer. </p>
<p>Peki psikoloji neden iyiydi? 60 yıldan fazla bir zamandır, psikoloji hastalık modeli ile çalıştı. 10 yıl önce, bir uçaktayken, yanımda oturana kendimi tanıtırken ve işimi söylerken, benden uzaklaşırlardı. Ve çünkü, haklı olarak, psikoloji sendeki sorunu görmekle ilgilidir, diyorlardı. Kaçığı göster. Ve şimdi insanlara ne yaptığımı söylediğimde, bana yanaşıyorlar. </p>
<p>Ve psikoloji ile ilgili iyi olan şey, Ulusal Akıl Sağlığı Enstitüsü&#8217;nün yaptığı yaklaşık 30 milyar dolarlık yatırım, hastalık modeli ile ilgili çalışma, psikoloji ile ne demek istediğiniz, 60 yıl önce bu hastalıkların hiçbirinin tedavi edilebilir olmadığıydı &#8211; tamamen belirsizlikti. Ve şimdi bunların 14&#8242;ü tedavi edilebilir, 2&#8242;si de aslında iyileştirilebilir. </p>
<p>Ve diğer bir şey de bir bilimin gelişmesidir, bir akıl hastalığı bilimi. <a href="http://www.psikotube.com/tag/depresyon/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Depresyon">Depresyon</a>, alkolizm gibi belirsiz kavramları alıp onları kesin bir şekilde ölçebileceğimizi gördük. Akıl hastalıklarının sınıflandırılmasını yapabileceğimiz de. Akıl hastalıklarının nedenselliğini anlayabileceğimizi de. Bir süre boyunca aynı insanlara bakabilir &#8211; örneğin, genetik olarak şizofreniye yatkın insanlara, ve anneliğin, genetiğin buna etkisi nedir diye sorabiliriz, akıl hastalıkları üzerinde deneyler yaparak ve üçüncü değişkenleri ayırabiliriz. </p>
<p>Ve en iyisi, son 50 yıl içinde, ilaç ve psikolojik tedavileri icat edebildik ve sonra bunları titizlikle randomize plasebo-kontrollü çalışmalarla test edebildik &#8211; çalışmayan kısımları atıp çalışanları saklayabildik. </p>
<p>Ve bunun sonucu, psikoloji ve psikiyatrinin, son 60 yıldır, mutsuz insanları daha az mutsuz yaptığını iddia edebiliriz. Ve bence bu müthiş. Bununla gurur duyuyorum. Ancak iyi olmayan, bunun sonucunda, üç şey var. </p>
<p>İlki ahlaki &#8211; psikologlar ve psikiyatristler suç bilimcileri, patoloji araştıranlar haline geldiler öyle ki, insan doğası fikrimiz, eğer başın dertteyse tuğlalar üzerine yığılır, idi. Ve insanların seçimler yaptığı ve kararlar aldığını unuttuk. Sorumluluğu unuttuk. Bu ilk bedeldi. </p>
<p>İkinci bedel, siz insanları unuttuk. Normal hayatları iyileştirmenin ne demek olduğunu unuttuk. Nispeten sorunsuz insanları daha mutlu, daha üretken yapma misyonumuzu unuttuk, ve deha, üstün yetenek gibileri kötü kelimeler oldu. Kimse bununla ilgili çalışmıyor. </p>
<p>Ve hastalık modeliyle ilgili üçüncü problem, sorunu olan insanlarla ilgili bir şey yapma telaşı, hasarı tamir etmek için bir şey yapma telaşı, hiç aklımıza insanları daha mutlu kılacak müdahalelerde bulunmak gelmiyor, olumlu müdahaleler. </p>
<p>Yani bu yüzden iyi değil. Yani bu Nancy Etcoff, Dan Gilbert, Mike Csikszentmihalyi ve benim gibi insanları olumlu psikoloji diye adlandırdığım şey üzerinde çalışmaya itti, ki onun üç amacı var. İlki, psikolojinin tıpkı insanın zayıf taraflarıyla olduğu kadar güçlü taraflarıyla da ilgilenmesi gerektiği. Hasarlı yanları iyileştirmeye çalıştığı kadar güçlü yanlarıyla da ilgilenmeli. Hayatta en iyi şeylerle ilgilenmeli, ve normal insanların hayatlarını tatmin olacakları hale getirmeye çalışmalı, aynı zamanda deha ve yüksek yetenek yetiştirmekle ilgilenmeli. </p>
<p>Yani son 10 yıldır ve umarım gelecekte olumlu psikoloji biliminin başlangıcını gördük, hayatı yaşanır kılacak bir bilimin başlangıcı. Farklı <a href="http://www.psikotube.com/tag/mutluluk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with mutluluk">mutluluk</a> şekillerini ölçebileceğimiz anlaşıldı. Ve herhangi biriniz, ücretsiz, bu siteye girebilir, ve tam teşekküllü <a href="http://www.psikotube.com/tag/mutluluk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with mutluluk">mutluluk</a> testlerini yapabilirsiniz. Olumlu duygulara, anlama, akışa, ve tam olarak yüzbinlerce insana karşı nasıl işlerin doğru gitmesini sağlayacaksınız, bunu sorabilirsiniz? Çılgınlıkların tanısal el kitabının aksini yarattık: cinsiyet orantısına bakarak güçlü tarafların ve erdemlerin bir sınıflandırılması, nasıl tanımlandıkları, nasıl teşhis edildikleri, onları neyin oluşturduğu ve neyin engel olduğu. Olumlu durumların nedenlerini keşfedebileceğimizi bulduk, sol hemisfer aktivitesi ve sağ hemisfer aktivitesi arasındaki ilişkinin bir <a href="http://www.psikotube.com/tag/mutluluk/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with mutluluk">mutluluk</a> nedeni olduğunu. </p>
<p>Hayatımı son derece bedbaht insanlarla çalışarak geçirdim, ve şu soruyu sordum, son derece bedbaht insanların bizden ne farkı var? Ve yaklaşık altı yıl önce başlayarak, son derece mutlu insanlar ve nasıl diğerlerinden farklı olduklarına dair sorular sorduk? Ve anlaşıldı ki sadece tek bir yol var. Daha çok dindar değiller, daha iyi durumda değiller, daha fazla paraları yok, daha iyi görünüşlü değiller, daha fazla iyi olay başlarına gelmiyor ya da kötü olaylar. Farklı oldukları tek bir şey var: Son derece sosyaller. Cumartesi sabahı seminerlerde oturmuyorlar. (Gülüşmeler) Yalnız zaman geçirmiyorlar. Her birinin romantik bir ilişkisi var ve her biri geniş bir arkadaş repertuvarına sahip. </p>
<p>Ancak şuna dikkat edin. Bu sadece bağlantılı bilgi, tesadüfi değil, ve birazdan bahsedeceğim Hollywood&#8217;un anladığı mutlulukla ilgili: coşkunluğun ve kıkırdamanın ve sevincin mutluluğu. Ve birazdan bunun yeterli olmadığını öne süreceğim. Yüzyıllar boyunca yapılan müdahalelere bakarak başlayabileceğimizi bulduk, Buda&#8217;dan Tony Robbins&#8217;e kadar. İnsanları mutlu edeceği iddiasıyla, yaklaşık 120 müdahale yapılmaya çalışılmış. Ve bunların çoğunu nasıl kullanabileceğimizi anladık ve aslında randomize yararlık ve etkinlik ödevleri yürüttük. Bu da, hangisi insanları daha uzun süreli daha mutlu kılıyor, demek. Birkaç dakika içinde bazılarının sonuçlarından bahsedeceğim. </p>
<p>Ancak bunun sonucu şu; psikolojinin sahip olmasını istediğim misyon, zihinsel hastalıkların tedavisi misyonuna ek olarak, ve bedbaht insanları daha az bedbaht yapma misyonuna ek olarak, psikoloji insanları daha mutlu kılabilir mi? Ve bu soruyu sormak &#8211; mutlu pek sık kullandığım bir kelime değil &#8211; mutlu kelimesi ile ilgili sorulabileceğe kadar parçalamamız gerekiyordu. Ve inanıyorum ki üç farklı &#8211; ve onlara farklı diyorum çünkü farklı müdahaleler onları oluşturdu, birine sahip olmaktansa diğerine sahip olmak mümkün &#8211; üç farklı mutlu hayat var. İlk mutlu hayat, keyifli hayat. Bu, sahip olabileceğin en çok pozitif duyguya sahip olduğun, ve bunu daha da genişleteceğin yeneteğinin olduğu hayat. İkincisi, bağlılık hayatı: İşinde, ebeveynlikte, sevginde, serbest zamanındaki hayatın, zamanın senin için durduğu hayat. Aristo&#8217;nun bahsettiği budur. Ve üçüncüsü, anlamlı hayat. Şimdi bu hayatların her biri hakkında ve bunlarla ilgili ne bildiğimiz hakkında konuşacağım. </p>
<p>İlki keyifli hayat ve basitçe bulabileceğimizin en iyisi, alabileceğiniz keyiflerin en fazlası, yaşayabileceğiniz olumlu duyguların en fazlası, ve zevk verici, düşünceli gibi yetenekleri öğrenmek bunları zamana ve mekana yayıp genişletmek ile ilgili. Ancak keyifli hayatın üç kusuru var, ve bu yüzden psikoloji mutluluk bilimi değil ve bu yüzden burada bitmiyor. </p>
<p>İlk kusur, anlaşılan o ki keyifli hayat, olumlu duygu deneyiminiz kalıtsal, yaklaşık yüzde 50 kalıtsal, ve aslında pek değiştirilebilir değil. Yani Matthieu, ben ve diğerlerinin bildiği hayatınızdaki olumlu duyguları artırmaya yönelik numaraların yüzde 15-20&#8242;si numaradır, daha fazlasını almak yani. İkincisi, olumlu duygu yerleşir. Hatta çok hızlı bir şekilde yerleşir. Aynı Fransız vanilyalı dondurması gibi, ilk tattığınızda tadı yüzde 100&#8242;dür altıncı tadıma geldiğinizde, tadı gitmiştir. Ve, dediğim gibi, özellikle şekillendirilebilir değildir. </p>
<p>Ve bu da bizi ikinci hayata götürüyor. Ve size arkadaşım Len&#8217;den bahsetmeliyim, olumlu psikolojinin neden daha çok olumlu duygu, daha fazla keyif geliştirmekle ilgili olduğunu anlatabilmek için. Hayatın üç önemli alanının ikisinde, henüz 30 yaşındayken, Len inanılmaz derecede başarılıydı. İlk alan işti. 20 yaşına geldiğinde, borsa simsarıydı.. 25 yaşına geldiğinde ise bir multimilyonerdi ve bir borsa komisyon şirketinin başkanıydı. İkincisi, oyunda. Len ulusal briç şampiyonudur. Ancak üçüncü alanda, aşkta, Len sınırtanımaz bir başarısızdır. Ve bunun nedeni, Len&#8217;in soğuk bir balık gibi olması. (Gülüşmeler) </p>
<p>Len içe kapanıktır. Amerikalı kadınlar, Len ile çıktıklarında şöyle der; eğlenceli değilsin, olumlu duygun yok. Yıkıl karşımdan. Ve Len bir Park Caddesi psikanalistini karşılayacak kadar zengindi, psikanalist beş yıl boyunca Len&#8217;in olumlu duygularını bir şekilde içine hapsetmesine neden olan cinsel travmayı bulmaya çalıştı. Ancak anlaşıldı ki öyle bir cinsel travma yoktu. Anlaşıldı ki Len Long Island&#8217;da büyümüştü ve futbol oynamış ve futbol izlemiş, ve birç oynamıştı. Len, bizim olumlu duygulanım dediğimizin yüzde 5&#8242;inin dibindeydi. </p>
<p>Soru şu; Len mutsuz muydu? Ve olmadığını söylemek istiyorum. Psikolojinin bize söylediğinin tersine, olumlu duygulanımı olan insanoğlunun en alttaki yüzde 50&#8242;sine bakarak bence Len tanıdığım en mutlu insanlardan biri. Mutsuzluğun cehennemine teslim olmamış ve çünkü Len, birçoğumuz gibi, akış konusunda müthiş kabiliyetli. Sabah 9:30&#8242;da Amerikan Borsasına adımını attığında zaman onun için duruyor. Ve kapanış ziline kadar duruyor. İlk kart oynandığında, turnuvanın biteceği 10 gün sonraya kadar, zaman Len için duruyor. </p>
<p>Ve bu aslında Mike Csikszentmihalyi&#8217;nin bahsettiği, akış hakkında, ve keyif almaktan çok önemli bir şekilde farklı. Keyif, ham duygular içerir: olurken hissedersiniz. Düşünce ve duygudur. Ama Mike&#8217;ın dün anlattığı, akış esnasında, hiç birşey hissetmezsiniz. Müzikle tek olursunuz. Zaman durur. Derin bir konsantrasyon yaşarsınız. Ve bu aslında iyi bir hayat olarak düşündüğümüz şeyin karakteristiğidir. Ve bunun için bir tarif vardır diye düşünürüz, ve en güçlü taraflarınızı bilmekle ilgilidir. Ve yine, beş en güçlü özelliğiniz nedir bulabileceğiniz geçerli bir test var. Ve sonra hayatınızı onları olabildiğince kullanabileceğiniz şekilde yeniden şekillendirebileceğiniz. İşinizi, aşk hayatınızı, oyununuzu arkadaşlığınızı, ebeveynliğinizi yeniden şekillendirebileceğiniz. </p>
<p>Tek bir örnek: birlikte çalıştığım biri Genuardi&#8217;de (marketler zinciri) çalışıyordu. İşinden nefret ediyordu. Kolejde okuduğu süre içinde çalışıyordu. En güçlü özelliği sosyal zekasıydı, böylece torbalama işini onunla karşılaşanların gününü en güzel anlardan biri yapmak üzere şekillendirdi. Şimdi açıkçası başarısız oldu. Ancak yaptığı şey en güçlü özelliklerini alıp, ve mümkün olduğunca kullanmak üzere yeniden şekillendirmekti. Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil. Debbi Reynolds gibi görünmüyorsunuz. Kıkrdayıp durmuyorsunuz. Burada ulaştığınız daha çok kendini verme. Yani ikinci yol. İlk yol, olumlu duygu. İkinci yol, huzurlu akış. </p>
<p>Üçüncü yol, anlam. Bunlar en kıymetli mutluluklardır, geleneksel anlamda. Ve bu görüşteki anlam &#8211; huzura paralel olarak, en güçlü yanlarınızdan haberdar olup onları kullanmak sizden daha büyük bir şeye ait ve onun hizmetinde olmayı içerir. </p>
<p>Tüm bu üç tip hayattan bahsettim, keyifli hayat, iyi hayat, anlamlı hayat, insanlar şu soru üzerinde derin düşünüyor, bunlar yaşamları geri dönmemek üzere değiştiren şeyler midir? Ve cevap evet gibi duruyor. Ve size bazı örneklerini vereceğim. Dikkatli bir tavırla yapıldı. Hangisinin işe yaradığını anlamak için ilaçları test ettiğimiz şekilde yapıldı. Yani farklı müdahalelerin randomize atama yapılan, plasebo kontrollü, uzun dönemli çalışmalarını yapıyoruz. Keyifli hayat konusunu insanlara anlatırken, hayattan nasıl daha fazla keyif alacaklarını, ve hangi tip müdahalelerin etkili olduğuna örnek vermek için verdiğimiz ödevlerden bir tanesi düşüncelilik ve tat alma yeteneklerini alıp harika bir gün tasarlamanız isteniyor. Gelecek cumartesiyi kendinize ayırın, kendiniz için güzel bir gün tasarlayın, ve tat alma ve düşünceliliğinizi bu keyfi artırmak için kullanın. Ve bu şekilde keyifli bir hayatın geliştirilebileceğini gösterebiliriz. </p>
<p>Minnet ziyareti. Şimdi benimle birlikte hepinizin yapmasını istiyorum, eğer yapabilirseniz. Gözlerinizi kapatın. İnanılmaz derecede önemli bir şey yaparak hayatınızı iyi yönde değiştiren ve asla uygun bir şekilde teşekkür etmediğiniz birini hatırlamanızı istiyorum. Bu kişi yaşıyor olmalı. Tamam mı? Şimdi, tamam, gözlerinizi açabilirsiniz. Umarım hepiniz böyle bir insan hatırlıyorsunuz. Minnet ziyaretini öğrenirkenki ödeviniz bu kişiye 300 kelimelik bir mektup yazmanız, Phoenix&#8217;ten telefonla aramanız, ziyaret edip edemeyeceğinizi sormanız, nedenini söylememeniz, kapıda belirmeniz, mektubunuzu okumanız &#8211; bu olurken herkes ağlar &#8211; ve bir hafta, bir ay sonra insanları test ettiğimizde, hatta üç ay sonra, hem daha mutlu, hem de daha az depresiftiler. </p>
<p>Diğer bir örnek, çiftleri bir araya getirdiğimiz güç buluşmasında güç testinde birbirlerinin en güçlü taraflarını tanımlamalarını, ve daha sonra her birinin en güçlü yanlarını kullandıkları bir gece tasarlamalarını istiyoruz, ve bunun ilişkileri güçlendiren bir şey olduğunu bulduk. Ve eğlenceye karşı hayırseverlik. Ancak böyle bir grupta olmak çok yüreklendirici, öyle bir grup ki bir çoğunuz hayatlarını hayırseverliğe çeviriyor. Benim lisans öğrencilerim ve çalıştığım insanlar şunu henüz keşfetmediler, aslında insanların düşünceli ve eğlenceli bir şey yapmalarını ve sonra buna karşı bir şey yapmalarını sağladık. Ve eğlenceli bir şey yaptığınızda bulduğumuz şey, bir kare çizer ve azalarak biter. Hayırlı bir şey yaparak başka bir insana yardım ettiğinizde, bu devam eder ve eder. Yani bunlar olumlu müdahalelere örnekler. </p>
<p>Söyleyeceğim son şeye ek de insanların hayattan ne kadar tatmin olduklarıyla ilgilendiğimiz ve bu gerçekten sizinle ilgili. Ve bu bizim hedef değişkenimiz. Ve üç farklı yaşantının fonksiyonu olarak şu soruyu soruyoruz, hayattan ne kadar tatmin duyuyorsunuz? Ve soruyoruz &#8211; ve bunu 15 kez binlerce insanın katıldığı tekrarlarla yaptık &#8211; keyif arayışı, olumlu duygu arayışı, keyifli yaşam, bağlılık arayışı, zamanın sizin için durması, ve anlam arayışı sizin hayattan tatmin olmanıza ne derece katkı sağlıyor? </p>
<p>Ve sonuçlar bizi şaşırttı, beklediğimizin tam tersiydiler. Keyif arayışının hayattan tatmin olmakla neredeyse hiç bağlantısı olmadığı sonucu çıktı. Anlam arayışının bağı en kuvvetliydi. Bağlılık arayışı da ayrıca çok güçlüydü. Keyifin önemli olduğu durum, eğer bağlılık ve anlama sahipseniz, o zaman keyif hepsinin üzerindeki krema ve vişne gibi. Yani dolu bir hayat, eğer her üçüne sahipseniz, toplamı parçalardan daha büyük. Buna karşılık, üçünden hiçbirine sahip değilseniz, boş bir hayat, toplam parçalardan da azdır. </p>
<p>Ve şimdi soruyoruz aynı ilişki, beden sağlığı, hastalıklılık hali, ne kadar süre yaşadığınız, üretkenliğiniz, aynı ilişkiyi sürdürebildiğiniz? Bu, bir kurumda, üretkenlik olumlu duygu, bağlılık ve anlam fonksiyonu mudur? Sağlık olumlu bağlılık, keyif, ve hayatta anlamın fonksiyonu mudur? Ve bunların her birine verilecek cevabın elbette evet olmasının bir nedeni var. </p>
<p>Chris son konuşmacının dinlediklerini birleştirmeye çalışmak için bir şansı olacağını söyledi, ve bu benim için inanılmaz. Daha önce hiç böyle bir toplantıda bulunmamıştım. Konuşmacıların bu kadar kendilerini aşmak için çalıştıklarını görmemiştim, en kayda değer şeylerden biri de buydu. Ancak anladım ki psikolojinin sorunları teknolojinin, eğlence dünyasının ve tasarımın sorunlarına şu şekilde benzer görünüyor. Hepimiz teknoloji, eğlence ve tasarımın daha önce ve yine yok edici amaçlarla kullanılabileceğini biliyoruz. Aynı zamanda teknoloji, eğlence ve tasarımın ızdırabı azaltmak için de kullanılabileceğini biliyoruz. Ve bu arada, ızdırabı azaltmakla mutluluğu kurmak arasında var olan fark son derece önemlidir. Bundan 30 yıl önce terapist olduğumda, eğer birisini depresif, endişeli, ya da öfkeli olmamasını sağlayacak kadar iyiysem, o zaman onları mutlu kılabileceğimi sanıyordum. Ve asla bunu başaramadım. En iyi yapabileceğinizin sıfır noktasına ulaşmak olduğunu gördüm. Ama bomboştular. </p>
<p>Ve anladım ki <a href="http://www.psikotube.com/tag/mutluluk-yetenekleri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with mutluluk yetenekleri">mutluluk yetenekleri</a>, <a href="http://www.psikotube.com/tag/keyifli-yasam-yetenekleri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with keyifli yaşam yetenekleri">keyifli yaşam yetenekleri</a>, <a href="http://www.psikotube.com/tag/baglilik-yetenekleri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bağlılık yetenekleri">bağlılık yetenekleri</a>, <a href="http://www.psikotube.com/tag/anlam-yetenekleri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with anlam yetenekleri">anlam yetenekleri</a> ızdırabı azaltma yeteneklerinden farklıydı. Yani benzer şeylerin teknoloji, eğlence ve tasarımla birbirlerini bir arada tuttuklarına inanıyorum. Yani, dünyamızın bu üç itici gücü için mutluluğu artırmak, olumlu duyguyu yükseltmek mümkün görünüyor, ve bu tipik olarak nasıl kullanıldıklarını gösteriyor. Ancak mutluluğu bir kez benim gibi parçalara ayırırsanız, sadece olumlu duyguyu değil &#8211; bu asla yeterli değil &#8211; hayatta akış var, ve hayatta anlam var. Lauralee&#8217;nin söylediği gibi, tasarım, ve inanıyorum ki eğlence ve teknoloji, hayatta bağlılığın anlamını yükseltmek için de kullanılabilir. </p>
<p>Sonuç olarak, optimizm için 11&#8242;inci neden, uzay asansörüne ek olarak, şu ki, teknoloji, eğlence ve tasarımla bilikte dünya üzerindeki insan mutluluğunun ağırlığını değiştirebileceğimize inanıyorum. Ve eğer teknoloji gelecek bir ya da iki on yılda keyifli hayatı, iyi hayatı ve anlamlı hayatı yükseltebilecekse, bu yeterince iyi olacaktır. Eğer eğlence de olumlu duyguyu, anlamı, huzuru yükseltmek için dönüştürülebilirse, bu yeterince iyi olacaktır. Ve eğer tasarım olumlu duyguyu, huzuru, ve akışı, ve anlamı artırabilirse, hepimizin birlikte yaptığı yeterince iyi olacaktır. Teşekkürler. (Alkışlar)<br />
Kaynak: http://www.ted.com/</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/pozitif-psikoloji/positive-psychology-pozitif-psikoloji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Takıntılar &#8211; Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)</title>
		<link>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/takintilar-obsesif-kompulsif-bozukluk-okb/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/takintilar-obsesif-kompulsif-bozukluk-okb/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Nov 2010 19:16:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[aynı düşünce veya istek akla gelmeden hareketi tekrar yapma]]></category>
		<category><![CDATA[başkasına sorma]]></category>
		<category><![CDATA[belli sayıda bazı hareketleri tekrarlama]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel davranışçı tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[dönüp tekrar bakma]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce takıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[dua etme]]></category>
		<category><![CDATA[El yıkama]]></category>
		<category><![CDATA[endişe Anksiyete yaratan düşünce imgeler]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç tedavisiyle]]></category>
		<category><![CDATA[kapıyı kontrol etme]]></category>
		<category><![CDATA[Kompülsiyon]]></category>
		<category><![CDATA[konu üzerinde düşünerek analiz etme]]></category>
		<category><![CDATA[konuyu zihinde tekrar canlandırarak inceleme]]></category>
		<category><![CDATA[musluğu kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Obsesif Kompulsif Bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[OKB]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[rahatlatıcı kelimeler tekrarlama]]></category>
		<category><![CDATA[ritüeller]]></category>
		<category><![CDATA[saf obsesyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[sayı sayma]]></category>
		<category><![CDATA[silme]]></category>
		<category><![CDATA[soruya cevap bulmaya çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Takıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[tersini söyleme]]></category>
		<category><![CDATA[Zorlantılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=330</guid>
		<description><![CDATA[OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK NEDİR ? Düşünmek istemediğiniz halde tekrar tekrar zihninize gelen düşünceleriniz varsa ya da aynı şeyi tekrar tekrar yapıyor yapmaktan kendinizi alamıyorsanız obsesif kompülsif bozukluğunuz olabilir. Ruh bilimde düşünce takıntıları ve bunların getirdiği sıkıntıyı azaltmak için tekrar tekrar bazı hareketleri yapma şeklinde belirtilerle giden rahatsızlığa obsesif kompülsif bozukluk adı verilir. Bu ruhsal rahatsızlık ilaçlarla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="480" height="385"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Gim7gaLw9tE?fs=1&amp;hl=en_US&amp;color1=0xe1600f&amp;color2=0xfebd01"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/Gim7gaLw9tE?fs=1&amp;hl=en_US&amp;color1=0xe1600f&amp;color2=0xfebd01" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"></embed></object></p>
<p><strong>OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK NEDİR ?</strong><br />
Düşünmek istemediğiniz halde tekrar tekrar zihninize gelen düşünceleriniz varsa ya da aynı şeyi tekrar tekrar yapıyor yapmaktan kendinizi alamıyorsanız obsesif kompülsif bozukluğunuz olabilir.<span id="more-330"></span> Ruh bilimde düşünce takıntıları ve bunların getirdiği sıkıntıyı azaltmak için tekrar tekrar bazı hareketleri yapma şeklinde belirtilerle giden rahatsızlığa obsesif kompülsif bozukluk adı verilir. Bu ruhsal rahatsızlık ilaçlarla ve/veya psikoterapiyle tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Çoğunlukla çocukluk veya ilk gençlik yıllarında başlar; özellikle kişinin hayatının sıkıntılı dönemlerinde alevlenmeler ve artış göstererek seyreder. Çoğu obsesif hastanın bu durumunu saklayıp doktora başvurmaması nedeniyle eskiden nadir görülen bir rahatsızlık olduğu zannedilirken yapılan toplum çalışmaları en sık görülen ruhsal rahatsızlıklardan birisi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Görülme sıklığı %1-3 arasında değişir, bunun anlamı Türkiye’de 1,5-2,5 milyon kişide bu rahatsızlığın olmasıdır.  Bu rahatsızlık belirtileri size çok garip gelse de yaygın bir durumdur ve deli olduğunuz ya da delireceğiniz anlamına gelmez.<br />
<strong>Obsesyon (takıntı-saplantı)</strong> devamlılık gösteren, tekrar tekrar zihninize giren istenmeyen düşünceler, hayaller, istekler veya sık sık ortaya çıkan rahatsız edici endişelerdir. Siz özellikle istemeden hatta bazı durumlarda özellikle aklınıza gelmemesi için uğraşmanıza rağmen aklınıza kendiliğinden gelirler veya belli durumlar ve ortamlarda kendiliğinden ortaya çıkarlar ve sıklıkla sıkıntıya neden olurlar. Örneğin: bulaşma oldu mu, &#8230; kir var mı? acaba kapıyı kapattım mı? ütünün fişini çektim mi?, …. zarar verebilir miyim?, farkında olmadan … yapmış olabilir miyim?, hata yaptım mı?, eksiklik var mı? &#8230; istedim mi? &#8230;. istiyor muyum? Cinsellik, kazaya ya da bir kötü olaya neden olma ve dini konularda şüphe, hayal veya düşünceler.<br />
Ne yaparsanız yapın bu soruların cevabını gönül rahatlığıyla bir türlü veremezsiniz. Aynı endişe kontrol edene kadar, ya da temizleyene kadar, ters ve rahatsız edici düşünceler olumlu bir düşünce gelinceye kadar ya da kendinizi rahatlatacak bir düşünceye ulaşıncaya dek sürer gider. Obsesyon (düşünce takıntısı-saplantı) adını verdiğimiz bu endişelerin içeriği kişiden kişiye değişmekle beraber ana temalar kirlilik bulaşması (kirlenme veya hastalık bulaşması), cinsellik (cinsel olarak yasak utandırıcı bir şey düşünme, isteme, hayal etme), saldırganlık veya kazaya yol açma (etrafa zarar verici bir şeyler yapma gibi) ve dini konulardır (ayıp ya da günah bir şey düşünme, isteme, hayal etme).<br />
Bazı kişilerde akla gelen düşünce istek veya hayallerin bizzat kendisi, yani akla gelmesi bile sıkıntı verici, korkutucu veya utandırıcıdır. Bu düşüncelerin, istek, hayal ve endişelerin aklınıza gelmesi size sorumluluk da yükler; aklına böyle bir şey gelmiş olması nedeniyle önlem almadıkça içiniz rahat etmez. Giderek bütün hayatınız endişeleri düşünme, temizleme veya kontrol etme ile geçmeye başlar.<br />
<strong><a href="http://www.psikotube.com/tag/zorlantilar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Zorlantılar">Zorlantılar</a> (Kompülsiyon) veya ritüeller:</strong> Çoğu kere aşırı veya mantıksız bulmanıza rağmen yapmaktan kendinizi alamadığınız tekrarlayıcı davranışlar. <a href="http://www.psikotube.com/tag/el-yikama/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with El yıkama">El yıkama</a>, <a href="http://www.psikotube.com/tag/silme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with silme">silme</a>, kapıyı kontrol etme, <a href="http://www.psikotube.com/tag/muslugu-kontrol/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with musluğu kontrol">musluğu kontrol</a>, <a href="http://www.psikotube.com/tag/donup-tekrar-bakma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dönüp tekrar bakma">dönüp tekrar bakma</a>, başkasına sorma, aynı düşünce veya istek akla gelmeden hareketi tekrar yapma veya <a href="http://www.psikotube.com/tag/belli-sayida-bazi-hareketleri-tekrarlama/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with belli sayıda bazı hareketleri tekrarlama">belli sayıda bazı hareketleri tekrarlama</a> veya zihinsel işlemler sayı sayma, <a href="http://www.psikotube.com/tag/dua-etme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with dua etme">dua etme</a>, <a href="http://www.psikotube.com/tag/tersini-soyleme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with tersini söyleme">tersini söyleme</a>, rahatlatıcı kelimeler tekrarlama, konuyu zihinde tekrar canlandırarak inceleme, konu üzerinde düşünerek analiz etme, soruya cevap bulmaya çalışma gibi.<br />
Temizleme, kontrol etme, hareketleri tekrarlama gibi kompulsiyonlar-zorlantılar (yapmak zorunda hissettiğiniz, yapınca sıkıntınızı azaltan hareketler) sıkıntıyı azaltmanın tek yolu gibi görünmekle birlikte bütün vaktinizi işgal eder. </p>
<p><strong>Obsesif Kompulsif Bozukluğu Olan Bireylerin Ortak Özellikleri </strong><br />
1.	Endişeler ve <a href="http://www.psikotube.com/tag/takintilar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Takıntılar">Takıntılar</a> (Obsesyonlar) kötü birşeyler olacağı kaygısıyla İlgilidir: Takıntılara hemen daima eşlik eden sıkıntı size ya da sevdiklerinize gelecek bir zarardan korkmakla ilgilidir. Örneğin kapıyı pencereyi kontrol eden bir hastada “kapıyı pencereyi kontrol ediyorum çünkü açık kalırsa birisi girip çocuklarımı öldürebilir, paramızı çalabilir. Eğer bu olursa benim hatam olur ve suçlanmayı hak ederim.” şeklinde ya da yıkanma kompülsiyonu (zorlantısı) olan bir hastada “eğer temizlenmezsem hastalanabilirim, çocuklarıma hastalık bulaştırabilirim” şeklinde düşünceler ve korkular olabilir.<br />
2.	Kişinin takıntısının akıldışı olduğunu bildiği anlar olur. Belirtiler olmadığı anlarda çoğu obsesif birey takıntılarının gereksiz olduğunu bilir. Endişeler başladığında ise bunu unutabilir ve takıntılarından dolayı çok korkuya kapılabilir<br />
3.	Takıntılara direnmeye ya da bunları unutmaya çalışmak sadece durumu daha da kötüleştirir. Takıntı şeklindeki düşünceler ve hayaller çok fazla sıkıntı verdiği için kişi bunlardan şiddetle kurtulmak ister. Ama ne yazık ki bu mücadele unutulmak istenilen düşünceyi canlı tutar. Kişi ne kadar çok mücadele ederse o düşünceyi zihninden atması da o kadar zorlaşır. Düşünce takıntılarının sürmesini sağlayan şeyler:<br />
•	Takıntıdan korkmak.<br />
•	Aktif biçimde unutmaya çalışmak.<br />
•	Hatırlatan durumlardan kaçmak.<br />
•	Hiçbir zaman takıntı olmamasını amaçlamak.<br />
•	Takıntıların ilerde de tekrarlayabileceği endişesini taşımak.<br />
4.	Zorlantılar geçici bir rahatlama sağlar: Takıntının yarattığı şiddetli sıkıntıyla kişi kendisini rahatlatacak bir şeyler arar ve sonuçta yaptığı bazı eylemlerle rahatlar. Örneğin kirlilik obsesyonu olan birinin elini yıkayarak rahatlaması gibi. Ama bu etki geçicidir. Bir süre sonra yeniden sıkıntı başlar.<br />
5.	Tekrarlayan eylemler (ritüeller) genellikle özel bir sırada gerçekleştirilir: Zorlantı davranışları belli bir sıra dahilinde kurala uygun gerçekleştirilirse sıkıntıyı azaltır. Eğer bu kural bozulursa yeni baştan aynı sırayla tekrar gerçekleştirilirler. Kirlilik takıntısı olan bireyin yıkama esnasında belli bir sayıda yıkıyorsa yıkama sırasında yaptığı bir işlemi hatırlayamazsa işi tekrar baştan başlatması gibi.<br />
6.	Kişi zorlantılara da direnmeye çalışır: Zorlantı şeklindeki hareketler kişiyi geçici olarak rahatlatsa da bunları tam yapmanın zorluğu ve aldıkları zaman yüzünden kişi bunlara direnmeye çalışabilir ya da bunların zahmeti nedeniyle bunlara başvurmasına yol açacak nesne ve durumlardan kaçabilir. Temizlenme ritüellerinin sıkıntısı nedeniyle kişinin ayda bir banyo yapması, haftada bir büyük abdeste çıkması gibi.<br />
7.	 Kişi bir takım koruyucu davranışlar için başkalarından da yardım alır: Temiz mi kirli mi diye birine sorma, yıkarken başkasına da izletme, kendisi yerine temizlemeyi ya da kontrolü birine yaptırma gibi. Bu hem kaçınmaya hem de sorumluluğu paylaşarak biraz rahatlamayı sağlar.</p>
<p><strong>OKB Neden olur?</strong><br />
Bir çok insan kendilerinde OKB nin nasıl geliştiğini merak ederler. Bununla ilgili birçok bilimsel varsayım ortaya atılmış olup, OKB’ yi tek bir nedenle açıklayamayacağımız görüşü en çok kabul gören varsayım olmuştur. Bu etkenler sırasıyla kişinin kalıtımın da büyük ölçüde etkisiyle şekillenen beyin özellikleri, içinde bulunduğu ortam koşullar ve yaşadığı olaylar, kişilik özellikleri ve düşünme biçimi, davranış tepkileri ve duygusal özellikleridir. Bunlardan bazıları diğerlerine kimi hastalarda diğerlerine göre daha ön planda olmakla beraber, gelişimin nasıl olduğuna ilişkin tatmin edici bir kuram yoktur. Çocukluk çağında beta hemolitik streptokok enfeksiyonu geçiren bazı bireylerde bazen obsesif kompulsif belirtilerin ortaya çıktığını gözlemlediğimiz oluyor. Ancak çoğu hastada bu tarzda belirgin bir biyolojik etken saptanamamaktadır. OKB si olan bireylerin yapılan beyin incelemelerinde beyinde, beynin orbitofrontal kortex ve caudate nukleusda adı verilen bölgelerde aktivite artışı olduğu saptanmıştır</p>
<p>Bu bölgelerden caudat nukleus düşüncelerin sınırlanmasında rol oynar. Saptanan bu biyolojik değişiklikler OKB de hem bir bir neden hem de bir sonuç olabilir.<br />
Günümüzde OKB nin psikolojik nedenleriyle ilgili temel açıklama biçimi bilişsel davranışçı modele dayalıdır. Davranışçı model, çocukluk dönemindeki yaşantılarla oluşan bazı koşullanmaların (örneğin kirlilikle ilgili ailenin olumsuz tepkileri- kirlendiğinde kızılması- ve titiz davranışları, buna karşılık yıkanma, silme davranışlarının beğenilmesi, desteklenmesi) OKB gelişiminde etkili olduğunu öne sürer. Bu koşullanmaların etkisiyle normalde herhangi bir özelliği taşımayan ve dolayısıyla da sıkıntı doğurma gücü olmayan bazı uyaranlar (örneğin evin zemini, kapı kolu vb) ve durumlara (örneğin kirlilik, bulaşma) karşı öğrenilmiş bir korku ve kaçınma davranışı gelişir. Ayrıca birey kompülsiyonlara başvurdukça kısa süreli ve geçici olarak rahatladığı için kompülsiyonlar (yıkanma, temizlenme, kontrol vb gibi) yerleşik hale gelir.<br />
Bunun yanı sıra çocukluk döneminin bazı düşünsel özelliklerinin ve o dönemde oluşan bazı inançların yetişkinlikte de sürdürülmesi (“bir eylemle ilgili düşünmek onu yapmak gibidir”, “kendine ya da başkasına gelebilecek bir zararı önleyememek (ya da önlemeye çalışmamak) o zarara neden olmak demektir”, “sorumluluk bir olayın olasılığının az olmasıyla azalmaz, “Kişi düşüncelerini kontrol edebilmelidir –etmelidir” gibi inançlar) bir diğer etkendir.<br />
<strong>OKB Alttipleri</strong><br />
OKB çok farklı belirtiler izlenebilen bir rahatsızlıktır. Obsesyonlardan en sık görülenleri ve oranları: bulaşma: 32.9%, saldırganlık düşünceleri: 16.6%, kesinlik ihtiyacı, 8.5%, dini konular 6.3%, bedensel konular 6.2%, cinsellik 5.3%, toplama biriktirme düşüncleri 4.0% , diğer konular 20.2%, en sık görülen kompülsiyonlar ve oranları ise kontrol: 28.1%, yıkama temizleme: 25.9%, zihinsel tekrarlamalar 11.5%, tekrarlama 11.0%, sıralama/düzenleme 5.3%, toplama/biriktirme 3.2%, sayma 2.6%, diğerleri 12.4% dür. Bu çeşitlilik nedeniyle değerlendirme ve tedavi kolaylığı açısından yaşanan belirtilere göre OKB alttiplere ayrılabilir, bazen bir hastada birden fazla belirti grubu olabildiği gibi bazen de yıllar içinde belirtiler birinden diğerine değişebilir. Belirti türlerine göre başlıca alttipler:<br />
1.	Yıkayıcı–temizleyiciler: Kişide kirlilik bulaşma obsesyonu ve yıkanma temizlenme kompülsiyonu vardır<br />
2.	Kontrolcüler Birey yaptığı veya yapmadığı bir şeyle ilgili şüpheye kapılır ve bunun verdiği sıkıntıyla tekrar tekrar kontrol eder (Kapı, pencere, elektrikli ev aletleri, doğalgaz, araba, eşya, konuştuğu konular, okuduğu yazılar, doldurduğu formları kontrol)Toplayıcı- biriktiriciler Gereksiz nesneleri toplar sonra da atamazlar<br />
4.	Düzenleyici-sıralayıcılar Çevredeki nesnelerin belli bir düzende durması, simetri, eşyalarda eksiklik, leke, çizik olmamasına gereksinim duyarlar<br />
5.	Tekrarlayıcılar Bu kişilerin aklına kötü veya istemedikleri bir düşünce gelir ardından bunu etkisizleştirmek için belli eylemleri, sözleri veya düşünceleri tekrarlarlar Örneğin yakın birinin ölümünü önlemek için giyinip soyunmak, aklına kötü bir şey geldiği için aynı şeyi bu düşünce olmadan yapmak gibi<br />
6.	Düşünce takıntıları , saf obsesyonlar ve endişe Anksiyete yaratan düşünce imgeler (obsesyonlara) akla gelir ardından bununla ilgili olarak nötralizasyon çabası başlar. Örneğin eşcinsel olduğu düşüncesi aklına gelen bir kişinin bunun üzerinde düşünmesi, analiz etmesi, konuyu araştırması insanlara bunu sorması gibi. Bazen gündelik sıradan olaylarla ilgili akla sıkıntı yaratan olumsuz bir düşünce gelir ardından buna karşıt iç tartışma gelişir ve bu konu saatlerce sürer.<br />
<strong>OKB’de Tedavi</strong><br />
OKB gelişimine ilişkin çok karmaşık soruların tam cevaplarının henüz bulunmamasına rağmen tedaviyle ilgili çok önemli imkanlar bulunmaktadır. Bu rahatsızlığı olan bireylerin bilmeleri gereken en önemli nokta bu rahatsızlığın etkili tedavileri olduğudur. Gerek ilaç tedavisiyle gerekse <a href="http://www.psikotube.com/tag/bilissel-davranisci-tedavi/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with bilişsel davranışçı tedavi">bilişsel davranışçı tedavi</a> adını verdiğimiz psikoterapi yöntemiyle yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. İlaç tedavilerinde hastaların %60-70’inde yaklaşık 2-3 aylık bir süreçte belirtilerde %30’dan fazla azalma ortaya çıkmaktadır. Bu konuda kullanılan diğer tedavi yöntemi olan Bilişsel davranışçı terapi ile de tedavi sürecini tamamlayanlarda yaklaşık %85’e varan oranda hasta düzelebilmektedir.<br />
Kaynak: www.kdtd.org/v3/dosyalar/63.doc</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/takintilar-obsesif-kompulsif-bozukluk-okb/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenme, Düşünme, Bellek</title>
		<link>http://www.psikotube.com/ogrenme-psikolojisi/ogrenme-dusunme-bellek/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/ogrenme-psikolojisi/ogrenme-dusunme-bellek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Nov 2010 18:51:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öğrenme Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Bellek]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=325</guid>
		<description><![CDATA[@ Yahoo! Video Öğrenme Psikolojisi ve Öğrenme Nedir? Öğrenme: Yaşantı sonucu kazanılan nispeten kalıcı izleri olanlar davranış değişikliğidir. Öğrenme olması için davranış değişikliğinin kalıcı olması gerekir. İlaç alındığında, sarhoşken vb yapılan davranışlar öğrenme değildir. Öğrenmede davranışa dönüşebilme potansiyeli olmalı Öğrenip öğrenmediğini davranış ortaya çıkarma ile anlıyoruz. Psikolojide öğrenme çok önemlidir. Çevre + Kalıtım + Zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><object width="480" height="385"><param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="AllowScriptAccess" VALUE="always" /><param name="bgcolor" value="#000000" /><param name="flashVars" value="id=11087983&#038;vid=4113128&#038;lang=en-us&#038;intl=us&#038;thumbUrl=&#038;embed=1" /><embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="385" allowFullScreen="true" AllowScriptAccess="always" bgcolor="#000000" flashVars="id=11087983&#038;vid=4113128&#038;lang=en-us&#038;intl=us&#038;thumbUrl=&#038;embed=1" ></embed></object><br /><a href="http://video.yahoo.com/watch/4113128/11087983"></a> @ <a href="http://video.yahoo.com" >Yahoo! Video</a></div>
<p><strong><a href="http://www.psikotube.com/tag/ogrenme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Öğrenme">Öğrenme</a> Psikolojisi ve <a href="http://www.psikotube.com/tag/ogrenme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Öğrenme">Öğrenme</a> Nedir?</strong></p>
<p><strong>Öğrenme:</strong> Yaşantı sonucu kazanılan nispeten kalıcı izleri olanlar davranış değişikliğidir.<span id="more-325"></span><br />
Öğrenme olması için  davranış değişikliğinin kalıcı olması gerekir. İlaç alındığında, sarhoşken vb yapılan davranışlar öğrenme değildir.<br />
Öğrenmede davranışa dönüşebilme  potansiyeli olmalı<br />
Öğrenip öğrenmediğini davranış ortaya çıkarma ile  anlıyoruz.<br />
Psikolojide öğrenme çok önemlidir.<br />
Çevre + Kalıtım +  Zaman faktörleri<br />
Öğrenme olabilmesi için yaşantı yolu ile olacak, kalıcı  olacak, davranış değişikliği olacak.<br />
İyi davranışların yanında kötü  davranışlarıda öğreniyoruz. </p>
<p><strong>ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER </strong></p>
<p>1- Öğrenenden Kaynaklanan Faktörler<br />
a- Zekası<br />
b- İlgi ve yetenekleri<br />
c- Bireyin öğrenme halindeki durumu<br />
d- İhtiyaçlar<br />
e- Öğrenenin öğrenme sırasındaki kaygı düzeyi<br />
f- Yaş<br />
g- Öğrenin algılayış biçimi<br />
h- Öğrenenin eski bildikleri </p>
<p>2- Öğretilen Materyalden Kaynaklanan Faktörler<br />
a- Öğrenilen materyalin kişi için çekici olup olmadığı<br />
b- Uzun veya kısa olması<br />
c- Materyalin netliği, açıklığı, basitliği<br />
d- Gereksinime uygun olması<br />
e- Ders materyalinin anlatılış biçimi </p>
<p>3- Öğretenden Kaynaklanan Faktörler<br />
a- Öğretenin ayrıntıya kaçmadan yalın net ve öz anlatılması<br />
b- Öğrenenin düzeyine uygun olması<br />
c- Öğreten yansız olmalı<br />
d- Öğretenin konusuna hakim olması </p>
<p>4- Öğrenme Ortamından Kaynaklanan Faktörler<br />
a- Sesli ortam<br />
b- Havanın sıcak veya soğuk olması<br />
c- Kalabalık<br />
d- Işık<br />
e- Öğretmenin hazırladığı psikolojik ortam </p>
<p><strong>Davranış:</strong> Çeşitli uyarıcılara tepki gösteririz. Bu tepkilerin eyleme dönüşmesi davranıştır.<br />
Davranışların hepsini gözleyemeyiz. Acıyı göremeyiz ama acı  karşısında bireyin yaptığı davranışı gözleyebiliriz.<br />
Hayal kurmada bir  davranıştır.<br />
Uyarıcı: Organizmayı harekete geçirebilecek olan her tür olay  iç ve dış kaynaklı olabilir.Uyarıcıların anlamı kişiden kişiye değişebilir.<br />
Niçin davranışçı kuram deniyor? Çünkü sırf gözlenebilen davranışlarla  ilgilendiği için </p>
<p><strong>ÖĞRENMEYİ AÇIKLAYAN KURAMLAR</strong> </p>
<p><strong>1-KLASİK KOŞULLANMA</strong><br />
 Klasik koşullanma ile öğrenme çok azdır. (insan  davranışlarında)<br />
 Koşulsuz Uyarıcı: Bireyde refleks tepki uyandırmak için  hiçbir öğrenme yaşantısına gereksinimi olmayan uyarıcıdır. (refleks tepkiye yolaçan uyarıcıdır)<br />
 Bu tip refleks tepkilerin sayısı azdır.<br />
 Nötr  Uyarıcı: Koşulsuz tepkiye yol açmayan uyarıcı<br />
 Nötr uyarıcı koşulsuz  tepkinin habercisi<br />
 Bu tür öğrenmeler daha çok hayvanlarda görülür.<br />
  Klasik koşullanma yoluyla öğrenmede, öğrenilmiş bir tepki, koşulsuz uyarıcı, koşulsuz tepki olacak.<br />
 Nötr uyarıcı&#8212;&#8212;&#8211;Koşulsuz uyarıcı&#8212;&#8212;-Koşulsuz  tepki<br />
(bir zaman sonra çıkarılacak) </p>
<p><strong>TEKRAR </strong><br />
 Sönme olayının  gerçekleşmemesi için arada koşılsuz uyarıcı yine verilir.<br />
 Nötr uyarıcı bir  zaman sonra koşullu uyarıcı oluyor. Koşulsuz tepkide koşullu tepki oluyor.<br />
  Bazı korkuların, kaygıların, fobilerin temelinde bu öğrenme olabilir.<br />
  Korku koşullanmasına tek bir yaşantı yetiyor.<br />
 Genelleme: Benzer  uyarıcılara aynı tepki verme<br />
 Klasik koşullanmada genelleme ve <a href="http://www.psikotube.com/tag/ayirt-etme/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ayırt etme">ayırt etme</a>  var.<br />
 Ayırt edici uyarıcı: Nötr uyarıcıdan başka uyarıcıya tepki vermeme<br />
 Kızgınlık, sevinç, üzüntü, korku&#8212;- 4 temel davranış<br />
 Öğrenme  yaşantısı ile koşullanma farklı </p>
<p><strong>2-EDİMSEL ÖĞRENME</strong> </p>
<p> Edim : En  küçük davranış birimi<br />
 Davranışlarımızın çok büyük bir kısmı edimsel  öğrenme ile oluyor.<br />
 Edimsel öğrenmede bir amaç hedef var<br />
  Davranış&#8212;&#8211;Sonuç<br />
 Sonuç yine davranışımızı etkiler. Sonuç davranışın  tekrar yapılıp yapılmamasını etkiler.<br />
 Edimsel koşullanma: Eğer yapılan bir  davranış sonuçları tarafından kontrol ediliyorsa yani davranışın yeniden yapılıp yapılmamasını etkiliyorsa bu tip öğrenmelere <a href="http://www.psikotube.com/tag/edimsel-kosullanma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with edimsel koşullanma">edimsel koşullanma</a> yolu ile öğrenme denir.<br />
 Davranış sıklığını arttıram teknikler<br />
a- Olumlu pekiştirme<br />
b- Olumsuz pekiştirme<br />
 Davranış sıklığını azaltan teknikler<br />
c- Birinci tip <a href="http://www.psikotube.com/tag/ceza/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ceza">ceza</a><br />
d- İkinci tip ceza<br />
 Olumlu  pekiştirme: Eğer yapılan davranışın sonucu kişi için hoş ise o davranışın tekrarlanma olasılığı artar.<br />
 Olumlu pekiştireç: Davranışı pekiştiren  uyarıcıdır.<br />
 Olumsuz pekiştireç: Olumsuz uyarıcıdan kurtaran pekiştireç  Örneğin başımız ağrıdığında ilaç alırsak baş ağrımız geçerse başımız ağrıdığında tekrar ilaç alma ihtimalimiz artar.<br />
 Olumsuz pekiştirme: Eğer yapılan  davranıştan sonra ortamdan bizim için sevimsiz, hoş olmayan bir uyarıcı çıkıyorsa o davranışı tekrarlama olasılığımız artar.<br />
 Olumsuz pekiştirmede  2 alt özellik<br />
a- Kaçma: Olumsuz uyarıcıyla yüzyüze karşılaşıldığında olan normal kaçmadır.<br />
b- Kaçınma: Olumsuz uyarıcıyla karşılaşacağınız farkedilirse ondan kaçırma, önlem alma<br />
<strong> CEZA</strong><br />
 Ceza istenmeyen  davranışların baskı altında tutulmasına ve tamamen ortadan kaldırılmasına çalışır.<br />
 Cezalar olumsuz davranışları tamamen ortadan kaldırmaz. Sadece  bir süre gösterilmemesine neden olur.<br />
 2 tür ceza vardır.<br />
1- I. Tip Ceza: Davranıştan sonra, istenmeyen yada hoş olmayan bir durumla karşılaşırız.Yani ortama olumsuz bir uyarıcı girer. Trafik kazası, dayak<br />
2- II: Tip Ceza: Davranıştan sonra iyi, zevk veren bir durumun yada ödülün ortamdan çekilmesiyle uygulanır. Sevgi esirgemesi, hapse girmesi ile kişinin özgürlüğünün elinden alınması<br />
 NOT: Ceza bizim yorumumuza göre I. Tip veya II. Tip ceza  olma niteliği kazanır.<br />
<strong> Ceza Verilmesi Gerekiyorsa:</strong><br />
1- Ceza geciktirilmemelidir. Ceza istenmeyen davranışın hemen ardından verilmelidir. Örneğin hafta içinde yapılan hatalar toplanarak hafta sonunda ceza işlemine geçilmemelidir.<br />
2- Cezada kişinin tüm kişiliği değil, ceza konusu olan davranış odak noktası olmalıdır.<br />
3- Ceza vermeye karar verince, ceza konusu üzerinde tartışılmamalıdır. Cezadan önce bir ikaz yerinde olur.<br />
4- Ceza işlenen suçla doğru orantılı olmalıdır. Cezanın suça uygun olması gerekir.<br />
5- Cezayı çok sık vermemek gerekir.<br />
 Cezanın Olumsuz Özellikleri<br />
1- Ceza kişilerde kaygı, nefret, kin ve saldırganlık gibi davranışların oluşmasına neden olabilir.<br />
2- Ceza sık uygulanırsa kişi arsız olur.<br />
3- Cezayı veren yaptığı işin iyi sonuçlar verdiği sanısına kapılırsa kendisini devamlı bir ceza verme girdabına kaptırılabilir.<br />
4- Ceza gören kişi problemlerin cezayla çözüleceğini sanıp ceza verici <a href="http://www.psikotube.com/tag/model/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with model">model</a> olarak albilir.<br />
5- Kişi cezasını çektikten sonra suçumun bedelini ödedim, başka düzeltilecek bir şey yok diye düşünebilir. </p>
<p><strong>KLASİK ŞARTLANMAYLA EDİMSEL ÖĞRENME ARASINDAKİ FARKLAR </strong></p>
<p>1- Uyarıcının Türü<br />
 Klasik koşullanmada uyarıcı bir ışk bir ses  gibi belirli bir olaydır.<br />
 Edimsel öğrenmede ise uyarıcı uzun süreli ve  birçok öğesi olan bir durumdur.<br />
2- Öğrenilen Davranımın Türü<br />
 Klasik  koşullanmada davranım tıpkı uyarıcı gibi bellidir.<br />
 Edimsel öğrenmede ise  davranım uyarıcı türüne göre rastlantısaldır.<br />
3- Davranımın Pekiştirmeyle Olan İlişkisi<br />
 Klasik koşullanmada pekiştirme davranımdan bağımsızdır.<br />
 Edimsel öğrenmede ise pekiştirme davranıma bağlıdır. Denek doğru davranışı  yaparsa pekiştirilir. </p>
<p><strong><a href="http://www.psikotube.com/tag/pekistirme-tarifeleri/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with PEKİŞTİRME TARİFELERİ">PEKİŞTİRME TARİFELERİ</a> </strong></p>
<p>1- Davranış Sayısına Bağlı Olanlar<br />
a- Sabit Oranlı: Burada davranışın pekiştirilmesi için yapılan davranışın sayısı önemlidir.<br />
b- Değişken Oranlı: Burada pekiştirilmenin olması için ne kadar sayıda davranım yapılacağı belli değillidir. Kumar, milli piyango. Bunlar sönmeye karşı en dirençli olan pekiştirmelerdir.<br />
2- Geçen Zamana Bağlı Olan<br />
a- Sabit Zamanlı: Burada pekiştirilmenin olması için belli bir zamanın geçmesi gerekir. Her ay başında maaş alınması<br />
b- Değişken Zamanlı: Burada ne zaman pekiştirileceği belli değil. </p>
<p><strong>KADEMELİ OLARAK ÖĞRENME </strong></p>
<p> Hedef olarak kazandırmak istediğimiz davranışlara  ulaşmak için önce bu davranışlara benzeyen ve yaklaşan davranışların pekiştirilmesi ve bu işleme hedef davranışa ulaşana dek devam edilmesine denir. </p>
<p><strong>SÖNME </strong><br />
 Pekiştirilmeyen bir davranış zamanla yapılmasının azlmasına  veya yapılmamasına sönme denir.<br />
 Ama sönmeye uğramış davranış tekrar ortaya  çıkmaz diye kesin bir hüküm yoktur.<br />
 Değiken oranlı ve değişen zamanlı  pekiştirmeler davranışın sönmesine karşı en dirençli olanlardır. </p>
<p><strong>GESTALT TİPİ ÖĞRENME </strong></p>
<p> Psikolojik gerçek. Herkesin  psikolojik gerçeği farklı<br />
 Gestalt anlamlı bütün<br />
 Gestalt tipi  öğrenmede bazı şeyler öğreniliyor, eğer anlamlı tam, bütün, basit hale getirmediğimizde bir boşluk olur.<br />
 Bu boşluk rahatsızlık yaratır.<br />
 Bu  tamamlanınca Gestalt öğrenme olur.<br />
 Beynimizin tamamlama özelliği var.  Herşeyi basit, tam ve anlamlı hale getirmekteyiz. Prognans İlkesi<br />
 Gestalt  algı ile ilgili<br />
 Değişmezlik (Büyüklük, parlaklık, şekil), şekil zemin  eğilimlerimiz var.<br />
 Gestalt tipi öğrenme gerçekleştiğinde kavrama ile olur.  Kalıcı olur. (çünkü biz tamamlıyoruz)<br />
 Böyle bir öğrenme tam ve ani olur.  Aha buldum!<br />
 Kolaylıkla genellenebiliyor.<br />
 Hoca anlattıklarını eksik  bırakırsa, öğrenci bir eksiklik hisseder. Tamamlamak için düşünür, araştırır.<br />
 Yaşam alanı<br />
 Psikolojik gerçeklik: Tek ve biriciktir. İnsandan insana  değişir.<br />
 Fiziksel gerçeklik: Biz olayı yaşarken bir ortamda yaşıyoruz. Bu  olayın geçtiği yer, hava bir coğrafi gerçekliktir. Öte yandan böyle bir gerçeklik içinde bulunanların psikolojik gerçekleri farklı farklıdır. </p>
<p><strong>ÖĞRENMENİN FİZYOLOJİK TEMELLERİ </strong></p>
<p> Öğrenme beynimizde fizyolojik  farklılıklar yaratıyor.<br />
 Donald Hebb: Öğrenme kesinlikle fizyolojik  değişiklere yol açar. Beyin basit değil, karmaşık bir organdır, sistemdir. İlk yaşantılar çok önemli diyor.<br />
 Hücre birlikleri ve anlama alanları yada  bağlantı kurma alanları bu 2 kavramla öğrenmeyi açıklıyor.<br />
 Bazı kavramlar  hücre grupları oluşturur<br />
 Hücre gruplarının sayısı artabilir. Bağlantı  alanı var.<br />
 Hebb’e göre öğrenme bizim bağlantı gücümüzü arttırır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/ogrenme-psikolojisi/ogrenme-dusunme-bellek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şizofreni nedir, şizofren kimdir?</title>
		<link>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-nedir-sizofren-kimdir/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-nedir-sizofren-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 12:18:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Klinik Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Antipsikotik ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[şizofren kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofreni Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Halüsinasyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hezeyanlar]]></category>
		<category><![CDATA[istek kaybi ve içe kapanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[1. Şizofreni nedir? Şizofreni, alevlenme ve yatışma dönemleriyle kendini gösteren uzun süren bir ruhsal bozukluktur. Düşünceleri, inançları, duygu ve davranışları etkiler, ancak zeka etkilenmemektedir. şizofreninin basit bir tanı testi yoktur, fakat bazı anahtar belirtilerle seyreder. 2. Şizofreni ile ilgili gerçekler Şizofreni bir beyin hastalığıdır Şizofreni ruhsal bir bozukluktur Şizofreninin belirtileri tedavi edilebilir Şizofreni kimse için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="480" height="385"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/nLm2gGFBCL8?fs=1&amp;hl=en_US"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/nLm2gGFBCL8?fs=1&amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"></embed></object></p>
<p><strong>1. <a href="http://www.psikotube.com/tag/sizofreni/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Şizofreni">Şizofreni</a> nedir? </strong><br />
Şizofreni, alevlenme ve yatışma dönemleriyle kendini gösteren uzun süren bir ruhsal bozukluktur. Düşünceleri, inançları, duygu ve davranışları etkiler, ancak zeka etkilenmemektedir. şizofreninin basit bir tanı testi yoktur, fakat bazı anahtar belirtilerle seyreder.<span id="more-319"></span><br />
<strong>2. <a href="http://www.psikotube.com/tag/sizofreni-ile-ilgili-gercekler/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Şizofreni ile ilgili gerçekler">Şizofreni ile ilgili gerçekler</a> </strong><br />
Şizofreni bir beyin hastalığıdır<br />
<a href="http://www.psikotube.com/tag/sizofreni-ruhsal-bir-bozukluktur/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Şizofreni ruhsal bir bozukluktur">Şizofreni ruhsal bir bozukluktur</a><br />
<a href="http://www.psikotube.com/tag/sizofreninin-belirtileri-tedavi-edilebilir/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Şizofreninin belirtileri tedavi edilebilir">Şizofreninin belirtileri tedavi edilebilir</a><br />
Şizofreni kimse  için utanç verici bir durum değildir<br />
Şizofreni kişilik bölünmesi demek değildir<br />
Şizofreninin çocuklukta geçirilen bir travmadan, kötü bir aile  ortamından ya da yoksulluktan kaynaklandığına dair herhangi bir bir kanıt yoktur<br />
Şizofreni hastalarının çoğu saldırgan ya da tehlikeli DEĞİLDİR<br />
<strong>3. Halüsinasyonlar (varsani) </strong><br />
Baskalarinin duymadigi sesler duyma, göruntüler görme ya da vücuduna bir seylerin dokundugunu hissetmek gibi algi bozukluklarina halüsinasyon denmekte. En sık karsilasilanlar olduklari için, bu bölümde halüsinasyondan bahsederken ‘sesler&#8217;i kullanacagiz, ancak yorumlar ayni sekilde diger halüsinasyon tiplerine de uyarlanabilir.<br />
Eger sesler duyuyorsaniz, bu korkutucu ve tedirgin edici bir deneyim olabilir. Ancak bazi kisiler için, sesler duymak her zaman rahatsizlik verici bir durum degildir. örnegin, bazilari için bu sesler kimi zaman yatistirici olabilir. Bir kismi ise bunlari zihinlerini uyarici ve merak uyandirici bulurlar. Bu kisiler için bile, daima halüsinasyonlarinin korkutucu ya da rahatsiz edici olma olasiligi söz konusudurç. Baskalarinin hissetmedigi sesler duymak ya da olagandisi seyler görmek sizi gerçeklikten uzaklastirabilir ve yasam kalitenizi, özellikle de ailenizle ve dostlarinizla iliski kurma yeteneginizi olumsuz etkileyebilir.<br />
Hastaligi nedeniyle sesler duyan birçok insan ilaçlarini seslerin azaltilmasinda oldukça etkili bulmaktadir. Ayrica, duydugunuz sesleri kontrol etmeyi ya da onlarla bas etmeyi zamanla ögrenebilirsiniz. örnegin, seslerin artmasini tetikleyen faktörleri taniyip, onlardan uzak durabilirsiniz.<br />
<strong>4. <a href="http://www.psikotube.com/tag/hezeyanlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Hezeyanlar">Hezeyanlar</a> (Sanri) </strong><br />
Baskalarinin paylasmadigi ya da inanmadigi inançlariniz ya da fikirleriniz varsa, bunlar hezeyan olabilir. Bu inançlar size gerçek gibi gelir ve onlardan kurtulmakta güçlük çekersiniz. Bunlar da sizofreninin sik görülen belirtilerindendir. Niçin ortaya çiktiklari tamamen anlasilanmamistir. Herkes zaman zaman akildisi fikirler öne sürebilir, ama insanlar genellikle bunlarin yanlis oldugunu kabul edip, bu fikirleri sürdürmekte israr etmezler ve bunlar hezeyana dönüsmez.<br />
Öneri: Düsüncelerinizi yazmaya çalisin. Bu düsündüklerinizi ve hissettiklerinizi ifade etmenize yardimci olacaktir.<br />
Birçok hezeyan tipi vardir. sizofreni deneyimi olan bazi kisiler düsüncelerinin, duygularinin ve eylemlerinin baskalari tarafindan bilindigini ya da kontrol edildigini hissederler. Bazilari ise birinin onlara zarar vermeye çalistigini düsünür. Sik karsilasilan diger bir hezeyan da kisinin özel güçlere sahip oldugu düsüncesidir. Hezeyani olan biri için, bu inancinin dogru olmadigini ve hastaliginin bir belirtisi oldugunu kabul etmek çok güçtür.<br />
çevrenizdeki insanlar düsüncelerinizi kabul etmekte güçlük çekecektir. Düsüncelerinizi doktorunuzla konusmaniz yararli olabilir. Olagandisi düsünce ve kanilarinizi iyi tanimadiginiz iisanlarla tartismaktan kaçinirsaniz iyi olur. insanlar bunlardan tedirgin olabilirler, bu da arkadaslarinizla ya da meslektaslarinizla çesitli problemlere yol açabilir.<br />
<strong>5. <a href="http://www.psikotube.com/tag/dusunce-bozuklugu/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Düşünce bozukluğu">Düşünce bozukluğu</a> </strong><br />
Zihninizin anlamlandiramadiginiz bilgilerle dolmus gibi oldugu karma karisik düsünceler ve duygular da sizofreninin bir belirtisi olabilir. Kafanizdaki bu düsüncelerle konsantre olmakta ya da karar vermekte zorlanabilirsiniz. Sanki düsünceleriniz size ait degilmis gibi hissedebilirsiniz. Kimi zaman herhangi bir sey hakkinda berrak bir sekilde düsünmek güç olabilir. Gerçekten de, bazi insanlar düsünce akislari aniden kesilmis ya da düsünceleri sanki uçup gitmis gibi hissederler. Kimi zaman da kendi düsüncelerini sanki disaridan dile getiriyormus gibi duyarlar.<br />
Düsünce bozukluklari benlik duygunuzu degistirebilir ve kendinizi çevrenizdeki dünyadan uzak hissetmenize neden olabilir. Bu belirtiler baska insanlarla iliski kurmanizi güçlestirebilir.</p>
<p><strong>6. <a href="http://www.psikotube.com/tag/enerji/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Enerji">Enerji</a>, <a href="http://www.psikotube.com/tag/istek-kaybi-ve-ice-kapanma/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with istek kaybi ve içe kapanma">istek kaybi ve içe kapanma</a> </strong><br />
Bazi sizofreni hastalari kendilerini sürekli yorgun hisseder ya da daha önce yapmaktan zevk aldiklari seylerden sikilabilirler. Siz de kendinizi böyle hissediyorsaniz, her sabah yüzünüzü yikayip giyinmek gibi normal günlük etkinliklerinizi sürdürmekte güçlük çekiyor olmalisiniz. Duygulanim degisiklikleri ile de sik karsilasilmaktadir. Bazi insanlar kendilerini ‘bos&#8217; hissettiklerini ve insanlara yönelik herhangi bir duygularininin olmadigini belirtirler. insanlarla bulusmak ya da konusmak –aileleri ve yakinlari ile bile- onlara zor ve korkutucu görünür. sizofreni deneyimi olan birçok insan sosyal iliskilerden uzak durmaktadir. Bu belirtiler, normal etkinliklerinin ya da islevlerin kaybini ifade ettikleri için negatif belirtiler olarak da adlandirilirlar. Sesler duymak ya da olagandisi fikirlere sahip olmak gibi belirtilere ise, hastalandiginizda ortaya çiktiklari için, pozitif belirtiler adi verilir.<br />
Aileniz ve arkadaslariniz negatif belirtilerle basa çikmakta zorlanirlar. Baslangiçta bunlarin hastaliginizin bir parçasi oldugunu fark edemeyip tembellestiginizi düsünürler. çevrenize ilginizi kaybetmeniz nedeniyle kendilerini çaresiz hisseder, yasaminizi bosa harciyor gibi görünmenizden kaygilanirlar. Diger bölümlerde (özbakim, Diyet ve Yasam Tarzi ve Bos Zamanlar ve iliskiler) bu belirtilerin üstesinden gelmenize yardimci olacak çesitli öneriler yer almaktadir.<br />
Eger enerjinizi tümüyle kaybettiginizi hissediyorsaniz belki zor gelebilir ama, günlük yasaminiza basit bir etkinlik bile ekleyememek çabaniza degebilir. Kendinizi daha saglikli hissedeceksiniz ve bu diger insanlarla iliskilerinize de yardimci olacaktir.<br />
Hastaligin belirtileri disinda, bassiniza gelenler ve neden olduklari tüm güçlükler ile iliskili olarak kendinizi korkmus, endiseli, öfkeli, kederli ve stres altinda hissedebilirsiniz. Aileniz, arkadaslariniz ve karsilastiginiz insanlar sizdeki degisiklikleri anlasilmasi güç buldugunda tüm bu duygulariniz daha da siddettelecektir. Konsantrasyon, bellek ve zihninizde herhangi bir soruna çözüm üretmek ile ilgili güçlükleriniz olabilir. Bu tip sorunlarin nedeni, sizofrenili insanlarda sik görülen ‘kognitif bozukluktur&#8217;. Kognitif bozukluk plan yapma, çalisma, okuma ve iletisim güçlüklerine neden olabilir.<br />
Depresyon da sizofrenili insanlarda yaygindir ve hastaneye yatirilma sebebi olabilir. Dolayisiyla, eger kendinizi çökkün hissediyorsaniz, hemen doktorunuzla ya da sizinle ilgili görevli ile görüsün. Depresyona ilaç ya da psikolojik destekle yardimci olunabilir.<br />
<strong>7. Niçin bu belirtilere sahibim? </strong><br />
Bütün bu belirtilerin hastaliginizdan kaynaklandigini anlamanizin önemi vardir. sizofreni, tipki diyabet ya da kalp hastaligi gibi, tibbi bir durumdur. Hiç kimsenin hatasindan kaynaklanmaz. Sizin kusurunuz ya da hataniza bagli degildir.<br />
Henüz sizofreninin sebebini bilmiyoruz, ancak bu konuda bazi ipuçlari bulunuyor. Pek çok doktor sizofrenili insanlarda beyindeki dogal kimyasal maddelerde (nörotransmitterler) bir dengesizlik oldugunu düsünüyor. Bu sesler duymak ya da hayaller görmek gibi belirtilere neden oluyor. sizofrenili insanlarin, bu hastaligin gelisimine egilimli olarak dogduklari düsünülüyor. Belirtiler üniversiteye baslamak ya da bir bebek sahibi olamk gibi stresli olaylarla tetiklenebilir. Uyusturucu kullanmak ya da asiri içki içmek gibi diger faktörler de belirtileri tetikleyebilir ya da körüklestirebilir.<br />
Şizofreni herkesi farkli etkiler. Hastaliginizi anlamak ve belirtilerinizi tetikleyen faktörleri belirleyip bunlarla mücadele etmeyi ögrenmek hastaliginizin kontrolünde size yardimci olacaktir.<br />
Hastaliginizi anlamak ve belirtilerinizi tetikleyen faktörleri belirleyip bunlarla mücadele etmeyi ögrenmek hastaliginizin kontrolünde size yardimci olacaktir. Ayrica kendinizi iyi hissetmenizi saglayan seyleri de ögrenmis olacaksiniz. Belirtilerinizin özellikleri hakkinda daha çok sey bilmeniz, size en uygun tedavinin bulunmasi konusunda doktorunuzla isbirligi kurmaniza da yardimci olacaktir- belirtileriniz hakkinda doktorunuza ne kadar çok sey anlatabilirseniz o kadar iyi olur. Ayrica isler güçlestiginde durum fark etmekte daha basarili olup bir an önce yardim talebinde bulunabilirsiniz. Böyle dönemlerde doktorunuz genellikle ilaç tedavinizde degisiklik yaparak belirtilerinizde hafifleme saglayabilir.<br />
Birçok sizofreni hastasi belirtilerinin zamanla degistigini kaydetmektedir. Dis dünyaya iliskin deneyimlerinizin ve yorumlarinizin bozuldugu dönemler yasayabilirsiniz, bu da gerçeklikle iliskinizi kaybetmenize yol açabilir;varolmayan seyler görebilir, duyabilirsiniz ya da olagandisi davranabilirsiniz. Sizi gerçeklikten uzaklastiran düsünceleriniz ya da deneyimleriniz varsa, bir psikoz dönemi yasadiginiz söylenebilir. Kimi insanlar psikozu uyanikken düs görmeye benzetirler. Bunlar genellikle tedavi edilebilir belirtilerdir.<br />
Hastaligin erken evrelerinde belirtiler genellikle siddetlidir. Zamanla durgunlasir ve tamamen geriler ya da daha düsük bir siddette seyrederler. Birçok sizofreni hastasinda zaman zaman hastalik dönemleri tekrarlanmaktadir(alevlenme).<br />
Şizofreni ile ilgili, bu hastaligin tedavisini güçlestiren birçok bos inanç bulunmaktadir. Kimileri bu durumun bölünmüs kisilik anlamina geldigini sanmaktadir. Bu dogru degildir. Birçogu da sizofreni hastalarinin siddete daha yatkin oldugunu düsünmektedir. Aslinda, sizofreni hastalarinin çogu saldirgan olmaktan çok çekingen veya ürkektir. Yine de, bu hastalar stres altinda daha saldirgan reaksiyon gösterme egiliminde olabilirler. sizofreni hakkindaki bos inançlar ve yanlis anlayislar nedeniyle, belirtilerinizin bu hastaliga bagli oldugu söylendiginde kendinizi saskin ve endiseli hissetmeniz kuskusuz anlasilabilir. Aileniz ve arkadaslariniz da muhtemelen bu hastalik ve gelecekte olabilecekler konusunda endise duyacaklardir. Ancak unutmamak gerekir ki, bu biyolojik temeli olan gerçek bir hastaliktir ve kimsenin hatasindan kaynaklanmamaktadir. Belirtiler çogunlukla tedavi edilebilir ve bir psikoz atagi sonrasi kendinizi daha iyi hissetmenize yardimci olabilecek pek çok sey yapilabilir.<br />
<strong>8. Asagidaki sorular hastaliginizin ‘parmak izini&#8217; taniyabilmenize yardimci olacaktir:</strong><br />
En son hastalandiginiz dönemi düsünün: baski altinda miydiniz ya à da yasaminizda bir degisiklik oldu mu?<br />
iyi uyuyamadiginiz ve yorgun à oldugunuz belirtileriniz kötülesti mi? iste/evdeki tartismalar ya da sizi ilgilendiren konulardaki duydugunuz kaygilar gibi belirtilerinizi kötülestiren diger faktörleri belirleyebilir misiniz?<br />
Belirtilerinizle bas etmenize ya à da onlarin daha iyi gitmesine yardimci olan seyleri sayabilir misiniz? Hastalikla bas etme yollari arasinda stresli ortamlardan uzak durmak; sakinlestirici müzik dinlemek;yürüyüs yapmak yer almaktadir. Bazi kisiler ‘sesler&#8217;in ya da hezeyanlarin üstesinden gelmeye yardimci olabilecek kendi kendini tedavi tekniklerini ögrenmektedir.<br />
Şizofreni birçok insanin düsündügünden çok daha yaygindir. Her kültürden ve her sosyal statüden insanda görülebilir. örnegin, herhangi bir ülkeden 100 kisilik bir toplulukta sizofreniye tutulmus bir kisi bulursunuz. Diger bir deyisle, bu hastalik toplumun yaklasik %1&#8242;inde gorülmektedir.<br />
Hala yanitlardan daha çok sayida soruya sahip olmamiza ragmen, bugün sizofreni hakkinda çok daha fazla sey biliyoruz. Hastalligi kavrayisimizdaki ve tedavi ve destek yöntemlerindeli gelisme bugün sizofreni belirtilerine sahip çok daha fazla sayida kisinin normal yasamlarina tamamen dönmek üzere yardim alabildigi anlamina geliyor.<br />
Şizofreni birçok insanin düsündügünden çok daha yaygindir. Her kültürden ve her sosyal statüden insanda gorülebilir.<br />
Doktorlar henüz sizofreniye neyin sebep oldugunu kesin olarak bulabilmis degiller, ancak birçok ipucuna ulastilar. sizofreninin dogasi ile ilgili ipuçlarindan biri, hastaligin bazen ailelerde etkin oldugu gerçegidir. Buna karsin, henüz hiçkimse bu hastaliktan sorumlu bir gen saptayabilmis degildir. sizofreniye tutulma egilimi ya da olasilliginin kalitimsal olabilecegi düsünülmektedir. Bir insanin sizofreni hastasi olma olasiligi, eger bu kisinin ebeveyninde, erkek ya da kiz kardesinde bu hastalik bulunuyorsa, yaklasik 10&#8242;da 1&#8242;dir. Ancak yalnizca amca, teyze ya da kuzenlerinde hastalik söz konusuysa, sizofreni gelisme riski normal insanlardan daha yüksek degildir.(100&#8242;de 1).<br />
Bir insanin sizofreni hastasi olma olasiligi, eger bu kisinin ebeveyninde, erkek ya da kiz kardesinde bu hastalik bulunuyorsa, yaklasik 10&#8242;da 1&#8242;dir.<br />
9. Tedavi neleri içerecek?<br />
Henüz sizofreninin kesin tedavisi yoktur, ancak tedavide çesitli gelismeler saglanmistir. Bildiginiz gibi, sizofreni, tipki seker hastaligi ya da yüksek tansiyon gibi tibbi bir durumdur ve tedavi edilebilir. Bu hastaliklarda da oldugu gibi, sizofreni farkli insanlari farkli biçimlerde etkilemektedir. Hastalik çogu kez genç eriskinlerde ortaya çikmaktadir, ancak bazi insanlarda daha erken ya da daha geç yaslarda da baslayabilmektedir. Belirtiler insanlar arasinda farklilik gösterebilir, hafif ya da siddetli olabilir.<br />
Şizofreni belirtileri insanlar arasinda farklilik gösterebilir, hafif ya da siddetli olabilir.<br />
Tedavi kisiden kisiye degisir, ancak tedavi planinda çogu kez ilaç tedavisinin yani sira psikolojik destek ve günlük yasama yeniden uyum gibi yöntemler de yer almaktadir. Tedavinizin ilk evreleri normalde sunlari kapsayacaktir:<br />
Belirtilerinizin ve hastaliginizin siddetinin baslangiç degerlendirmesi<br />
Size ve ailenize hastaligi açiklayacak ve tedavi önerecek bir doktorla görüsme<br />
Tedavi planinizla ilgili fikir alisverisi. Bu, tedavinize bir à hastanede ya da bir klinikte baslama konusundaki karari da içerecektir-bu bazi hastalar için en uygun tedavi yaklasimidir.<br />
ihtiyaçlariniza uygun olarak à tasarlanmis bir tedavi plani. Bu plan ilaç tedavisi ve/veya psikolojik ve sosyal destegi de kapsayacaktir.<br />
Hastaliginizin üstesinden gelmenizde yardimci à olacak uzun vadeli bir plan.<br />
Şizofreni, özellikle tedavi birakildiginda, yeniden alevlenme ya da belirtilerin tekrarlama olasiligi yüksek olan bir hastaliktir. Yaklasik 5 kisiden 1&#8242;ibaska bir psikoz dönemi geçirmez. Tedavi görülmediginde, 10&#8242;da 8 gibi yüksek bir oranda 2 yil içinde alevlenme görülmektedir. ilaç kullanildiginda bu oran 10&#8242;dan 2&#8242;ye düsmektedir. Belirtiler her zaman tamamen ortadan kaldirilmasa da ilaç ve psikolojik terapi kombinasyonu ile tedavi edilebilir. Birçok insan tedaviye devam ederek bir hastalik dönemi sonrasi kendini iyi hissedebilir ve belirtileriyle basa çikmayi ögrenebilir. Buna karsin, tedavi kesilirse kisi hastalanir ve her alevlenme sonrasi eski haline dönmesi daha da zorlasir.<br />
Şizofreni deneyimi olan birçok kisi bu hastalik ve tedavisi hakkinda olabildigince çok sey bilmenin yararli oldugunu kesfetmistir. Bunu doktorunuz ve tedavi ekibinizin diger üyeleriyle ve bu hastaliga sahip diger insanlarla konusarak saglayabilirsiniz. Bu sizin tedavi planinizdan ne beklediginiz konusunda karar vermenizi kolaylastiracaktir. Böylelikle tedavinizden en fazla yarari saglamak üzere doktorunuz ve tedavi ekibinizle bir isbirligi saglayabilirsiniz. Size yazilan ilaci kullanmanizin yani sira psikolojik destek ve is, para ve gelecegi planlama gibi konulardaki pratik yardimlar da hastalik dönemi sonrasi daha iyi olmaniza yardimci olacaktir.</p>
<p>10. Hastaneye yatmak zorunda kalacak miyim?<br />
Sizde sizofreni belirtileri varsa hastanede tedavi edilmeniz gerekebilir. Ancak modern gündüz tedavileri birçok sizofreni hastasinin gereksinim duydugu destek ve yardimi artik hastaneye yatmadan da alabilmesini saglayabilmektedir.<br />
Modern gündüz tedavileri birçok sizofreni hastasinin gereksinim duydugu destek ve yardimi artik hastaneye yatmadan da alabilmesini saglayabilmektedir.<br />
Tedavi programimiz, tedavi ekibinizle düzenli takikp randevularinizin yani sira günlük ya da haftalik olarak hastanede yapilacak terapi seanslarini da içerebilir.<br />
11. Mevcut tedavi yöntemleri neler?<br />
Şizofreni belirtilerinin tedavisi çogunlukla ilaç tedavisi ve psikolojik egitim terapilerinin birlikte uygulanmasini içermektedir.<br />
İlaç tedavileri<br />
Şizofreni terdavisinde kullanialn ilaçlar antipsikotik ilaçlar olarak bilinirler. Farkli tipte birçok antipsikotik ilaç bulunmaktadir. Eski ilaçlara ek olarak son yillarda bir dizi yeni antipsikotik ilaç piyasaya çikmistir. <a href="http://www.psikotube.com/tag/antipsikotik-ilaclar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Antipsikotik ilaçlar">Antipsikotik ilaçlar</a> sizofreninin kesin tedavisi degildir, ancak hastaligin bazi belirtilerini iyilestirirler. Hastalarin büyük bir bölümü(yaklasik %90&#8242;i)tedaviye yanit vermesine karsin, yine de bu ilaçlarla her hastada sonuç alinamayabilir.<br />
Antipsikotik ilaçlar sizofreni tedavisinde büyük bir gelisme saglamislardir. Bu ilaçlar kesfedilmeden önce sizofreni hastalari için durum daha ümitsizdi. Birçok kisi dis dünyadan soyutlanarak hastanede uzun süreler geçirmeye zorlaniyordu. simdilerde ise, tedavideki gelismelerle birçok insanin, tedavilerine devam ettikleri sürece, aileleri ve dostlari ile birlikte kalabilmeleri ve hastanede kalmak gerektiginde de, bunun çok daha kisa sürelerle olabilmesi mümkün. </p>
<p>Doktorunuzun, belirtilerinizin tedavisi amaciyla antipsikotik ilaçlar yazabilecegi baska ilaçlar da bulunmaktadir. Bazi kisilerde antipsikotik ilaçlara bagli olarak, doz degisikligi yapilarak tedavi edilebilecek yan etkiler ortaya çikmaktadir. Bazi hastalarda, özellikle de sizofreni belirtileri kontrol altinda olanlarda, antipsikotik ilaci degistirmek yerine, yan etkileri ek bir ilaçla tedavi etmek daha dogrudur. Digerleri içinse ilaci degistirmek en iyi seçenektir.</p>
<p>İlaç disindaki diger tedavi yöntemleri neler?<br />
İlaç kullanimi, psikolojik ve sosyal destekle birlikte, sizofreninin tedavisinde anahtar bir rol oynamaktadir. Konusacak birinin olmasi da tedavinin en önemli ögesidir. Birçok kisi çesitli psikolojik egitim girisiminlerinden yarar görmektedir. Bunlar arasinda danismanlik, aile terapisi ve mesleki programlar yer almaktadir. Bunlardan bazilari kimi hastalar için digerlerinden daha uygun olabilir.</p>
<p>İlaç kullanimi, psikolojik ve sosyal destekle birlikte, sizofreninin tedavisinde anahtar bir rol oynamaktadir.</p>
<p>Bu tedavilerin esas hedefi hastaligin gidisi sirasinda size ve ailenize destek olmak ve mümkün olabildigince normal bir yasama geri dönmenize yardimci olmaktir. Tedavi ayrica okula ya da ise geri dönmek, gereksinimleri karsilamak meya mali destekte bulunmak gibi günlük sorunlarda rehberligi de kapsayabilir. Doktorunuz ya da tedavi ekibinizin üyeleri hangi yardim ve destegin sizin için daha uygun olacagina karar vermenizde yardimci olacaktir. Ayrica yararli birçok ‘kendi kendine yardim&#8217; stratejisi ve davranis teknigi mevcuttur. örnegin, birçok insan ‘sesler&#8217; ya da ‘hezeyanlar&#8217; ile nasil basa çikacagini ve gerilimini nasil azaltip, konsantrasyonunu nasil artiracagini ögrenebilmektedir.</p>
<p>En basit düzeyde bile psikolojik egitim tedavileri bir sizofreni hastasina genel bir yardim, destek ve egitim saglamaktadir. Kendinizi nasil hissettiginiz konusunda yalnizca biriyle konusmak bile rahatlatici olabilir. Saglik danismanlari ve sosyal hizmet uzmanlari genellikle danismanlik, genel yardim ve destek hizmeti vermektedir. Aile gruplari hasta yakinlarinin sizofreniyi ve belirtilerinin dogasini anlamalarina yardimci olmayi hedeflemektedir. Bazi hasta yakinlari sizofreniyi anlamak ya da kabul etmekte güçlük çekebilir. Kendilerini suçlu, öfkeli ya da endiseli hissedebilirler. Tüm aile üyelerinin sizofreni ile ilgili egitimden yararlanabilmesinin nedeni budur. Kognitif davranis terapisi sizin ve/veya ailenizin bu hastalikla basetme ve stresinizi azaltma yollarini ögrenmenize yardimci olabilir. Sosyal beceri egitimi özellikle çesitli sosyal durumlarda kendilerine olan güvenlerini artirmak isteyen bazi kisilerde yararli olabilir. Sizin anlama ve iletisim kurma becerilerinizi artirmak ve diger insanlarla daha iyi iliski kurmanizi saglamak üzere tasarlanmistir. Bu psikolojik yaklasimlarin ve psikolojik egitim tedavilerinin tümü herhangi bir belirtiniz yokken en fazla basari saglamaktadir.</p>
<p>Antipsikotik ilaçlar yalnizca sizofreni belirtilerini tedavi etmezler, ayni zamanda belirtilerinizin tekrarlanmasini da önlerler.</p>
<p>12. ilaç tedavisi nasil yararli olacak? </p>
<p>Antipsikotik ilaciniz hastaliginizin belritilerini tedavi eder ve belirtilerinizin tekrarlanmasini önler.</p>
<p>Bu nedenle, kendinizi iyi hissetmeye basladiktan sonra bile ilacinizi almaya devam etmeniz önerilir. çünkü ilaciniz kendikendinizi iyi hissetmeye devam etmenize ve yasaminizi daha iyi sürdürmenize yardimci olacaktir. Amaç, belirtilerinizi en iyi kontrol edecek ve en az yan etkiye yol açacak ilaci bulmaktir. Herkes ilaçlara farkli yanit verir, dolayisiyla sizin için en uygun tedaviyi bulmak zaman alabilir.</p>
<p>Antipsikotik ilaçlarin, beyin hücreleri arasindaki iliskiyi saglayan kimyasal maddelerin dengesizligini düzelterek etkili oldugu düsünülmektedir.</p>
<p>Antipsikotik ilaçlarin çogu, özellikle beyinde dopamin adi verilen dogal bir kimyasal maddenin etkinligini azaltarak etki gösterir. Dopaminin, sizofreni belirtileri bulunan insanlarda asiri etki gösterdigi düsünülmektedir.. Bugün diger beyin kimyasallarinin da sizofreni belirtilerinde rol oynadigi bilinmektedir. Bu diger dogal kimyasal maddeler, özellikle de serotomin üzerinde etkili olan bazi antipsikotik ilaçlar, özelliklle de yeni olanlari, sizofreni tedavisinde yeni ümitler vaat etmektedir.</p>
<p>Şizofreni deneyimi olan insanlara verilen ilk tedavi çogunlukla pozitif belirtiler üzerinde etkili olacak bir ilaçtir. Pozitif belirtilere pozitif denmesinin sebebi, bu belirtilerin hastaligin alevlenme dönemi sirasinda ortaya çikmasidir. Bunlar arasinda, dis güçler tarafindan kontrol edildigi duygusu; sesler duymak ya da varolmayan seyler görmek, koklamak ya da hissetmek(varsanilar); yanlis alisilmadik inançlar(hezeyanlar) gibi olagandisi deneyimler yer alir. Pozitif belirtiler tedaviyle genellikle birkaç hafta içinde geriler.</p>
<p><a href="http://www.psikotube.com/tag/antipsikotikler/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Antipsikotikler">Antipsikotikler</a>, genellikle sizofreninin negatif belirtilerinden çok pozitif belirtilerinin kontrolünde daha basarilidirlar. Negatif belirtilere negatif denmesinin nedeni, bunlarin normal becerilerinin kaybini ifade etmesindendir. Bunlar arasinda, kendini sürekli yorgun hissetme, herhangi bir sey üzerinde yogunlasamama ve enerji ve istek kaybi yer alir.</p>
<p>13. Niçin bu kadar çok tipte ilaç var? </p>
<p>Günümüzde kullanilan tüm antipsikotiklerin bir beyin kimyasali olan dopamini azaltmasina karsin, her ilaç diger beyin kimyasallari üzerindeki etkisi açisindan farklilasir. Bu nedenle, herkes ayni tedaviye bir ölçüde farkli bir yanit verir. Her ilaç herkeste etkili degidir.Ayrica, bazi insanlar bazir ilaçlarlayan etki gelisimine daha duyarlidir. örnegin, bazi insanlarda tedaviye yanit alinir, ancak yan etki olarak hareket bozukluklari gelisir. Bu etkiler ‘yeni&#8217; antipsikotiklerle daha nadir olusur, ancak bu yeni ilaçlar da bazi insanlarda kendilerine özgü yan etkilere yok açabilirler.</p>
<p>Doktorlar hangi ilacin hangi hastada daha etkili olacagini öngörmekte güçlük çekerler. Dolayisiyla bazen birçok ilacin denemesi gerekebilir, bu nedenle sizin için en uygun antipsikotik ilacin ve dozun bulunabilmesi zaman alabilir. Dogun kontrolü yöntemleri ile olumsuz bir etkilesime girip girmedigi konusunu doktorlarina danismalari gerekir. çocuk sahibi olmayi planliyorsunuz, bunu doktorunuzla görüsün. Gebelik döneminde ilacinizi degistirmeniz gerekebilir.</p>
<p>14. Tedavim nasil olacak? </p>
<p>Antipsikotikler genellikle günlük olarak tablet, surup ya da sivi seklinde alinirlar. ilaci belli bir sekilde her gün kullanmak, ilacin vücutta sabit bir düzeyde kalmasini saglamaktadir. Ancak, aniden ortaya çikan siddetli belirtileriniz olursa, agizdan alinan ilaçlardan çok daha hizli etki gösteren bir enjeksiyon verilebilir. Pek çok kisi belirtilerini kontrol altinda tutmak için her gün ilaç kullanmayi sürdürse de, bazilarina daha uzun süre etkili olan depo ilaçlar verilir. Bunlar uzun etkili enjeksiyonlardir. <a href="http://www.psikotube.com/tag/depo-ilaclar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Depo ilaçlar">Depo ilaçlar</a> genellikle her üç dört haftada bir kullanilirlar, ama bazi hastalarda daha sik araliklarla verilebilirler.</p>
<p>15. İlaci kullanmaya ne kadar süreyle devam etmeliyim? </p>
<p>Tedaviyle birçok insan akut bir alevlenmeden kurtulmaktadir. Buna karsin, hastaliginizin belirtilerinin tekrarlanmasini önlemek için ilaç kullanmaya genellikle yillarca, kimi zaman da yasam boyu olmak üzere uzun bir süre devam etmelisiniz. Doktorunu belirtilerinizi uzun süre baskilamak üzere gereken dozu bulacaktir. Eger hastaliginizin belirtileri geri dönerse, doktorunuz ilacinizin dozunu artirabilir.</p>
<p>Tedavinin ne kadar sürecegi, bireysel olarak sizin için tedavinin yararlari ile tedaviye son vermenin riskleri arasindaki dengeye bagli olarak kararlastirilir. Belirtilerinizin tedavi edilebilir olamlarina karsin, hastaliga her zaman açik durumda olacaksiniz ve gelecekte yeniden hastalanabilirsiniz. Tedavi görmeyen 10 kisiden 8&#8242;inde 2 yil içerisinde belirtiler geri dönmektedir. Buna karsin, tedaviye devam eden 10 kisiden yalnizca 2&#8242;sinde alevlenme görülecektir.</p>
<p>16. ilaç kullanmanin yan etkileri nelerdir? </p>
<p>Tipki diger ilaçlar gibi, sizofreni belirtilerinin tedavisinde kullanilan ilaçlar da bazen yan etkilere yol açarlar. Yan etkiler daha çok yüksek ilaç dozlarinda ortaya çikma egilimindedir. sizofreni ve tedaviniz hakkinda olabildigince çok sey ögrenerek, önceliklerinize ve onlardan hareketle size en uygun tedavi planina karar verebilecek durumda olacaksiniz.</p>
<p>Bazi kisiler antipsikotik ilaçlara bagli yan etkileri tolere edebilir. Antipsikotiklerin neden olabilecegi yan etki tipleri üç ana gruba ayrilabilir:<br />
Hareket bozukluklari<br />
Fiziksel yan etkiler<br />
Yasam à tarzini etkileyen yan etkiler</p>
<p>17. ilacinizla ilgili herhangi bir endiseniz varsa doktorunuzla görüsün </p>
<p>Hareket bozuklugu sekilndeki yan etkiler ‘eski&#8217; antipsikotiklerle daha sik görülmektedir. Bunlar arasinda, hareket etmeden duramama (akatizi), sallanma, ve eklenlerde katilasma hissi yer alir. Belirtiler genellikle hafiftir ve doktorunuz bunlari ek bir ilaç vererek tedavi edebilir. Diger bir seçenek de, antipsikotik ilacinizin azaltilmasi ya da degistirilmesidir.</p>
<p>Antipsikotik kullanan bazi insanlarda tardif diskinezi olarak adlandirilan bir sendrom gelismektedir ve tedavi süresince herhangi bir dönemde ortaya çikabilir. Tardif diskinezili kisiler dudaklarinda ve dillerinde ve bazen de vücutlarinin baska bölümlerinde kontrol disi kas hareketlerinden yakinirlar. Tardif diskinezi nadiren siddetli olabilir ve beceri kaybina yol açabilir. Bu nedenle doktorunuz size düzenli olarak kas spazmi, katilik, sallanma ve kontrol edemediginiz kas hareketleri gibi herhangi bir yan etkinin varligi konusunda sorula rsoracaktir. Eger bu yan etkilerden birine sahip oldugunuzu düsünüyorsaniz, doktorunuzla görüsmelisiniz.</p>
<p>Bazi antipsikotik ilaçlara bagli fiziksel yan etkiler arasinda agiz kurulugu, bas dönmesi, kabizlik, yüz kizarmasi ve deride isiga karsi duyarlilik yer alir.</p>
<p>Yasam kalitenizi etkileyebilecek diger yan etkiler ise uyusukluk, kilo alma ve cinsel problemlerdir. Bazen ilaçlar bir ölçüde sizofreninin negatif belirtilerine benzeyen yan etkilere neden olabilirler(örnegin istek kaybi, kendini yorgun hissetme ve içe kapanma) Yinelemek gerekirse, antipsikotiklerin tümü bu etkilere neden olmaz. ilacinizda ya da yasam tarzinizda yapilacak degisiklikler bu etkilerin üstesinden gelmenizi saglayabilir. örnegin, aldiginiz kilolari diyetinize dikkat ederek ve egzersiz düzeyinizi artirarak verebilirsiniz.</p>
<p>Herhangi bir yan etki ya da belirtilerinizdeki bir degisiklik size sikinti veriyorsa, bunu doktorunuzla konusun. Ne yapilmazi gerektigine birlikte karar verebilirsiniz. ilacinizi ya da kullandiginiz dozu degistirmeniz gerekebilir ya da doktorunuz yan etkileri ortadan kaldirmak üzere size yeni bir ilaç yazabilir.</p>
<p>18. Niçin ilaç kullanmak zorundayim? </p>
<p>Her gün ilaç almak zahmetlidir, fakat ancak bu sekilde hastaliginizin tedavisi saglanabilir. seker hastaligi gibi baska hastaligi olan insanlar da durumlarinin kötülesmesini önlemek için ilaçlarini düzenli kullanmak durumundadirlar. ilaç almayi günlük yasaminizin bir parçasi haline getirmeye çalisin.</p>
<p>Bazi kisiler kendilerini iyi hissetmeye basladiklarinda ilaçlarini kesme egiliminde olurlar. Ancak, sizofreni henüz kesin olarak tedavi edilemedigi için belirtilerin yeniden ortaya çikma olasiligi sürecektir.</p>
<p>İlacinizi almayi keserseniz, belirtilerinizde beceri kayiplarina yol açabilecek siddetli bir geri dönüs söz konusu olabilir. Arastirmalar, ilaci kesmenin belirtilerindeki baslica tekrarlama nedenlerinden biri oldugunu göstermistir. Birçok kisi, ilacini almayi biraktigi için belirtilerinin geri dönmesi nedeniyle hastaneye yatmak zorunda kalmaktadir.</p>
<p>İlacinizi aniden keserseniz, belirtilerinizde beceri kayiplarina yol açacak biçinde siddetli bir geri dönüs olacaktir.</p>
<p>Bir alevlenme dönemi sonrasi yasama tümüyle geri dönmek üzere kendinize çesitli biçimlerde yardim edebilirsiniz. Doktorunuzun ilacinizi ne zaman ve nasil kullanacaginiz konusundaki talimatlarini yerine getirmek de bunlardan biridir.</p>
<p>19. Daha fazla bilgiyi nasil edinebilirim? </p>
<p>Hiç kimse sizofreniyle beraber yasamanin zor oldugunu yadsiyamaz. Ancak, egitimle bu hastaligi kusatan bazi bos inançlar ve korkular g derilebilir. Birçok sizofreni hastasi kendi deneyimlerini göz önüne alarak benzer görüsler ifade etmektedir. Hastalarin istedikleri asagida yer almaktadir:</p>
<p>Hastalik hakkinda daha çok sey bilmek<br />
Kolay yardim alabilmek<br />
Daha fazla soru sorabilmek<br />
Soru sormaya ve saglik görevlilerinden yardim istemeye haklari oldugunu bilmek.</p>
<p>Şizofreninin, biyolojik temeli olan ve tedaviye yanit veren gerçek bir hastalik oldugu unutulmamalidir.</p>
<p>Sorunuzu sizin de böyle görüp görmediginizden emin olun.<br />
sizofreninin, biyolojik temeli oloaqn ve tedaviye yanit veren gerçek bir hastalik oldugunu unutmamak gerekir. Etkili bir ilaç tedavisi mevcuttur, ancak doktorunuzun talimatlarina uygun olarak kullanilmaktadir. Kendinizi daha iyi hissetmenizde bile tedaviye devam etmeniz gerekir. Doktorunuzla ayrintili bir görüsme yapmadan ilacinizi kesme karari vermemelisiniz.</p>
<p>Doktorunuzla ayrintili bir görüsme yapmadan ilacinizi kesme karari vermemelisiniz.</p>
<p>20. &#8220;On emir Uluslararasi sizofreni Hasta Derneklerinin sizofreni hastalarina tavsiyesidir.&#8221; </p>
<p>On emir</p>
<p>Birinci emir<br />
İlaçlarinizi almayi aksatmayiniz!<br />
Sorunlari çözmek için ilacin tek basina yeterli olmadigini biliyoruz. ilaci kullanmayi olaylastiracak sosyal destek programlarina da ihtiyaç var.</p>
<p>İkinci emir<br />
Gününüzü ve gecenizi iyi ayarlayiniz. Yeteri kadar uyumaya özen gösteriniz!<br />
Uyku biraz tartismali bir konu. Yeterince uyumazsaniz bunun ardindan hastaliginiz alevlenme dönemine girebilir. öte yandan bazi sizofrenisi olan kisiler çok fazla uyuyorlar. öglenden sonra saat ikide hala üzerinde pijamalari olan kissiler taniyoruz. Bu kisilerin bos zamanlarinda ne yapacagini bilmemesi de çok dogal, çünkü bu saatleri uyuyarak geçiriyorlar. Yani grup ilaçlarin uyku verici yan etkileri daha azdir. Hepimizin uykudan kazandigimiz zamani nasil degerlendirecegimizi düsünelim.</p>
<p>Üçüncü emir<br />
Stresten uzak durunuz!</p>
<p>Dördüncü emir<br />
Herkesin her gün yaptigi seyleri siz de yapiniz!<br />
Şizofrenisi olan kisiler de günde üç ögün yemek yemeli; düzenli araliklarla banyo yapmali, tras olmali. Ayrica evini ya da odasini temiz tutmali. Temizlik yapma konusunda güçlük çekiyorsaniz yakinlarinizdan yardim istemelisiniz.</p>
<p>Besinci emir<br />
Uyusturucudan uzak durunuz; alkol ve sigarada asiriya kaçmayiniz!<br />
Sokakta satilan uyusturucu ya da uyarici maddeler hepimiz için tehlikeli ve yasak. Bagimlilik yapan ya da geçici keyif veren ilaçlardan da uzak durulmali. Bu tür ilaçlar sanki sikintilari rahatlatiyor gibi düsünülse de psikotik alevlenme dönemleri arasindaki iyilik dönemlerini kisaltiyor. Alkol ne iyi ne de kötü. Ancak çok içmemeye dikkat etmeli. sizofrenisi olup da sigara içmemek neredeyse imkansiz gibi, ancak asiri sigara içmenin kullanilan ilaçlarin olumlu etkilerini zayiflattigini hatirlatalim.</p>
<p>Altinci emir<br />
Yasantinizda belirli bir düzen olusturun<br />
Hep ayni saatte yatmaya, kalkmaya, yemek yemeye özen göstermeniz gerekiyor.</p>
<p>Yedinci emir<br />
Her gün için program yapiniz!<br />
Bütün gününüzü yatakta geçirmeyin. Her gün yararli bir seyler yapmaya gayret edin. isteksizliginin üztünden gelerek ev disindaki faaliyetlere katilmaya çalisin.</p>
<p>Sekizinci emir<br />
Baskalariyla baglantiyi kesmeyiniz!<br />
Arkadaslarinizla ve diger psikotik hastalarla, tanidiklarinizla iliskilerinizi sürdürmelisiniz. Psikotik insanlar bazen çevreden uzaklasma egiliminde olurlar. Bu da iyi bir isaret degildir.</p>
<p>Dokuzuncu emir<br />
Psikiyatristinizle ve tedavi ekibinizle baglantinizi kesmeyin!</p>
<p>Onuncu emir<br />
Her hafta jimnastik ya da bedensel egzersiz yapiniz!<br />
Böyle bir aliskanligi olmayanlar için baslangiçta zor gelebilir. Bunun en kolay yolu her gün düzenli olarak yürüyüz yapmak. Her sabah yarim saat ya da sabah aksam. Ayrica evde jimnastik yapabilirsiniz ya da bir jimnastik salonuna kayit olabilirsiniz.<br />
Kaynak: http://www.pfizer.com.tr/pfizer/tr/Saglik_Insan_Icerik.aspx?IllnessId=14</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/klinik-psikoloji/sizofreni-nedir-sizofren-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antidepresanlar Etkili mi?</title>
		<link>http://www.psikotube.com/psikofarmokoloji/antidepresanlar/</link>
		<comments>http://www.psikotube.com/psikofarmokoloji/antidepresanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 12:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Psikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikofarmokoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ağır depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[Antidepresan araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[Antidepresanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hull Üni. Psikoloji Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[placebo]]></category>
		<category><![CDATA[Prof Irving Kirsch]]></category>
		<category><![CDATA[yalancı ilaçlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.psikotube.com/?p=314</guid>
		<description><![CDATA[İngiliz Hull Üniversitesi bilim adamları, 47 klinik deneye dayandırarak yaptıkları bir araştırmada antidepresanların sanıldığı kadar etkili olmadığını ortaya çıkardı. Araştırmayı yürüten Hull Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Irving Kirsch, NTV’ye yaptığı açıklamada, antidepresanlar üzerine yapılmış ve yayınlanmamış araştırmalar nedeniyle bu araştırmayı yaptıklarını belirtti. İngiliz, Amerikalı ve Kanadalı bilim adamlarından oluşan ekip, bilim adamlarının deneylerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="480" height="385"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/HuiBwRbc1uc?fs=1&amp;hl=en_US"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowscriptaccess" value="always"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/HuiBwRbc1uc?fs=1&amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"></embed></object></p>
<p>İngiliz Hull Üniversitesi bilim adamları, 47 klinik deneye dayandırarak yaptıkları bir araştırmada antidepresanların sanıldığı kadar etkili olmadığını ortaya çıkardı. Araştırmayı yürüten Hull Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Irving Kirsch, NTV’ye yaptığı açıklamada, antidepresanlar üzerine yapılmış ve yayınlanmamış araştırmalar nedeniyle bu araştırmayı yaptıklarını belirtti.</p>
<p>İngiliz, Amerikalı ve Kanadalı bilim adamlarından oluşan ekip, bilim adamlarının deneylerden sonra vardıkları sonuç şöyle: <a href="http://www.psikotube.com/tag/antidepresanlar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Antidepresanlar">Antidepresanlar</a> sadece <a href="http://www.psikotube.com/tag/agir-depresyon/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with ağır depresyon">ağır depresyon</a> vakalarında, sınırlı oranda işe yarıyor. Dünya genelinde çok satılan bazı ilaçların hastalar üzerindeki etkisi, klinik deneylerde kullanılan ve hastanın kendisini iyi hissetmesini sağlayan <a href="http://www.psikotube.com/tag/placebo/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with placebo">placebo</a>, yani ‘<a href="http://www.psikotube.com/tag/yalanci-ilaclar/" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with yalancı ilaçlar">yalancı ilaçlar</a>’ etkisinden farklı değil.<span id="more-314"></span> </p>
<p>Araştırma tıp ve ilaç dünyasında tartışmalara neden olurken, Türkiye’deki otoriteler bu iddiayla kafası karışan antidepresan kullanıcılarının ilaçlarını doktorlarına danışmadan kesmemeleri gerektiğini söyledi. Üretici firmalar ise araştırmanın, şu ana kadar gerçekleştirilen klinik çalışmalardan elde edilen verilerin sadece küçük bir bölümünün kullanılarak yapıldığını savundu.<br />
Kaynak: http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/437072.asp</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.psikotube.com/psikofarmokoloji/antidepresanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Dynamic Page Served (once) in 1.381 seconds -->
<!-- Cached page served by WP-Cache -->

