Albert Bandura – Sosyal Öğrenme Teorisi (Bobo Doll Deneyi)


Kuramı
Sosyal Öğrenme Kuramının Gelişimi
İnsanların birbirinden öğrenmesi olgusuna ilk dikkat çeken John Dewey olmuştur. Her bireyin bir topluluk içinde büyüdüğü ve büyümesi gerektiği değişmez bir gerçektir. Birey, sosyal etkileşimin sonucunda düşüncelerini ve deneyimlerini paylaşarak zaman içinde kendine has belleğini oluşturur.
En iyi öğrenme ortamı öğrencilerin öğretmenleriyle ve bir birleriyle ilişki içinde bulunduğu amaca uygun faaliyetlerin yapıldığı yerdir.

Sosyal öğrenmeyle ilgili başka bir kuramcı ise ’dir. Vygotsky “potansiyel gelişim alanı” kavramı kullanarak öğretmenin sosyal ortamda, öğrenenin bilgisi dahisinde ve öğretenlerin rehberliğinde (öğretmen, arkadaş, aile vb.) gerçekleştiğini savunur.
İnsanların topluluk içindeki iletişimlerini etkili hale getiren kavramlara “” diye adlandırıyor. (kavramlar, semboller, işaretler, kelimeler)
Dil, insanın en üst sistem olarak kullandığı psikolojik araçtır. Özellikle bilişsel ve dil gelişimiyle ilgilenmiştir.
Sosyal öğrenme kavramı ilk defa 1947 yılında tarafından kullanılmıştır. Rotter’a göre insan, hayatına teshir edebilen yaşam deneyimlerini etkileyebilme yeteneğine sahip bilinçli bir varlıktır. Fakat dış uyarıcılar ve pekiştireçler insan davranışlarını etkiler. İnsanlar pekiştireci iki şekilde algılar.
1) : Pekiştirmenin kendi davranışlarına bağlı olduğunu düşünerek kendi yaşamlarına sorumlu olduklarını düşünürler ve buna bağlı uygun davranışlar ortaya koyarlar.
2) : Pekiştirmenin dışsal güçlere bağlı olduğunu düşünerek sahip oldukları yetenek ve davranışlarıyla çok az şeyi değiştireceklerine inanırlar.
Eğitimde amaçlardan biride iç denetimli insanlar yetiştirmek olmak.
Bandura’nın 1960’ların başlarında öğrenmeye getirdiği yaklaşım sosyal – davranışçılıktır.
Bu yaklaşım davranışçı yaklaşımın bir kolu gibi görünse de bilişsel yaklaşımların etkisiyle daha ılımlı bir yapı ortaya koymaktadır.
: Uyarıcı ile tepki arasında aracı bir mekanizma vardır. Bu mekanizma kişinin bilişsel süreçleridir.
Dışa ait pekiştireçleri bilişsel süreci etkiler. Örneğin çocuklar cinsel kimlik rollerini önce anne – babayı taklit ederek öğrenirler.
Sosyal öğrenme kuramı, davranışçı yaklaşıma üç temel eleştiri getirmiştir.
1) Davranışçı yaklaşım doğal ortamda olanları temsil edemez.
2) Davranışçı yaklaşım yeni tepkileri dikkate almaz.
3) Davranışçı yaklaşım sadece uyarıya verilen tepkiyi dikkate alırken gelecekteki tepkileri dikkate almaz.

Bu eleştirilerle üç önemli farklılığı açığa çıkarmışlardır.
• Davranış öğrenilir fakat hemen gösterilmeyebilir.
• Öğrenme her zaman pekiştireçlere bağlı değildir.
• İnsan uyarıcıya karşı tepki veren pasif bir organizma değildir.

Albert Bandura
Davranış Değişikliği : Kişinin davranış ile ödül arasındaki ilişkiyi anlamada meydana gelen değişikliktir.
Ayrıca davranışı değiştiren pekiştirme tarifesi değil, kişinin bu tarifenin ne olduğuna dair düşünce ve değerlendirmesidir.
Sosyal öğrenmede; temel faktör bireyin başkalarını gözlemleyerek öğrenmesidir. Öğrenme ortamında öğrenen ile öğretenin etkileşim içerisinde olması öğrenene gözleme, taklit etme ve zihinsel fonksiyonlar geliştirmede gerçek fırsatın sağlanması gerekir.
Öğrenmenin etkililiği öğrenenin modelden taklit edebilme yeteneğine bağlıdır.
Gözlenen davranış sonunda modelin almış olduğu zorunlu pekiştireç (ödül) veya gözlemleyenin o davranışı taklit edip etmeme kararını etkiler.

Sosyal Öğrenme Kuramının Temel Kavramlar
: Gözlemlenen davranış sonuçları gözlemleyeni bilgilendirmekle kalmaz. Onun davranışı yapma güdüsüne de arttırır. Modelin yapmış olduğu davranışlarda ödüllendirilmesi, gözlemleyeni o davranışı taklit etmesini güçlendirecektir. Hatta yapılan davranış zor ve zevksiz olsa da sonunda ödül olduğundan o davranışı tekrar etmesini sağlayacaktır.
Dolaylı Ceza: Modelin yapmış olduğu davranış sonunda almış oldu cezanın gözlemlenmesi, gözleyenin o davranışı yapma eğilimlerini azaltır veya ortadan kaldırır.
: Korkularım bir çoğu doğuştan getirilmez, çevredeki kişilerin tepkileri gözlenerek öğrenilir.
Kendimiz yaşamaktan da başkalarının yaşantılarını gözleyerek dolaylı olarak korku, kaygı gibi duyguları geliştirebiliriz. Bu durum aynı şekilde korkuların giderilmesinde de geçerlidir.

Modellerden Öğrenme
Sosyal öğrenme kuramının en önemli öğesidir. Kişi bu yolla neler öğrenebilir?
1) Yeni bilişsel beceri ve davranışlar.
2) Öğrenilenleri güçlendirir veya söndürür. Modelin yapmış olduğu davranışlar ve sonuçlarını gözlemleyerek neyin yapabileceğini ve neyin yapılmaması gerektiğini öğrenir.
3) Model gözlemlenerek sosyal güç ve motivasyon sağlanabilir.
4) Model gözlemlenerek çevrenin ve nesnelerin nasıl kullanılacağı öğrenilir.
5) Model gözlemlenerek duygusal tepkilerin nasıl ortaya konulacağı öğrenilebilir.

Model ile gözlemleyenin karakter benzerlikleri ve özellikleri davranışın taklit edilmesi oranını arttırır. Model ile gözlemleyen arasında bazı temel özellikler bulunmalıdır.
1) Yaş = Kendi yaşlarına yakınlık
2) Cinsiyet = İnsanlar kendi cinslerini davranışlarını daha çok alırlar.
3) Karakter = İnsanlar toplumda öne çıkmış iyi karakterli ve insan ilişkileri iyi olan kişileri örnek alır.
4) Benzerlik = insanların ortak noktalarının olması model almayı olumlu etkiler.
5) Statü = Yüksek statülü modeller düşük statülü modellerden daha çok etkilidir.

Davranış Özelliği
İnsan basit davranışları karmaşık davranışlardan daha çok model alır. Model alınan davranışın sonuçlarının öğrenmeye etkisi : Öğrencilerin yapmış olduğu istenmeyen davranış, öğretmen tarafından onaylanmadığı veya kabul edilemez olduğuna dair tepki olmalıdır. Cezasız kalan her istenmeyen davranış diğer öğrencilerinde aynı istenmeyen davranışı gösterme cesaretini arttırabilir. Fakat istenmeyen davranışa karşı verilen tepki veya ceza bir başka istenmeyen davranışa model oluşturacak şekilde olmamalıdır.
Ancak olumsuz davranışların, eğer başkasına zarar verici nitelikte değilse, görmezden gelinmesi ve olumlu davranışların pekiştirilmesi daha tercih edilen bir yoldur.
Sürekli olumsuz davranışlar üzerinde duran ve ceza veren bir öğretmen, sınıf atmosferinin bozulmasına ve olumsuz davranışların pekiştirerek tekrarlanmasına neden olabilir.
Gözlem Yaparak Öğrenme İkiye Ayrılır ;
1) Dolaylı etki yoluyla başkalarının davranışlarının sonunda onların alacakları ödül veya cezanın gözlemleyenin aynı davranışı yapma veya yapmama kararına etkisi.
2) Model alınan kişinin yaptığı davranışta ödül veya ceza olmamasına rağmen gözlemleyenin modelin davranışını taklit etmesi.
Gözlem yapan kişinin modelin yaptıklarını öğrenme isteği veya öğrendiklerini daha iyi yapabilmesi durumunda özellikle modelin yüksek statüye sahip olması durumunda modelin davranışından etkilenir.

BOBO DOLL DENEYİ: 1961 yılında “” kavramını bir deneyle ispatlayan ’nın yaptığı çalışma, sonuçlarının programlarının çocuklar üzerindeki etkisine gönderme yapması açısından önem kazanıyor.
Bandura, deneyinde bazı çocuklara bir film izlettiriyor. İzlettirdiği filmde, “Bobo doll” adı verilen bir oyuncağa bağırıp söven, onu tekmeleyen bir ergin görülmekte. Bunu izleyen çocuklar, daha sonra teker teker oyuncakla dolu bir odaya alınıyorlar. Tam oyunlarının ortasında, biri gelerek bu oyuncaklarla artık başka bir çocuğun oynayacağını söylüyor. İlgi çekici bu odadan çıkarılan ve hayal kırıklığına uğratılan çocuk, içinde az oyuncağın bulunduğu bir başka odaya alınıyor. Bu odadaki oyuncakların arasında “Bobo doll” da bulunuyor. Filmi izleyen gruptaki çocukların, “Bobo doll”a daha saldırgan davrandıkları gözlemleniyor.
Bandura, bir sonraki deneyinde, bir manipülasyon daha yapıyor. Şiddeti uygulayan kişi bir grup çocuğa izletilen filmde ödüllendiriliyorken, diğer çocuklara izletilen filmde cezalandırılıyor. Sonunda olan filmi izleyen çocuklarda, davranışı daha fazla gözlemleniyor. Ancak sonunda gören birini izleyen çocuklar, davranışı yapmaktan kaçınıyor.(http://www.biltek.tubitak.gov.tr/gelisim/psikoloji/basliklar.htm)

Leave a comment