Hayat kronolojisi
1856 6 Mayıs. Musevi bir ailenin çocuğu olarak Moravya’da Freiberg’de (bugün: Příbor) doğar.
1860 Aile Viyana’ya yerleşir.
1865 İlkokula girer.
1873 Viyana Üniversitesine tıp öğrencisi olarak girer.
1876-82 Viyana’da Fizyoloji Enstitüsünde Brücke’nin yanında çalışır.
1877 İlk yayınlar: anatomi ve fizyoloji üzerine makaleler
1881 Tıp doktoru olarak mezun olur
1882 Martha Bernays ile nişanlanma
1882-5 Viyana Genel Hastanesinde çalışma, beyin anatomisi üzerinde yoğunlaşma: pek çok yayın Devamını Okuyunuz »
Freud’un Eserleri
Zur Psychopathologie des Alltagslebens (Günlük Yaşamın Psikopatolojisi)
Die Traumdeutung (Düşlerin Yorumu)
Über Psychoanalyse (Psikanaliz Üzerine Beş Ders)
Totem und Tabu (Totem ve Tabu)
Zur Einführung des Narzissmus (Narsisizmin İncelenmesine Giriş)
Unbehagen in der Kultur (Uygarlığın Huzursuzluğu) Devamını Okuyunuz »
Sigmund Freud’un Hayatı
Orta seviye bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana’ya yerleşmek zorunda kaldıklarında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı.
Lisede Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla da İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Başarılı bir öğrenciydi. Başlangıçta istemediği halde Goethe’nın yapıtlarından etkilenerek tıp okumaya karar verdi.
Üniversite yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaştı, okuldaki arkadaş çevresinden dışlandı. 1876 yılında fizyolojist Brücke’nin laboratuvarına girdi, burada anatomopatoloji ve insan sinir sistemi üzerine araştırmalar yaptı. 1881′de tıp öğrenimini bitirdi. 1883′te dönemin ünlü beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr. Theodor Meynert’in yönetiminde psikaytri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı. 1884′de kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884′te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi. (Yaşamım ve Psikanalız adlı yapıtında kokainin anestezik niteliklerini aslında bildiğini, yalnız tıp çalışmalarını bıraktığından dolayı bunların başkaları tarafından ortaya çıkarıldığını ileri sürer.) Devamını Okuyunuz »
ÇOCUKTA UYUM VE DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI :
Uyum, bireyin sahip olduğu özelliklerinin kendi benliğiyle içinde bulunduğu çevre arasında dengeli bir ilişki kurabilmesi ve bu ilişkiyi sürdürebilmesi şeklinde tanımlanabilir.
Gelişim evrelerinin getirdiği doğal zorluklara yakın çevrenin olumsuz etkileri katıldığında, çocuk ta bunlara tepki olarak çoğunlukla duygusal düzeyde bozukluklar görülebilir. Bu olumsuz tepkilere “uyum ve davranış bozuklukları” denir. Bu ana başlık altında, parmak emme, tırnak yeme, alt ıslatma gibi alışkanlık bozukluklarından, suçluluk olarak tanımladığımız anti-sosyal davranışa kadar uzanan uyum güçlükleri toplanabilir. Alışkanlık bozuklukları, çoğu fizyolojik düzeyde sayılabilecek uyum güçlüklerinin devam etmesi ve olumsuz birer alışkanlık halinde yerleşmesi şeklinde tanımlanabilir.
Çocuğun gelişmesi ve kişilik kazanması için en uygun çevre. Birçok sorunun çözülüp engellerin aşılmasıyla olumlu etkisini sürdürür. Olumlu çevreyi yaratmak güven veren, anlayışlı, sevgi dolu yaklaşımlara bağlıdır. Bu çevreyi bulamayan çocuk, güvensiz olur, karmaşık duygu, düşünce ve çelişkiler içinde bunalır. Kimsenin kendisini sevmediği, istemediği kuşkusuna kapılarak çevresindekilere inanmaz ve güvenmez. Büyüklerin ilgisini çekmek için gereksiz davranışlar yapar, bunlar bir sınırdan sonra çocuğun çevreye uyumunu bozar. Bu tür bozuklukların başında sürekli hırçınlık, sinirlilik, geçimsizlik, yalancılık, kavgacılık, söz dinlememe, kaygı ve korku hali gelir. Yaş büyüdükçe, bu tür davranışlar çevreye ve topluma uyum bozukluğu şekline dönüşür. Evden, okuldan kaçma, hırsızlık, sürekli baş kaldırma, tüm kuralları çiğneme ve saldırganlık görülebilir. Hatta çocuk ve gençlerde türlü suçlara neden olur. Bunlar arasında hırsızlık, yankesicilik, alkol uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri kullanma, kavga, tahrip, bıçak ve tabanca taşıma, yaralama, öldürme gibi hafiften ağıra giden birçok suç yer alır. Devamını Okuyunuz »
-Bir işin hazırlanmasında kendine yeterli zamanı olmasını sağlar
-Daha etkin olmasına yardımcı olur
-Kendine güveni yükselir
-Doğru karar vermesini sağlar ve sık sık karar değiştirmekten kurtarır
-Sorunlarını çözmesini kolaylaştırır.
-Her öğrenci çalışma planı yapmasını bilmelidir.
-Planlar günlük, haftalık ve aylık olarak düzenlenmelidir.
-En iyi öğrenilen saatler zor öğrenilen dersler için ayrılmalıdır.
-Çalışmak için ayrılacak saatler saptanırken çalışılacak dersin sınıfta verildiği gün ve saate yakın olmasına dikkat edilmelidir. Bu durum unutmayı azaltır, öğrenilenleri pekiştirir.
-Her öğrencinin; en iyi anlayabileceği saatler farklı olmakla birlikte herkes için etkili öğrenme zamanı uykudan önceki ve sabahın erken saatleridir. Devamını Okuyunuz »
Psikotube Yorumları