Hafızanın Kurgusu (Elizabeth Loftus)

()

0:11

Size isimli bir kişinin hikayesini anlatan üzerinde çalıştığım adli bir davadan bahsetmek istiyorum.

0:19

Titus bir restoran müdürüydü. 31 yaşındaydı ve Seattle, Washington’da yaşıyordu. Gretchen’le nişanlıydı, evlilik planları yapıyorlardı, Gretchen, onun hayatının aşkıydı. Bir gece çift, romantik bir akşam yemeği için birlikte dışarı çıktı. Eve dönmek üzere yoldaydılar, bir polis memuru tarafından arabaları kenara çekildi. Titus’un arabası o akşam bayan bir otostopçuya tecavüz eden bir adam tarafından kullanılan bir arabaya benzerdi ve aynı zamanda Titus da tecavüzcüyü andırıyordu. Bunun üzerine polis Titus’un fotoğrafını çekti ve zanlı teşhis odasına koydu. Fotoğrafı tecavüz mağduruna gösterdiler Kadın Titus’un fotoğrafını işaret etti ve “Bu fotoğraf tecavüzcüye çok benziyor” dedi. Polis ve başsavcılık tarafından açıldı ve Steve Titus tecavüzle yargılandı. Tecavüz mağduru kürsüye geçti ve “Tecavüzcünün bu adam olduğundan kesinlikle eminim.” dedi. Titus suçlu bulundu. Titus masum olduğunu savundu, ailesi jüriye çıkıştı, nişanlısı ağlayarak olduğu yere yığıldı. Titus cezaevine götürüldü.

1:36

Peki siz bu durumda ne yapardınız ? Ne yapardınız ? Titus hukuk sistemine olan bütün inancını kaybetti, fakat aklına bir fikir gelmişti. Yerel gazeteyi arayarak yardım istedi, bir araştırmacı gazetecinin ilgisini çekmişti. Gazeteci gerçek tecavüzcüyü buldu. Suçunu itiraf eden adamın o civarda daha önce 50 tecavüz davasına karıştığı düşünülüyordu. Hakime bu bilgi verildiğinde, hakim Titus’u serbest bıraktı.

2:11

Dava burada bitmeliydi. Bu olayın, davanın sonu olması gerekirdi. Titus bu olayı berbat bir yıl olarak kabul etmeliydi, korkunç bir suçlama ve hapishanede geçen bir yıl, ama artık sona ermişti.

2:23

Ancak bu şekilde sonlanmadı. Titus fazlasıyla üzgündü. İşini kaybetmişti, geri alamadı. Nişanlısını kaybetti. Gretchen, Titus’un dinmeyen öfkesine daha fazla tahammül edemedi. Titus bütün birikimini kaybetti. Bunun üzerine polise ve bu ızdırabı yaşamasına neden olan diğer kişilere dava açmaya karar verdi.

2:44

Ben tam olarak bu olaydan sonra dava üzerinde çalışmaya başladım. Nasıl oldu da Tecavüz mağduru fikrini “Bu fotoğraf tecavüzcüye çok benziyor” yerine “Tecavüzcünün bu adam olduğundan kesinlikle eminim.” olarak değiştirdi.

2:59

Titus bu davayla uğraşmaktan tükenmişti. Davayı düşünmeden geçirdiği tek bir dakikası bile olmuyordu. Kendi açtığı davadan sadece birkaç gün önce bir sabah acı içerisinde uyandı ve stres kaynaklı bir kalp krizi sebebiyle hayatını kaybetti. Henüz 35 yaşındaydı.

3:20

Psikoloji uzmanı olduğum için benden Titus’un davası üzerinde çalışmam istendi. Ben hatırlama problemleri üzerinde çalışıyorum. Yıllardır bu konuda araştırmalar yapıyorum. Uçakta biriyle tanıştığım zaman, Bu olay İskoçya’ya giderken yaşanmıştı. Uçakta biriyle tanıştığım zaman, Birbirimize “Ne işle uğraşıyorsun?” diye sorarız. Ben “ üzerinde çalışıyorum.” derim. Genellikle insanlar bana isimleri hatırlamakta yaşadıkları zorluklardan, Alzheimer’lı olan bir yakınlarından, veya benzer hafıza problemlerinden bahsederler. Fakat onlara söylemek zorundayım ki; Ben insanların unuttukları konular üzerinde değil tam tersine, insanların hatırladıkları konular üzerinde çalışıyorum. Örneğin hatırladıklarını düşündükleri yaşanmayan olaylar veya gerçekte onların hatırladıklarından farklı şekilde olan olaylar. Ben sahte anılar üzerinde çalışıyorum.

4:11

Ne yazık ki, Steve Titus birinin sahte anısı yüzünden hapse giren tek kişi değil. Amerika’da bir projede, 300 masum kişiden bilgi toplandı. İşlemedikleri bir suç yüzünden hapis yatan 300 kişi Bu suçlar yüzünden 10,20,30 yıl boyunca hapiste yattılar ve şimdi DNA testi onların masum olduğunu kanıtladı. Bu davalar incelendiğinde, dörtte üçü görgü tanıklarının sahte anıları yüzünden kaynaklanıyordu.

4:54

Peki, neydi bunun sebebi ? Bütün o masum insanları ve Titus’u suçlu bulan jüri üyeleri gibi çoğu insan hafızanın bir kayıt cihazı gibi çalıştığına inanıyor. Bilgiyi sadece kaydedersin, Daha sonra soruları yanıtlamak veya görüntüleri teşhis etmek istediğinde tekrar hatırlarsın Fakat onlarca yıllık çalışmalar gösteriyor ki bu tam olarak doğru değil. Hafızalarımız yapıcı. Onlar yeniden kurgulayıcı. Hafızanın çalışma prensibi bir Wikipedia sayfasınınki gibidir. Bilgilere ulaşıp onları değiştirebilirsin fakat diğer insanlar da bunu yapabilir. Kurgulayıcı bellek sürecini incelemeye 1970’lerde başladım. Yaptığım deneylerde insanlara kurgulanmış sahte suç ve kazalar göstererek onlara bu konuda neler hatırladıklarını sordum. Bir araştırmada insanlara kurgulanmış bir kaza gösterdik arabaların çarpıştığı esnada ne kadar hızlı gittiğini sorduk. Bazı insanlara da, arabaların birbirine girdiği anda ne kadar hızlı gittiğini sorduk. Birbirine girdiği anda dediğimiz zaman, görgü tanıkları bize arabaların daha hızlı gittiklerini söylediler, dahası, soruyu bu şekilde sormak kaza mahallinde kırık cam olmamasına rağmen insanları bize kırık cam gördüklerini söylemeye yöneltti. Başka bir araştırmada, insanlara bir arabanın dur işareti olan bir kavşaktan geçtiği sahte bir kaza gösterdik ve soru sorarken insanlara yol ver işareti olduğunu ima ettiğimiz zaman, çoğu bize kavşakta dur işaretini değil yol ver işaretini hatırladıklarını söyledi.

6:42

Bu olayların kurgulanmış olduğunu ve insanların stresli olmadığını düşünebilirsiniz. Gerçekten zor bir durumda da aynı çeşit hatalar yapılır mıydı ? Sadece birkaç ay önce yayımladığımız bir çalışmada, bu soruya cevap bulduk. Çünkü bu çalışmayı farklı kılan yönü insanları stresli bir duruma solacak şekilde düzenlenmesiydi. Bu çalışmada kişiler eğer savaş esiri olarak ele geçirilirlerse başlarına neler geleceğini gösteren bir eğitim tatbikatına giden Amerikan askerlerydi. Bu eğitim kursunun bir etabında, Askerler saldırgan, sert ve küfürlü kaba bir dile 30 dakika boyunca sorgulanıyorlar ve daha sonra sorgulamayı gerçekleştiren kişinin kimliğini belirlemeye çalışıyorlar. Onlara kendilerini sorgulayan kişinin farklı biri olduğuna dair üstü kapalı bir şekilde bilgi verdiğimizde, çoğu asker kendilerini sorgulayan kişiyi yanlış tespit ediyor, hatta çoğunlukla da onları gerçekten sorgulayan kişi uzaktan dahi andırmayan birini.

7:57

Bu çalışma gösteriyor ki insanlara yaşamış olabilecekleri bir konuda yanlış bilgi aktardığınız zaman onların , bozabilir veya değiştirebilirsiniz.

8:12

Gerçek hayatta yanlış bilgilendirme her yerde. Yanlış bilgiyi sadece sadece bize imalı bir şekilde sorulduğunda değil, kasten veya bilinçsizce bize yalan yanlış bilgi veren diğer görgü tanıklarıyla konuştuğumuzda veya medyada daha önce yaşamış olabileceğimiz bir olayın yer aldığını gördüğümüzde de edinebiliriz. Bütün bunlar anılarımızın bozulmasına yol açar.

8:41

1990’larda, çok daha büyük bir tür görmeye başladık. Bazı hastalar terapiye bir problemle gidiyorlardı, depresyon veya beslenme bozukluğu gibi ve terapiden başka bir problemle çıkıyorlardı. Dehşet verici, acımasız durumlarla iligili uç noktadaki anılar bazen satanik törenlerde, bazen garip ve alışılmadık unsurları içeren durumlarda. Bir kadın psikoterapiden çıktığında yıllarca törensel istismara maruz kaldığına, zorla hamile bırakıldığına ve bebeğinin karnı kesilerek alındığına inanılıyordu. Fakat hikayesini destekleyecek hiç bir yara izi veya fiziksel bir kanıt yoktu. Bu olaylar üzerinde çalışmaya başladığımda, bu garip anıların nereden geldiğini merak ediyordum. Ve bulduklarım gösteriyor ki bu olayların çoğu bazı özel psikoterapi çeşitleriyle ilgili. Ve kendi kendime sordum, psikoterapi sırasında olan bazı şeyler hayal gücü egzersizleri, rüya tabiri, bazı hipnoz vakaları, veya yanlış bilgiye yol açan bazı durumlar gibi, bu tarz şeyler mi hastaları bu garip, beklenmedik anıları yaratmaya yönlendiriyor? Bunun üzerine psikoterapide yürütülen süreci inceleyebilmek için bazı deneyler tasarladım. Böylece sahne anıların gelişimini takip edebilecektim.

10:25

Yaptığımız ilk çalışmalardan birinde, psikoterapide kullanılan ve bu tarz olaylarda sıkça karşılaştığımız hatırlatma metodunu kullandık. Bu yöntemi kullanarak kişinin hafızasına 5,6 yaşlarında bir çocukken bir alışveriş merkezinde kaybolduğuna dair bir anı yerleştirdik. Çok korkmuştun ve ağlıyordun. Sonunda yaşlı bir kişi tarafından kurtarıldın ve ailene yeniden kavuştun. Deneklerden dörtte birinin zihnine bu anıyı ekmeyi başardık. Bunun onlar için çok da stresli olmadığını düşünebilirsiniz. Fakat diğer araştırmacılar ve biz çeşitli konular hakkında çok daha az rastlandık ve stresli sahte anılar da ektik. Tennessee’de yapılan bir araştırmada, araştırmacıların ektiği sahte anı şu şekildeydi; çocukluğunda boğulmak üzereyken bir can kurtaran tarafından kurtarıldın Yine Kanada’da yapılan bir araştırmada araştırmacıların ektiği küçük bir çocukken “Vahşi bir hayvan tarafından saldırıya uğramak kadar kötü bir olay başına geldi.” sahte anısı deneklerin yarısında başarıya ulaştı. İtalya’da yapılan başka bir araştırmada, araştırmacıların ektiği sahte anı “Çocukken bir şeytan girme olayına tanıklık ettin.”

11:44

Şunu eklemek istiyorum: deneklerin bilim adı altında travma yaşamasına neden oluyormuşuz gibi görünebilir fakat araştırmalarımız araştırma etik kurulları tarafından bu araştırmalarda bazı deneklerin yaşayabileceği geçici rahatsızlığın hafızanın sürecini anlamak ve dünyada gerçekleşmeye devam eden hafızanın istismarını engellemek kadar önem arz etmediği gerekçesiyle onaylanmıştır

12:21

Yalnız, fark ettim ki bu çalışmayı yayımladığımda ve psikoterapinin belirli türleri aleyhinde konuşmaya başladığımda benim için bazı büyük problemler meydana getirdi: Özellikle de tehdit altında olduğunu düşünen hafıza terapistleri ve onlardan etkilenen hastalar tarafından gösterilen düşmanlık. Davet edildiğim bazı konuşmalarda silahlı korumalar tuttum, insanlar beni işten attırmak için şikayet mektubu yazma kampanyaları başlatıyorlardı. Fakat muhtemelen en kötüsü de kızı tarafından cinsel istismarla suçlanan bir kadının masum olduğundan şüpheleniyordum. Kız annesini bastırılmış bir anıya dayanarak cinsel istismarla suçlamaktaydı. Ve kız bu hikayenin film haline getirilip halka açık alanlarda sunulmasına izin verdi. Bu hikayeden şüpheleniyordum ve araştırmaya başladım sonunda da bulduğum bilgi beni annenin masum olduğuna ikna etti. Bu olayla ilgili bir belge yayımladım, ve bir süre sonra annesini suçlayan kız için dava açıldı. Onun isminden hiç bahsetmememe rağmen, beni iftira ve mahremiyet ihlali ile mahkemeye verdi. Yaklaşık beş yıl boyunca bu tatsız davayla uğraştım, fakat sonunda dava sona erdi ve işime geri dönebildim. Ancak bu süreçte, bilim insanlarının toplum geneliyle uyuşmayan konuları dile getirdikleri için mahkemeye verildiği rahatsız edici bir akımın örneklerinden biri haline geldim.

14:09

İşime geri döndüğümde, şu soruyu sordum: eğer zihninize sahte bir anı ekersem, herhangi bir yankı uyandırır mı? Gelecekteki düşüncelerinizi, davranışlarınızı etiler mi? İlk çalışmamızda ektiğimiz sahte anı şuydu: Çocukken haşlanmış katı yumurta, dereotlu hıyar turşusu ve çilekli dondurma yediğiniz zaman hastalanırdınız. Ve şu sonuca ulaştık, bu sahne anı hafızaya ekildiği zaman, insanlar bir piknikte kendilerine sunulduğunda bu yiyecekleri yemek istemediler. Sahte anılar kötü veya rahatsız edici olmak zorunda değiller. Eğer kuşkonmaz gibi sağlıklı bir yiyecekle ilgili olumlu bir anı ekseydik, insanların daha fazla kuşkonmaz yemek istemelerini sağlayabilirdik. Bu çalışmalar şunu gösteriyor ki insanların zihinlerine sahte anılar ekebilirsiniz ve bu anılar daha sonraki zamanlarda da davranışları etkiler.

15:01

Hafıza ekme ve davranışları kontrol etme becerisi beraberinde bazı önemli etik sorunları da beraberinde getirdi: “Bu hafıza teknolojisini ne zaman kullanmalıyız?” veya “Bu tekniğin kullanımını engellemeli miyiz?” gibi. Terapistler etik olarak hastalarının zihinlerine onlara yardımcı dahi olsa sahte anı ekemezler. Fakat bir ebeveyni, bu yöntemi fazla kilolu veya obez genç çocuğunun üzerinde denemekten alıkoyacak bir sebep yok. Ve ben bunu önerdiğim zaman, tekrardan itirazla neden oldu. “İşte başlıyor gene. Ebeveynlerin çocuklarına yalan söylemesini savunuyor.”

15:40

Merhaba, Noel Baba.

15:42

Bana göre bunu şu şekilde de düşünebiliriz, Çocuğunuzun obezite, diyabet, kısa bir ömür ve bunların beraberinde gelen diğer sorunlara maruz kalmasını mı yoksa çocuğunuza bir sahte anı verilmesini mi tercih edersiniz? Ben çocuğum için hangisini seçerdim biliyordum.

16:05

Fakat belki de işim beni pek çok insandan farklı biri haline getirdi. Çoğu insan anılarına değer verir, anılarının kişiliklerini, kim olduklarını, nereden geldiklerini temsil ettiğini düşünür. Bunu takdir ediyorum. Ben de aynı şekilde hissediyorum. Fakat işimden dolayı zihinde ne kadar hayal ürünü şey olduğunu biliyorum Eğer bu sorunlar üzerinde bunca yıllık çalışmamın sonucunda öğrendiğim bir şey varsa o da şudur: Sırf biri size bir şey diyor diye ve bunu kendine güvenerek, bir çok detay ekleyerek, duygularını da işin içine katarak söylüyor olması onun gerçekten yaşanmış olduğu anlamına gelmez. Gerçek anıları sahte anılardan eksiksiz bir şekilde ayırt edemeyiz. Bağımsız bir onaya ihtiyacımız vardır. Bu olayın keşfi beni arkadaşlarımın ve ailemin yaptığı gündelik hatırlama problemlerine karşı daha anlayışlı hale getirdi. Böyle bir keşif Steve Titus’u, sahte bir anı yüzünden geleceği mahvolan bir adamı, kurtarabilirdi.

17:08

Fakat bu arada, şunu bilmeliyiz ki hafıza özgürlük gibi hassas bir şeydir. Teşekkür ederim. Teşekkürler Teşekkür ederim. (Alkış) Çok teşekkür ederim. (Alkış)

Kaynak: https://www.ted.com/talks/elizabeth_loftus_the_fiction_of_memory/transcript?language=tr

Leave a comment